Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kapıda Poğaçalar

Benim için hayatımda sevdiğim ve değer verdiğim herkes bir yıldız. Benim yıldızlarım onlar. Lacivert gökyüzüne serpiştirilmiş pırlantalar gibi parıldayan, o karanlığı ışıl ışıl yapan yıldızlar.

Yıldızsız bir gökyüzü nasıl karanlık olurdu düşünsenize. Bence biraz da korkutucu, sıkıcı, kasvetli ve ağır.

Yıldızınız ne kadar çoksa, hayatınız o denli parlak olur diye düşünüyorum. Sevdiğiniz, değer verdiğiniz kişiler çok olmalı. Hayat böyle güzel ve aydınlık.

Geçtiğimiz Çarşamba benim gökyüzümden bir yıldız daha kaydı. Çok sevdiğim dayımı aniden kaybettim. Sabah kahvesini içmeye hazırlanırken zaten senelerden beri tekleyen kalbi birden durmaya karar verdi. Ailecek çok üzgünüz...

Onunla son kez görüşmemizde bizi nasıl da güldürdüğünü hatırlıyorum. Yazlığa davet etmişti hepimizi. İyi bir ruh, pasparlak bir yıldız kaydı gitti işte hep olduğu gibi.

Kocaman kara gözleri; topak topak elleri vardı. Öyle güzel yemekler yapardı ki... Yapar birde yedirmesini çok severdi. Pide yaptırırdı mesela ama içini kendi hazırladığı için bambaşka olurdu o pideler. Pidenin de lafımı olur daha neler neler hazırlar, pişirirdi.

Sonra fıkraları vardı. Nasıl ezberlerdi o kadar çok fıkrayı bilmem. Şimdi...diye başlayıp arkaya arkaya anlatırdı. İyi bir dinleyiciydi. Ya dayı ya... diye dökülmeye başladığımda beni “neyse kızım” diye yatıştırmaya çalışırdı.

Parfümleri çok sever, hep misler gibi kokardı. Sanırım bana her güzel koku onu hatırlatacak... Birde kulaklarımda telefondaki sesi var. Konuşmalarımızın sonunda “gözlerinden öperim” derdi mutlaka. “Gözlerinden öperim kızım”...

Onu özleyeceğim...

Dün yengemin dayımla ilgili anlattığı birçok güzel şeyden biri geldi kalbimin ta içine dokundu. O kısacık sözlü anlatı hayata, hayatta paylaşmanın güzelliğine dair sayfalar dolusu hatırlatmalar yaptı bana. Bazı konuların altının kırmızı kalemle kalın kalın çizilmesi gerektiğini yine anladım. İnsanlara iyilik yaparken, yardımcı olurken, onlara yaklaşırken beklentiler içinde olmamak mesela. Bir tatlı dil ve güleryüzle mutlu olmak; sevdiklerini mutlu ettiğin için huzur duymak gibi hatta.

Dayımın komşularını nasıl mutlu ettiğinden bahsetti yengem. Pazar günleri erkenden kalkıp, kendilerine alışveriş yaparken, komşularına da poğaçalar alıp, bunları kapılarına gazete torbalarının yanına asarmış meğer. Kapı çalmak falan yok, bak bunu ben aldım demek yok. Sadece asıp, usulcana evine çıkarmış.

Vefat ettiği yazlıkta da son gününe kadar her sabah hem kendine hem de komşularına gazete almayı ve evlerine kadar bırakmayı ihmal etmemiş. Sokranma, zorlanma olmadan, sırf içinden geldiği için...

Anneciğim de turfanda çıkan meyve, sebzeleri hep önce dayımın getirdiğini anlatır. Onlar kardeşliği o kadar güzel yaşadılar ki. Sanırım biz kardeş, evlat tutkunluğu biraz da onlardan öğrendik.

Kapıda poğaçalar... İnsanı güne ne güzel başlatır değil mi? Kim bilir kaç kişinin yüzüne sabah tebessümünü oturttu benim topak elli, güzel kalpli dayım.

Diyecek fazla birşey yok. Şimdi bambaşka bir gökyüzünde nasıl da parıldıyordur. Değer verdikleriniz için poğaça ilahi değil, illa ki bundan sonra. İlla ki poğaça.

Kulaklarımda sesi:

“Gözlerinden öperim kızım”

...

“Ben de ellerinden öperim dayıcığım.”

Huzur içinde yat.

2008-07-27
Bu yazı 1099 kere okunmuştur.

FASULYEFASULYE

Babamı kaybettiğimde 1,5 aylık evli ve gurbetteydim.Elini öpmeye gidecekken cenazesine gittim.Henüz evimi bile göremedi..Ama beni hep gelinlikle görmek isterdi.Düğünümde bana "Kızım,insan mutluluktanda ağlarmış "dedi.Canım BABAM huzur içinde yat....

aa

canım arkadaşım yılbaşından beri gelmek istedim hep birşeyşer engel oldu... Bu sene arda arda 2 dedem öldü üstüne bu yazıyı okudum yine içimde biryerlerde çok dokundu yazı.. Ama o kalbi güzel dayının yaptıklarını okumak hala böyle birileri oldugunu bilmek tebessüm ettirdi...Böyle şeyler demek hep filmlerde olmuyormuş dedirtti. Başın saolsun mekanı cennet olsun. en kısa zamanda artık görmek istiyorum sizi... Aytül keskin

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin