Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

İyi Bayramlar

Çocukların her zaman sevdikleri ve asla ret etmedikleri yemekler var şüphesiz. Makarna, pilav, her türlü şehriyeli yemek bunlardan birkaçı. Bizde de böyle. Soru ve cevaplarımız hiç değişmiyor. Oğlum öğlene ne istersin? Makarna. Akşama ne istersin? Makarna 

Dinlemeye kalksam haftada 49 kere makarna yemekte bir sakınca görmüyor adam. Sakıncayı ben görüyorum, çünkü çocuk ne kadar severse sevsin hiçbir gıda –üzerine kuş da kondursanız- çocukların ihtiyacı olan besin öğelerinin tamamını içinde barındırmıyor. Okuduğum kaynaklarda mükemmel besin olarak bir yumurta tanımlanıyordu. Bir canlıya hayat verecek kadar mucizevi bir besin olunca, çocuklara olan faydaları da tartışılmıyor tabi. Gelgelim yumurtanın fazla tüketilmesi de başka problemlere sebep oluyor. Üstelik bu mucize bile tek başına çocuğun büyüme ve gelişmesi için gerekli tüm ihtiyaçlarını karşılamıyor. Neyse makarna diyorduk…

Makarnayı çok yedirmeyelim diye mücadele verelim vermesine de, bu gıda yemediği besinleri yedirmek için mükemmel aracılık yapıyor. Örneğin geçen Pazar yapmayı planladığım kabak yemeğini duyunca, yememde yemem diye kıyametleri koparıp, makarna isterim diye tutturdu. İçimden öylemiii diye geçirip içinde bol kabak rendesi olan domates soslu makarna hazırladım. Yanında da sebzeli köfte ve yoğurt.

Yerken hafif ayılır gibi olup, “Anne bu sosun içinde değişik bir şeyler var” dedi ama uydurduğum birkaç hikayeye inanıp yemeye devam etti. Oysa bir zamanlar pirinçli kabak bizim evde hiç ret edilmeyen sebze yemekleri arasındaydı. Şu sıralar başrolde mönümüze dahil olmasa da yan rollerde yine karşımıza çıkıyor.

Brokoli çaptan düşen bir diğer çeşit. 2-3 yaş döneminde sütlü brokoli çorbasını şapur, şupur içerken hatırlıyorum. Hiç itiraz etmezdi. Son zamanlarda bu sebze kokuyor, tadı garip, ööö gibi tepkiler veriyor. Çorba hali bile itiraza maruz kalıyor. Buna çareyi henüz bulamadım, malum kabak kadar kolay saklanabilen bir sebze değil. Yine de planlarım var tabi. Kaan’ın hayranlık duyduğu basketçi kuzeni Can brokoliyi çok seviyor, en kısa zamanda yemeğe çağırıp onun nasıl brokoli yediğini gözlemlemesini sağlayacağım. Bir kere görüp, düzenli olarak sofraya getirdiğimde gerçekten faydasını göreceğimi düşünüyorum.

Anneler olarak sebze yedirme konusunda kafayı sürekli çalıştırmak lazım. Ben çok şikayet etmiyorum, çünkü ıspanak ve brokoli dışında hayatta yemem dediği pek bir sebze yok. Genel olarak çocukların yaşadığı evlerde düzenli sebze tüketiliyorsa ve çocuk sebze yemekle erken yaşlarda tanışıyorsa direnmiyor, yeterli miktarlarda yiyorlar.

Ancak evde baba, abla yada ağabey sebzeci değilse ve bunu sofraya her sebze gelişinde olabilecek en açık şekilde ifade ediyorsa o zaman küçük çocuklarda örnek alarak aynı tepkileri veriyorlar. Yemeyenleri tembihleyin, kimse yemiyorsa siz çocuğunuzun karşısına geçin ve birlikte sebze yiyin.

Uzmanlar sebze yemeyen çocukların bu açıklarının meyve ile bir nebze de olsa kapatılabileceğini söylüyorlar. Meyve yermisin, onu soyayım mı, bunu doğrayayım mı diye sormadan, çocuk oyun oynarken, televizyon seyrederken güzel bir meyve tabağı yapıp usulcana önüne servis edin. Bu jest hem hoşuna gidecek, hem de gerçekten yiyecektir.

Ailecek huzur ve mutluluk içinde geçireceğiniz güzel bir bayram tatili diliyorum.

2007-12-18
Bu yazı 1039 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin