Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ispanak, Kabak ve Soslu Köfte

Ablamın kızları küçükken ne zaman ıspanak yeseler ya kusarlar, ya da geçici ama şiddetli karın ağrılarına tutulurlardı. Normal olarak bu sebze uzun yıllar evlerinde pişirilip, beslenme programlarına hiç dahil olmasa da kızlar gayet sağlıklı büyüdüler. Çocukların ıspanağa istem dışı bu tepkileri kafama yıllar öncesinden post it gibi yapıştığından Kaan’ın ıspanağa ıhh demesinin üzerine hiç mi hiç gitmedim.

Önceki hafta “anne bana ıspanak pişirir misin?” diye sorunca “nasıl yani”olup, şaşıraraktan ama bir o kadar da sevinerek mutfağa koştum. Ispanağı annemin usulü, bol havuç rendesiyle birlikte pişirip, öğlen yanında makarnayla servis yaptım. Az yedi, ama olsun maksat yemeğe alışkanlık kazanmasıydı. Yemekten sonra dört-beş saat hiç problem çıkmadı, zaten benim de aklıma “ah ya karnı ağrırsa, kusarsa” diye gelmedi. Dört beş saat sonra karnım da karnım diye kıvrım kıvrım kıvranmaya başlamasına rağmen balıklama ıspanağa suç atmadım.

Dün öğlen yine ıspanak, akşamına da yine karın ağrısı vardı. Yine hep beraber solucanları oynadık. O kıvranıyor, ben ahlıyorum; o ağlıyor ben bunalıyorum. Öyle böyle geçirdik geceyi. Zaten sancı şiddeti bir-iki saat sürüp, sonra azaldı. Kararımı verdim, iki atak tesadüf olamaz deyip dün gece itibari ile belirsiz bir süre için ıspanağa tüm abartılan faydalarına karşın bye bye dedim.

Demir muhteviyatından yararlanabileceği daha çok besin maddesi var, yani tasa edilecek bir durum yok…Sizinde çocuğunuz belli başlı besinleri yedikten sonra benzer sıkıntılardan geçiyor, olumsuz reaksiyonlar veriyorsa eğer, besin intoleransını göz önünde tutup ısrardan kesinlikle kaçının derim.

Geçen yazımda kabağın nasıl çaptan düştüğünü anlatmıştım. Daha küçükken çok sevdiği halde artık pirinçli kabak yemeği yemediğini ve benimde kabak yedirmeye nasıl alternatifler yaratmaya çalıştığımı anlatan yazıma Nazlım tavsiyeler içeren mail atmış. Tunç içinde kuskus olan yemekleri daha kolaylıkla kabul ediyormuş, bir de sarımsaklı yoğurt eklemesi olan hiçbir besini ret etmiyormuş. Memnuniyetle yazıyorum ki kuskus işe yaradı. Tunç abisi gibi Kaan’da kuskusu çok seviyor. Sarımsaklı yoğurt kısmına henüz geçemedik ama kabak yemeğine kuskus sayesinde tekrar merhaba demekten çok mutluyum. Teşekkürler Nazlım :)

Bu sabahsa elime Annabel Karmel’in çocuk yemekleri kitabını aldım. Sayfaları hızlı hızlı geçtim çünkü bizim damak tadımıza uygun tarif(ler) gözüme çarpmadı. Her tarifte ya soya sosu, ya hazır et suları, hatta margarin, bazen tatlımsı eklemeler var. Tariflerin çoğu benim pişirmeyi tercih etmeyeceğim gibi, çünkü biliyorum pişirsem Kaan yemeyecek.

Farklı ülkelerin onlara muhteşem lezzetli gelen tarifleri diğer kültürlere mensup insanlar tarafından takdirle karşılanmayabiliyor. Aslında bundan daha normal bir şey olamaz, ama söz konusu çocuksa, durum daha hassaslaşıyor çünkü onlar deneyip, test etmeye yada “amaaan alışırım yutayım gitsin” demeye pek de hevesli olmuyorlar.

Benim çocuk yemeklerinden anladığım alabildiğine yalın, en doğal ve sağlıklı malzemelerin bir araya getirilmesiyle hazırlanan, çoğunluğu tencerede pişen pratik yemekler. Karman çorman, fuzuli eklemelerin yer aldığı tarifleri çocuk yemekleri olarak tanımlayamıyorum. Bu benim naçizane fikrim tabi, herkese saygım sonsuz…

Annabel Karmel’in kitabında uygulanası tariflerin içinde soslu mini köfteler var. Ben farklı versiyonunu senelerden beri yaparım, hep yenir, hep yenir…

Annabel demiş ki;

450gr. kıyma
75 gr. beyaz ekmek kırıntısı
Tuz-karabiber
1 adet çırpılmış yumurta
½ ince kıyılmış soğan
Bir tutam kıyılmış maydanoz
Ayçiçeği yağı

Sos:
1 adet ince kesilmiş soğan
½ yemek kaşığı ayçiçeği yağı
1 yemek kaşığı un
450 ml. Et suyu
2 yemek kaşığı domates püresi
1 yemek kaşığı soya sosu
75gr. kesilmiş kahverengi mantar

-Köfteler için kıyma, ekmek, baharatlar, soğan, maydanoz ve yumurtayı karıştırın. 24 adet top yapın.
-Az yağda köfteleri renkleri kahverengiye dönene kadar kızartın. Tavadan alıp, yağını süzdürün.
-Diğer tarafta soğanlar yumuşayıncaya kadar yağda döndürün. Unu, arkasından da et suyunu, domates püresini ve soya sosunu ekleyip karıştırarak sos haline getirin.
-Köfteleri fırın kabına alın, üzerine sosu dökün ve önceden ısıtılmış 160 derece fırında 45-50 dakika pişirin.
-Fırından çıkarmadan 20 dakika evvel mantarları ekleyin.

Ben olsaydım;
Aynen Annabel’in yaptığı gibi köfteleri hazırlar ve çok az ayçiçeği yağının içinde hafif kızartır, yağını havlu kağıt üzerinde süzdürürdüm. Aynı işlemi başparmak büyüklüğünde küpler halinde doğradığım patateslere de yapar, onların da fazla yağına müdahale ederdim.
Diğer tarafta iki büyük domatesi rendeler ve en fazla bir yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve 1-2 diş sarımsak ekleyerek incelene kadar kaynatır, sonrada patates, köfte ve malzemenin yarısını az geçecek kadar ılık su eklerdim. Kısık ateşte köfteler iyice yumuşayıp, suyu hafif azalana kadar tıkırdatırdım.
Tabi Annabel’in yaptığıyla köfte hariç pek bir alakası olmazdı bu yemeğin ama Kaan’ın bu versiyonunu yanında arpa şehriye pilavı ve bir çanak yoğurtla daha çok seveceğinden eminim. Zaten hem maksat, hem maharet tarifleri motomot uygulamanın yanı sıra kendi çocuğunuzun damak zevkine göre uyarlamak olmalı. Değil mi?

Kendinize iyi bakın.

***Mutluyum çünkü Kaan marulu çooook seviyor. Diyorlar ki;
Marul, kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.

2008-01-07
Bu yazı 1475 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Çook, ama çok sevindim Zümrüt'cüm, afiyet olsun Kaan'cım :^)

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin