Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kan Gölü!

Son birkaç yıldan beri beni çileden çıkaran ama etrafımdaki kadınlı erkekli büyük bir çoğunluğu müptelası yapan diziler sayesinde insanlar trans halinde televizyonların karşısına çivileniyorlar.

Bu kadar çok dizinin haftanın her ama her günü nasıl takip edilebildiğini anlayabilmiş değilim. Benim bunları seyretmeye ne vaktim ne de gönlüm var.

Yakınlarımdan biliyorum; saatleri çakışan diziler olunca videoya kayıt yapıp bilahare seyrediyorlar. Televizyon sosyal hayatı çoktan yemiş yutmuş.

Bu dizilerin adları, konuları ve kahramanları konusundaki cehaletim yüzünden sıklıkla vuku bulan dizi odaklı muhabbetlerin dışında kalıyorum. Üzücü bir durum!

Aslında Aliye’yi düzensizde olsa takip ettiğimi ve Aliye eski kocasına dönmediğinde biraz burulduğumu itiraf etmeliyim (huh?). O güzelim diziyi de sakız gibi uzata uzata tadını kaçırdılar ya helal olsun.

Bu ülkede neden bu kadar çok dizi çekiliyor? Zaten zor olan hayatlara dramatik ve son derece yıkıcı mesajlar veren serilerle acı biber serpiştiriliyor. Neden eskisi gibi yarışma programları yok? En çok seyredilen kanallarda neden bilgilendirici programlar, belgeseller, sohbetler az? Ben mi kaçırıyorum bunları acaba? Her neyse, olayın sosyal boyutu bu yazıyı aşar. Beni televizyonun çocuk yaşamındaki yeri daha çok ilgilendiriyor.

Televizyonun çocuklar için de bilgilendirici ve eğlendirici en kuvvetli araçlardan biri olduğu tartışılmaz. Ancak bu mecradan optimum yararı elde etmeleri neyi ne kadar seyrettikleriyle düz orantılı. Çalışmalar aşırı televizyon seyretmenin çocuklarda hiperaktivite, dikkat toplama eksikliği, öğrenme zorlukları gibi problemleri birlikte getirdiğine dikkat çekiyorlar. Yani ucunu kaçırmadan baştan sıkı tutmak lazım.

Geçen aylarda lokal kanallardan birinde ilkokul çocuklarına soruyorlar:
-Ne kadar televizyon seyrediyorsun?
-Çok değil önce derslerimi yapıyoruuuum sonra iki saat kadar TV seyrediyorum.
-Ne seyrediyorsun?
-Aliye, Ihlamurlar Altında…

Şaşıracak bir şey yok. Başka seyredecek bir şey var mı ki, çocuklar seyretsin? Neden çocuklar için eskisi gibi bilgi yarışmaları yapmazlar. Ne biliyim tarihimizi, coğrafyamızı onları sıkmayacak bir şekilde anlatmazlar. Kanallar çok affedersiniz abuk subuk diziler, hatta çizgi filmlerle kaynıyor. Sonra şiddetin sosyolojik boyutları inceleniyor. Bu çocuklar neler seyrediyorlar Allah aşkına. Ne bekliyoruz…

İşte bizim evden esaslı bir örnek. Kaan son aylarda hayt huyt sesleri ile boks, karate, uçmaca, vurmaca hareketlerini aşırı boyutlara taşımıştı. Mevcut iki çocuk kanalında seyrettiği bizim o sıra çizgilere saklı şiddetin boyutlarını anlayamadığımız çizgi filmleri televizyon izni olduğu saatlerde izlemeden duramıyordu.

Bir gün babasına çizgi filmlerdeki kahramanların etrafı kan gölüne çevirdiğini söylemiş. Doğal olarak “kan gölü” dört buçuk yaşındaki bir çocuğun ağzından duymayı isteyeceğiniz en son şeylerden biri olduğu için anne baba olarak en acil tarafından o gün o iki “çocuk” ! kanalını kilitledik. Uzaktan kumandanın birkaç tuşuna basarak kanalları seyredilemez hale getirmek iki dakikamızı aldı.

Çocukların her seyrettiklerinin illa ki bir şeyler öğretmesi gerekmediğini, onların kafa yormadan da keyifli dakikalar geçirmelerini gerektiğine inanıyorum ama şiddet içeren her şey çizgi film bile olsa onların hayatlarının dışında kalmalı.

O kanallar seyredilemez hale getirildiklerinden beri problem kalmadı. Biz de dersimizi aldık. Çizgi bile olsa çocuğun ne seyrettiğini kontrol etmeyi öğrendik. Hâlbuki bebekliğinden beri yaş grubuna uyumlu edindiğimiz eğitici aynı zamanda eğlendirici dvd'lerin haddi hesabı yoktu. Demek ki amazon.com’u didik didik edip, Baby Einstein’ları, Dora'ları, Franklen'leri sıralamakla bu iş bitmiyormuş.

Televizyonun büyükler için olduğu kadar çocuklarımız için de dünyaya açılan kapılar olduğu gerçeğini yok sayamayız. Televizyondan iyinin yanında maalesef kötü ve gereksizi de çarçabuk öğrenebiliyorlar.

Her konuda olduğu gibi sorumluluk yine bizlerin. Onlara seyrettirecek güzelim çizgi filmleri, belgeselleri bulmak ve onlarla birlikte keyfini sürmek bize de iyi gelmez mi?

Özet olarak;
-Çocukların neler seyrettiğini denetleyin.
-Çocuklar etrafınızda olduğu sürece kendi seyrettiklerinizi de gözden geçirin.
-Televizyon seyir saatlerine kısıtlama getirin.
-Onaylamadığınız kanallara erişimlerini engelleyin.
-Yemek yerken televizyonu kapalı tutun.
-Televizyonu bakıcı niyetine kullanmayın.
-Doğru programları seçerek meraklarını kamçılayıp, keşfetmelerini sağlayın.
-Televizyonun aile birlik ve beraberliğinden çalmasına fırsat vermeyin.

Hepinize güzel bir hafta diliyorum.
Zümrüt

2006-12-04
Bu yazı 1136 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin