Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Karpuz Çekirdeği

Karı koca için her zaman mükemmel anlaşmak mümkün olmuyor. Zaten mükemmel kadar göreceli bir kavram olamaz herhalde. Bu göreceliğe rağmen mükemmellik evlilik kurumuna sıfat yapıldığında pek bir garip oluyor. Mükemmel insan var mı ki mükemmel evlilik olsun? Bana göre tabii. Benim evliliğim "mü-kem-mel" diyenlerden özel ders almaya talibim. Mutluluğun da mükemmellikte saklı olduğuna inanmıyorum. Bunu anlamak bir kaç senemi aldı; kafamı epey ağrıttı, uykularımı kaçırdı. M harfinin en iddalı kelimesini sözlüğümden çıkarırsam daha huzurlu olabileceğimi kavradım. Yine de beni tanıyanlara sorsanız "o mükemmeliyetçilik hastasıdır" diyebilir. Yok vallahi değiştim.

Sağlıkla nefes alabildiğimiz her gün, çocuğumuzu etrafta koşuştururken görmek, sevdiklerimizin etrafta var olduğunu bilmek mutlu olmak için en güzel sebepler değil mi? Çocuk olduktan sonra "evlilikteki (sözde) mükemmellik" bol bol sallantıya uğruyor. Çocuklarımızın bebekliklerinden itibaren konu onların sağlığı, gelişimi, eğitimi olunca eşler bol bol "bence" ile başlayan cümleler kurmaya başlıyorlar. Benceler bizce halini alamazsa vay vay vay, orta yolu bulmak için konuş konuş dur.

Bazen hakikaten üzerinde kafa yormanız gereken konular gündeme gelirken bazen de çekirdek içini doldurmayacak şeyler için komik atışmalar olabiliyor.Örneğin karpuzun çekirdeği geçen akşam bizim mükemmelliğimize gölge düşürdü! Yemek yemek, sofra düzeni ve adabı bizim evde üzerinde en çok durulan rutinlerden. Kaan'ın bizce doğru olanları öğrenebilmesi için karı-koca olarak çabalıyoruz.

"Elini yemeğine sokma", "çatal yemek yemek için kullanılır", "ağzını kapatarak ye lütfen", "sandalyede zıplarsan yemek yiyemezsin", "peçete uçak yapmaktan daha çok ağzını silmek için kullanılır", "sana da afiyet olsun Kaan", "elime sağlık mı Kaan" heeer akşam tekrar edilen sofra hatırlatmalarımız arasında klasik olmuş olanlarıdır. Her çocuk gibi o da öğrenecek tabi (Amin), biraz zaman, biraz sabır lazım o kadar... O akşam, sonu ünlemle biten bir sürü cümle kurarak da olsa keyifle yemeğimizi yedik. Bir heves mutfağa gidip hepimizin sevdiği karpuzu sofraya getirdim. Kan kırmızı, şeker gibi diye methiyeler düzerek servise koyuldum. Babayla benim yiyeceklerim doğranmış ve çekirdekli, Kaan'ın yiyeceği ise sevdiği gibi tek dilim halinde. Çekirdeklerini ayıklamış oğluma iyilik yapmışım. İyi halt etmişim! Oğlan tutturdu vay benimkinde niye çekirdek yok?

Anne:
Kaan'cım ayıkladım, daha kolay yiyebilesin diye (güzellikle).
Kaan: Yaaa çekirdek! (ayağa kalkmak üzere).
Anne: Bak bunu hap hup yersin, uğraşmazsın (hala güzellikle).
Kaan: Çekirdek istiyoruuuumm (tepinerek).
Anne: Ya Sabıır (uflayarak).
Baba: Bırak yesin çekirdekleri (hadiii?).
Anne: Niye yesin ya, ne gerek var, yutar çocuk (şaşırarak).
Baba: Eee yutsun (ne var bunda bakışları ile).
Anne: Kaan o zaman bizimkilerden ye, çekirdekleri çıkarırsın (sabırla).
Baba: Çıkarmazsan da olur Alex, yutabilirsin (inatlaşarak).
Anne: Yutma evladım, çıkart (daha çok inatlaşarak).
Kaan: Bu çekirdekler çok faydalı...(bilmiş bilmiş).
Anne: Neyi faydalı, kim dedi? (sinirlenerek).
Baba: Sen bu çocuğu kuvözde besle bence (alaycı bir edayla).
Anne: Neeee? Özeniyorum işte suç mu? (kopmak üzere).
Baba: Fazla özenme, çıtkırıldım olmasın (ciddiyetle).
Kaan: Oh oh çok güzel bu çekirdekler (afiyetle yutarak).
Anne: Size iyilik yapanda kabahat, afiyet olsun (pes ederek).

Sinirlenince yaptığım gibi monologlarımla başbaşa mutfağa doğru giderken bir daha karpuzun çekirdeklerini özenle ayıklayıp, baba oğulun önüne karpuzsuz koymaya karar veriyorum. Kaşık kaşık yesinler. Çekirdeksiz karpuz da bana kalsın. Gecenin ilerleyen saatlerinde karpuzun çekirdekleri bende gülme krizleri yaratıyor. Beni katılırken gören eşimin suratını da tebessüm kaplıyor. O geceki sürtüşme bize tuz biber değil, şeker tarçın olarak geri dönüyor. Oğlan da mışıııl mııışıl uyuyor.

Öğrendiklerim:
-Karpuz çekirdeği gibi ehemmiyetsiz şeyler için atışmaya değmez biiir.
-Çocuklar çekirdekleri yutsalar bile sonradan çıkarırlar ikiii.
-Kavunun çekirdeği karpuzun ki kadar lezzetli değildir, o zaman sofraya daha sık kavun getirilmelidir üüüüç.
-Sofrada öğretileceklerin yanı sıra öğrenilecekler de bitmez dööört.
-Fazla çabalamak her zaman takdir edilmez beeeş.
Zümrüt

2006-07-13
Bu yazı 1392 kere okunmuştur.

sesibersesiber

Ben babanın tarafını tuttum bu sevimli müsabakada A bu arada, kavunun çekirdekleri çitlenince çok güzel oluyor Çocukken çok denemiştim

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin