Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kadınım, Öyleyse Yapabilirim!

“Vazgeçmeye hazır olduğum zamanlar oldu, kızdım kendime Güzel gözlü, beyaz bir kuş geldi kondu pencereme. Sakın dedi, sakın bitti zannetme. Cesur ol, sadece inan kendine. Baksana hayat senin için aslında bir mucize.”

Aslında farklı zamanlarda, benzer mücadeleler veriyoruz hepimiz. Mutluluğun kanat olup bizi uçurduğu günlere tezat, sıkıntıların içinde nefes alamaz hale geldiğimiz günlerde oluyor. Ama öyle, ama böyle hayat akıp gidiyor. Durmadan koşturuyoruz.

Koşturma deyince daha çok kadınlardan bahsediyorum tabi. Bizim hayat telaşımız daha bir başka gibi geliyor bana. Her şeyden önce cinsiyetimizin üzerine yapışmış sorumluluklarımızın hepsini layığıyla sürdürme mücadelemiz var.

İyi anne, iyi eş, iyi ev kadını, iyi iş kadını, iyi evlat, iyi arkadaş diye uzayıp giden kimlik listemizdeki bu iyi olma zorunluluğu bizi yoruyor, nereye ve kime yetişeceğimizi bilemiyoruz. Bazen bunalıyor, sıklıkla yorgun düşüyor, seyrekte olsa isyan ediyor, en önemlisi kendimiz için yapabileceklerimizi erteleyip duruyoruz. Ah bir de vicdan azabı durumu var! Bir görevimizi diğerinden daha iyi yapıyorsak, ‘eyvah öbürü ne olacak şimdi’ kaygısı kalbimizi sıkıştırıyor. Kendimizden çok etrafımız için soluduğumuz yaşam içinde o çok önemli bildiğimiz hayallerimizi gerçek yapmaya vakit bulamaz hale geliyoruz.

Etrafımdaki çeşit çeşit kadınlara bakıyorum. Bazılarının zekasından, dinamizminden, felsefesinden feyz alıyor, kendi hayatıma değer ve kolaylık katacak yönlerinden örnekler çıkarıyorum.

Kişileri, olayları, oluşumları iyi yönleri ile görüp hayatın keyfini süren ve bunu katlamak için hep arayış içinde olup, bulmak yerine yaratma kabiliyeti olan mutlu kadınları;

Tüm zorluklara, engellere ve çelmelere rağmen hayatlarına sebat, azim, gayret ve ısrar katmış, ne istediğini bilen ve elleri patlayana kadar yaşantılarına asılan kuvvetli kadınları;

Yapabilirim çünkü kendime inanıyorum, sorunlarımın çözümü, hedeflerimin anahtarı bende demeyi ve bunlar için adım atmayı bilebilen cesur kadınları takdir ediyor ve onlardan biri olmak için kendimde telkin gücü buluyorum.

Sonra diğer kadınlara takılıyor gözüm.

Vaktini ummakla geçiren, hedefsiz, kendi kıymetini etrafındakilerin huzuruyla ölçüp hayatın merkezine koşmak yerine kıyısında köşesinde yuvarlanıp giden kadınlara bakıyorum.

Onlar;

Ellerinin altında olanlar yerine, olmayanlara takılıp “Neden ben?” sorusunun içinde yitip giden mutsuz kadınlar;

Riayet ederek, kabullenmişlik içinde kıvranan ama kendilerini boğan mevcut durumdan sıyrılabilmek adına çaba göstermeye hali olmadığını zanneden zayıf kadınlar;

Kendine ve başkalarına güvenini yitirmiş, kendini keşfetmekle hiç uğraşmamış, ümitlerini ümitsizliğe teslim etmiş, köşesine sinmiş korkak kadınlar değil mi?

Tüm yüklerine rağmen hayatı kadın olarak yaşamak çok anlamlı. Mutluluk tam kıvamına gelmek için kuvvet ve cesaret istiyor. Zayıflık ve korkaklık ise kadına hiç yakışmıyor.

Hayatımız bize sunulmuş bir toprak parçası gibi. Ne ekersek, onu biçiyoruz. İşte bunun için hayat bazıları için çalılar, dikenler, diğerleri için mis kokulu çiçekler misali… Sevgiyle emek sarf ettiğimizde, mükemmelliği kendimize göre şekillendirdiğimizde er yada geç beklediğimiz gibi bir hayata sahip olabiliyoruz.

Velakin hayatı son kullanma tarihi olduğunu bilerek, istediğimiz gibi dibine kadar yaşamak, ona sevgi ekmek gerek. Kadın olmak zaten büyütmek, sevgiyi koşulsuz kabul edip, kucak kucak vermek değil mi?

Evet, gerçekten de daha pozitif olmak gerekiyor. Mutluluğun büyük sırrının kitap sayfalarında falan değil, kalbimizin tam ortasında, benliğimizin içinde saklı olduğuna inanıyorum. Bunun için de cinsiyetimizin yüklerini çok abartmadan, hayata “kadınım öyleyse yapabilirim” diye bakmakta fayda var sanırım. Maalesef mutluluk kimseye al buyur bu da benden olsun diye sunulmuyor. Mutluluk cesaret, emek, inanç ve paylaşım olursa geliyor.

Ne olur hayallerinizi hayal etmekle kalmayın. Yapamam, çok geç, çok zor diye hiç bir hayalinizi ertelemeyin. Evliliğinizi, anneliğinizi, yoğunluk veya yorgunluğunuzu bahane etmeyin. Unutmayın hayatta gerçekleştirilmesi mümkün olmayan çok az şey var. Elden gelen yapılanlarla sınırlı değil; tek ihtiyacımız biraz daha inanç, biraz daha cesaret. Etrafınızda size bu gücü verecek kişiler varsa, bir kişi bile varsa şanslı sayın kendinizi. Şükredin anne babanız, kardeşleriniz yanınızdaysa. Size sadık, sizi seven ve kollayan bir eşiniz varsa. Şükredin o güzel evlatlarınıza ve sevdiklerinizle nefes aldığınız her dakikaya.

Hadi istediğiniz gibi bir hayata kanatlanın, hem de en kısa zamanda…Mesela yarın sabah kalkınca?

Hedeflerin tam onikiden vurulacağı muhteşem bir yeni sene diliyorum hem size hem kendime. Bu sene gönlünüzden geçenleri sakın ertelemeyin. Mutluluk ve başarı sizde saklı, yeter ki sağlık olsun!

*Bebeğim ve Biz Ocak 2009 sayısında yayınlanmıştır.

2009-01-14
Bu yazı 1100 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin