Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Prof. Dr. Şükrü Cin Mesa Hastanesi

Prof. Dr. Şükrü Cin Mesa Hastanesi

Yazarın Son yazıları

Kansızlık

Vücudumuzda damarlar içinde dolanan kan birçok önemli işleri gerçekleştirir. Bunların içinde en önemli ve yaşam için kaçınılmaz olanı, akciğerlerde nefes alırken içeri çekilmiş oksijen kan tarafından alınır ve atardamarlar yolu ile vücudumuzun her yerindeki dokulara verilir. Aynı zamanda kan bu dokulardan karbondioksiti alır ve toplardamarlar yolu ile akciğerlere taşır ve nefesle verilen havaya geçer. Bu işlevi kan hücrelerinin çoğunu oluşturan, demirce zengin kompleks bir madde olan hemoglobin içeren Kırmızı Kan Hücreleri (Alyuvarlar – Eritrositler) gerçekleştirir.

Kansızlık(Anemi), hemoglobin düzeyinin azaldığı durumdur. Aynı zamanda Alyuvarların sayısıda azalır. Ülkemizde ve Dünyada en sık görülen kansızlık nedeni, ‘Demir Eksikliği’dir.

DEMİR EKSİKLİĞİNİN ÖNEMİ
Demir eksikliği anemisi(Kansızlık), yalnızca gelişmekte olan ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de önemli bir sorundur. Gelişmiş ülkelerde %4-20 oranında görülen kansızlık sıklığı, az gelişmiş ülkelerde 0-5 yaş grubu çocuklarda % 80’lere varmaktadır. Amerika’da sıklıkla 15 aylık bebeklerde olmak üzere, 6-24 aylık bebeklerde % 3-24, 6 ay- 36 aylık grupta ise % 14-44 oranında demir eksikliği anemisi saptanmıştır.
Ülkemizde en sık görülen beslenme sorunu ve kansızlık nedeni demir eksikliği anemisidir. Ulusal Beslenme ve Sağlık araştırmasına göre; 0-5 yaş arası çocukların %50’si yani yarısı, 5 yaş üzeri çocukların %28’i yaklaşık 1/3’ı kansızdır.

EN SIK HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
Demir eksikliği, özellikle 6-24 aylık bebeklerin, okul öncesi çocukların, genç ergenlerin ve doğurganlık çağındaki kadınların önemli bir sorunudur. Bu gruplarda sık görülmesinin başlıca nedeni genellikle besinler ile alınan demirle onların gereksinimi arasında bir dengesizlik olmasıdır.

Çocukluklarında daha az beslenen ve bu nedenle bodur kalan kız çocuklarında, gebelik ve doğum sırasında yüksek risk söz konusudur. Gebe kadınların % 73.9’u, emzikli kadınların %65’i ve doğurganlık çağındaki kadınların % 50’sinde demir eksikliği anemisi görülmektedir.

NEDEN ÇOCUKLARDA DEMİR EKSİKLİĞİ SIK GÖRÜLÜYOR?
Yenidoğan bebeğin vücudunda 0.5 g demir bulunur. Erişkinde ise 4-5 g’dır. Bu açığı kapatmak için ilk 15 yılda günde ortalama 0.8 g demir emilimi olmalıdır. Erişkinler günlük demir gereksiniminin %90’nını yaşlanan kırmızı küre yıkımı sonucu açığa çıkan vücut içindeki(endojen) demirin tekrar kullanılımıyla sağlarken, çocuklarda bu %70 oranındadır. Bunun anlamı, çocuklar günlük demir gereksiniminin %30’unu besinlerle almak zorundadır. Bu da günlük 1 mg demir emilimi olmasıyla gerçekleşir. Bebek ve çocuklarda ayrıca hızlı gelişme ve büyüme nedeniyle gereksinim arttığı için, bunun besinlerle yeterince karşılanılamaması sonucunda demir eksikliği fazlaca gelişir.

İlk 6 ayda bebeklerde endojen demir yeterli olur ve bundan sonra besinler ile demir yeterince alınmalıdır. Bebeklerde hızlı gelişme ve büyüme sonucunda gereksinim artmıştır ve özellikle tahıl ile beslenenlerde yeterli demir alımı olmayacağı için demir eksikliği gelişir.

Ergenlik döneminde hızlı gelişme ve büyüme sıçramasına ek olarak genç ergen kızlarda adet kanamalarıyla kayıp da arttığı için demir gereksinimi daha da artmıştır.
Gebelikte ise gereksinim artmıştır. Ülkemizde annelerin beslenmesi de yeterli değildir. Özellikle çocukluk döneminde demir yönünden yeterli beslenmeyen ve genellikle tahıl ile beslenen ve bu nedenle bodur kalan kız çocukları gebelik ve doğum sırasında yüksek riske sahiptir.

Müstakbel annede hafif kansızlık varsa, anne karnındaki bebek pek etkilenmez ancak anne kansızlığı ile erken doğum arasında bir ilişki vardır. Gebe kadınların %73.9’u, emzikli kadınların %65’i ve doğurganlık çağındaki kadınların %50’sinde demir eksikliği anemisi görülmektedir.

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
Demir eksikliği anemisi, vücuttaki demir miktarı gereken ölçüde Hemoglobin yapılmasına olanak vermeyecek kadar az ve yetersiz olduğu zaman meydana gelir. Vücutaki bu eksikliğin bir çok nedeni vardır. Çocuklarda ki demir eksikliğnde ana neden gereksinim artması, yetersiz alım, ender olarak ta kanamayla demir kaybının olmasıdır. Genellikle alınan demir ile çocuğun gereksinimi arasında dengesizlik söz konusudur. Artmış olan gereksinim yeterince karşılanmazsa özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde demir eksikliğine neden olur.

Demir yönünden zengin besinlerin ve demir ile zenginleştirilmiş mamaların yeteri kadar tüketilmemesi ya da demir içeriği az olan besinlerle beslenme alışkanlıkları gibi besinsel yetersizlik ve demirin barsaklardan emilimini engelleyen yalnızca inek sütü ve tahıl gibi besinlerin fazla tüketilmesi gibi besinsel etmenler nedeniyle demirin yetersiz alımı demir eksikliğine yol açan en önemli nedenlerdir.

Ayrıca süt çocukluğu döneminde inek sütü duyarlılığı nedeniyle barsaklardan gizli kanama, ergenlik ve hamilelerde adet kanamaları yolu ile demir kaybının artması ve bunun besinlerle karşılanamaması diğer bir nedendir.

BESİNLERDE DEMİR
Demir, doğada suda erimeyen ferrik hidroksit kompleksi şeklinde bulunur. Bitki ve bakteriler çok kuvvetli demir bağlayıcıları olduğu için, bu sayede demiri resorbe edebilirler. Fakat vertabralılarda demirden yararlanılabilmesi için besinlerle alınan demirin barsaklardan emilimi gerekir.

Besinlerdeki demirin %90’nı inorganiktir (Non-hem) ve emilimi çok az olup ancak %5 oranında emilebilirler. Ayrıca besinlerdeki Fitat, tannat, Ca, fosfat, demir emilimini azaltır. Aminoasitler, Cvit, asit pH emilimi artırır. Besinlerdeki demirin %10’u ise organik(hem) demirdir(Etteki miyoglobindir ve kandaki hemoglobin). Bu besinledeki demirin emilimi kolay ve emilim miktarı % 20-30 civarındadır.
Besinlerle alınan demirin ancak %10’u emildiği için günlük gereksinim olan 1 mg demir alınabilmesi için 10 mg demir alınmalıdır.

DEMİRDEN ZENGİN BESİNLER:
Anne sütü :6 aya kadar bebeğin yeterli demir alımını sağlar. Laktoferrin ve askorbik asit içerdiği için demir emilimi fazladır.
•Kuzu, tavuk, balık
•Et-Myoglobin
•Yumurta sarısı
•Karaciğer, böbrek, dalak
•Yeşil, sebze ve meyveler
•Üzüm pekmezi
•Kuru baklagiller( mercimek, nohut, fasulye)
•Kuru üzüm, ceviz, fındık
•C vitamini içerdiği için Demir emilimini artıran besinler; Turunçgiller , Yeşil biber ve yeşil bitkiler (ıspanak, maydanoz), Domates

DEMİR İÇERİĞİ YETERSİZ OLAN BESİNLER
•İçerdikleri fitat, tannat ve fosfat nedeniyle demir emilimini güçleştiren besinlerdir
•Tahıl ürünleri (pirinç, nişasta)
•Çay

DEMİRİN VÜCUTTAKİ FONKSİYONLARI
Yaşayan hücrelerin enerji gereksinimi, organik maddelerin oksidasyonu(yanması) ile elde edilir. Bu oksidasyon için olmazsa olmaz oksijeni dokulara alyuvarların içindeki hemoglobin verir. Bu işlemi ise demir sağlar.
Demir eksikliğinin sonucunda demir içeren doku proteinlerinin azalması;
•Tüm hücresel fonksiyonlarda bozukuluklara neden olur.
•Büyüme ve motor gelişmede, motor ve mental testlerde gerilik, algılama fonksiyonlarında azalma, beyin işitsel uyarı testinde azalma ve olgunlaşmada gecikme, katılma nöbetlerinde sıklaşma
•Davranış ve bilişsel fonksiyonlarda değişiklikler
•Fizik yetenek ve işgücünde ve egzersiz toleransında azalma, çabuk yorulma
•Bağışıksal yanıt, infeksiyonlara dirençte azalma
•Deri ve mukozalarda olumsuz etki
•Termoregulasyonda bozukluk, soğuğa duyarlılık yaratır.

DEMİR
Demir yaşayan hücrenin enerji metabolizmasındaki temel rolü nedeniyle yaşam için gerekli bir elementtir.
•Tüm canlı hücrelerin normal yapısını ve işlerini sürdürebilmesi için gerekli
elementtir.
•Yaşayan hücrelerin enerji gereksinimini sağlayan oksijenin dokulara taşınmasını
alyuvarların içinde bulunan hemoglobin ve onun vazgeçilmez yapıtaşı demir tarafından yapılır.
•Bebeklik döneminde santral sinir sistemi ve hücre olgunlaşmasında önemli rolü
vardır.

8-15 aylık dönemde (bu 18 ayda olabilir) demir eksikliği anemisi olması psikomotor ve bilişsel gelişimi geciktirip geri dönüşümü olmayan bir geriliğe neden olur ve bunların zeka düzeyini yaklaşık 9 puan geriletebilir. Hayatta en hızlı beyin gelişiminin görüldüğü bebeklik ya da süt çocukluğu döneminde demir eksikliği anemisinin, çocukların bilişsel işlevleri üzerine uzun süreli etkisi olduğu ve kansızlık oluşunca uygun demir tedavisi ile dahi bu işlevlerin tam olarak geri dönmediği yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Bu çocuklar, ileriki çocukluk döneminde daha içe kapanık ve çekingen davranmakta, çocuğun çevresi ile etkileşimi gecikip, dikkat, öğrenme ve hafızayı etkileyerek zihinsel ve nörolojik işlevleri bozmaktadır. Okul öncesinde bu çocukların dikkatlerini toplamada ve görsel uyarılar arasında ayırma yapabilmede güçlüklerle karşılaştıkları görülmüştür. İlkokul ve daha ilerki yaşlarda fizik büyümeye etki ettiği gibi bilişsel ve psikomotor gelişmeyi etkiler, okul başarısını engeller. Bu dönemde okul başarısızlığının kansızlık (anemi) ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Okulda öğrenmeleri yetersiz ve algılamaları bozulmuştur, derslere karşı isteksizdir, öğleden sonraki dersleri izlemeleri yetersizdir, huzursuzdur ve uyku bozuklukları olabilir.
•Çocuklarda bağışıklık sistemine etki ederek bakterilere karşı hücresel öldürme
yeteneklerini azaltarak ve hücre sayısının azalmasına neden olarak enfeksiyonlara karşı direnci azaltır ve sık enfeksiyon olmalarına yol açar. Önemli olan bu bozuklukların demir eksikliği anemisi belirgin hale gelmeden başlamasıdır. Nitekim bu çocuklar kansızlık (anemi) nedeniyle değil daha çok bir enfeksiyon nedeniyle ya da sık enfeksiyon geçirme nedeniyle doktora başvururlar. Kansızlık (anemi) daha çok tesadüfen ve araştırma sonrası ortaya çıkar.

Demir eksikliği anemisi ve enfeksiyon arasında kısır döngü vardır. Demir eksikliği---hücresel bozukluk---enfeksiyon---demir emilimi ve kullanımında bozukluk----demir eksikliğini artırır.
•Gebe kadınlarda bebek sağlığını etkiler. Erken doğuma ve düşük doğum ağırlıklı
bebek doğmasına neden olarak anne ve bebek ölümlerinin artmasına yol açar.

DEMİR EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Çocukluk yaş grubunda demir eksikliğini belirtileri özgün değildir. Belirgin kansızlık ortaya çıkana kadar tanımlaması güçtür. Öylesine yavaş gelişme eğilimindedir ki sıklıkla bunları fark etmek zordur. Demir eksikliği anemisi yaş gruplarına göre farklı belirti ve bulgular verebilir.

Bebekler iştahsız, huzursuz, neşesiz, halsizdir, hareketleri yavaştır, uyku bozuklukları olabilir. Bu bebeklerde fizik muayenede göz kapaklarının içi, avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatakları soluktur. Ancak bütün bu belirtiler silik kalabilir.

Çocuklarda ana belirtiler halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, huzursuzluk, çarpıntı, egzesiz yapamama, nefes darlığı ve solukluktur. Ancak demir eksikliği bu yaş grubunda fiziksel büyümeyi,bilişsel ve psikomotor gelişmeyi etkiler, infeksiyonlara direnci azaltır ve okul başarısını etkiler.

Yuva ve okul çocukları, yorgun görünürler, okulda öğrenimleri yetersiz ve algılamaları bozulmuştur, isteksizdir, öğleden sonra desrleri izlemeleri çok güçtür, dikkat, hafıza ve öğrenmeyi etkiler ve yetersiz olur, dikkat azlığı, öğrenme güçlüğü, problem çözme güçlüğü, okul başarısında azalma ve daha içe kapanık ve çekingen davranma gözlenir.

ÖNLEMLER
Demir eksikliği anemisi korunabilir bir hastalıktır. Bebeklerde tanı için 6. ve 12. aylarda kan tahlilleri yapılmalıdır. Demir eksikliği anemisini önlenmesi için;

1.Besinlerle yeterli ve kullanılabilir demir verilmesi
2.Anne sütü ile beslenme:
Anne sütü ile beslenmenin korunması, sürdürülmesi ve yaygınlaştırılması en önemli önlemdir. Yaşamlarının ilk 6 ayında yalnız anne sütü alan bebeklerde almayanlara oranla demir eksikliği anemisinin az olduğu gösterilmiştir. İlk 6 ayda hem bebeğin anneden aldığı demir deposu yeterlidir hem de anne sütündeki demir daha kolay emildiği için kullanımı da kolaydır.

Anne sütü ilk 6 ay bebeğin en önemli besinidir. Günümüzde bebeklerin ilk 6 ayında yalnız anne sütü ile beslenmesi, 6 aydan sonra ek besinlere başlanması ve emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi önerilmektedir. Bu beslenme biçimi doğal beslenme olarak tanımlanmaktadır. Anne sütü ile beslenmenin ‘gelenek’ olduğu ülkemizde doğumdan sonrası ilk ayda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. Ancak daha sonraki aylarda anne sütü verme oranı azalmaktadır. Ulusal Beslenme ve Sağlık araştırmasına göre genel emzirme oranı %95’tir. İlk saatte emzirme %52.8, ilk günde emzirme %84.8 bulunmuştur.

Daha sonraki günlerde emzirme ve anne sütü alma oranının azaldığı saptanmıştır. İlk 3 ayda sadece anne sütü alana bebek oranı %10.4’e düşmekte buna karşın bebekler 2-3 aylık olduklarında demir emiliminin az olduğu tahıla dayalı besinlerin ek besin olarak başlama oranı giderek artmakta ve %55’lere ulaştığı görülmektedir. Ayrıca 3 ayın altındaki her 5 bebekten birine hazır mama verilmektedir.
Oysa anne sütü ile emzirme sağlıklı beslenmenin üç temel öğesi; yiyeceği, sağlığı, bakımı kusursuz biçimde kaynaştırmaktadır.

Yapılan araştırmalarda bebeklik döneminde anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeyi mama ile beslenenlere göre yaklaşık 8 puan daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu nedenle bebeklerde demir eksikliğinin önlenmesinde ilk basamak emzirme ve anne sütü ile beslenme olmalıdır.

•Süt çocukluğu döneminde ek besinler verilmeden yalnızca inek sütü verilmemesi:
İnek sütü ile yapılan mamalar inek sütündeki demirin barsaktan emilimi iyi olmadığı ve aynı zamanda inek sütüne karşı reaksiyonlar sonucu gizli kanmalara neden olduğu için demir eksikliğinin oluşmasına yol açmaktadır. Ancak inek sütü kaynatılarak ve sulandırılarak ayına uygun besinlerle birlikte verilebilir. İlk 1 yılde günde 500 cc’den fazla süt almaması önerilmektedir.

•Biyoyararlılığı yüksek demir içeren besinlerin diyette artırılması ve yeterince verilmesi (Et, yumurta sarısı, tavuk, balık, üzüm pekmezi)

•Bitkisel kaynaklı ve biyoyararlılığı düşük demirin emilimini artıran C vitamini içeren (turunçgiller, yeşil bitkiler vs.) her öğünde tüketilmesi

•Demir emilimini azaltan tahıl ürünleri besinlerinin (fitat, tannan, oksalat) az tüketilmesinin sağlanması

•Besinlerin demirden zenginleştirilmesinin sağlanması

2.Demir desteğinin verilmesi
Demir eksikliği kansızlığının önlenmesindeki önemli basamaklardan biri de artmış olan gereksinimi karşılamak için demir desteğinin ( profilaksi) verilmesidir.
Zamanında doğan bebeklerde 4. aydan sonra vücuttaki demir depoları, hızlı gelişme nedeniyle artmış olan gereksinimi karşılayamaz. Hemoglobin yapımı için oldukça fazla demire gereksinim vardır.

Ülkemizde demirle zenginleştirilmiş mama ve diğer besinlerin tüketimi yetersiz olduğu için Sağlık Bakanlığınca bebeklere 4 ve 6. aydan itibaren 1 mg/kg/gün demir sülfat damla olarak verilmekte ve 3 yaşına kadar kullanılmaktadır. Erken doğan bebeklerde ise demir depoları daha az olduğundan ve daha hızlı geliştiklerinden demir depoları daha çabuk boşalır, bu nedenle düşük doğum ağırlığı olan bebeklere 2. aydan sonra 2mg/kg/gün demir sülfat damlası 3 yaşına kadar sürdürülür.

Gebelikte hemoglobin düzeyleri ile bebek demir depoları arasında olumlu ilişkiler saptanmıştır. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınlarda gebe kalmadan önce demir desteğinin verilmesi doğacak bebekte demir eksikliğinin gelişmesini önlemektedir.


Prof. Dr. Şükrü Cin
MESA Hastanesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı

2007-10-30
Bu yazı 1484 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin