Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

İki Bayram Arası Yuva Yazısı

İKİ BAYRAM ARASI YUVA YAZISI

İki bayram arası düğün olmazmış derler. Bakalım yazı olur muymuş? Son yazımı bayramda yazmışım. Öyle bir yaz geçirdim ki, size şu kadarını söyleyeyim “çok şükür bitti”. Hatta şunu da temenni edeyim, önümüzde sonbahar, kış var. Soğuk moğuk, yavaş mavaş ama güzellikler çıkarsın karşımıza. Üzerimizde battaniyemiz, elimizde çayımızla güzelliklerden bahsedelim birbirimize. Kaldırımlardan yağmur suyu fışkırsın üzerimize kirlenelim ama kafamız, ruhumuz temiz olsun.

Çok şey yazmak istiyorum ama nasıl söyleyeyim her biri kafamda darmadağınık. Yorgunluktan mıdır nedir toparlayamıyorum. Hani bazen söyleyecek çok sözünüz vardır da söyleyecek gücünüz yoktur ya işte öyle bir şey. Aslında bu aralar anne yazısı değil de konuk tarifleri bölümüne tarif yazasım var. Bir yerden başlamalı ama…

Benimkiler iki buçuk yaşında oldular. Üç civarı yarım günlük oyun grubuna vermeyi düşünüyorum. Düşünüyorumdan öte vereceğim inşallah. Onlar için de benim için de şart oldu küçük küçük ayrılıklar. Hal böyleyken, evime yakın çocuk yuvalarına vakit buldukça girip bakıyorum, konuşuyorum, aralarındaki farkları ya da benzerlikleri anlamaya çalışıyorum. En ev gibisini, en kocaman yüreklisini bulmaya çalışıyorum. Düştüğü zaman “uf”unu öpecek ve geçecek diyen öğretmenler arıyorum (ya da abla mı diyorlar). Çocuklarım için yuva bakıyorum dediğimde gözlerinde dolar işareti belirmeyen, kafasında hemen para X 2 (ikiz ya) hesabı yapmayan ve sahte sahte gülümsemeyen okul müdürü arıyorum. Ne zormuş bu işler. Ama hata okullarda değil. Her zaman talebe göre arz oluyor. Veliler ne istiyorsa okullar da onu vermeye çalışıyor. Evime yakın özellikle çocuklara uygun oyun parkı olan mekanlarda pek çok anne ile tanışıyorum ve aramızda ister istemez sizinki kaç yaşında, yemek yiyor mu, yuvaya gidiyor mu gibi bir muhabbet başlıyor. Geçenlerde bir anne ile tanıştım. Kızını iki yaşında yuvaya vermiş, şimdi üç yaşında. Verdiği yuvadan memnun değilmiş, değiştirecekmiş bu sene. Hayırdır, dedim. Hangi yuva, neden memnun değilsiniz? Çocuğu eve çok mutlu geliyormuş, düzenli gidiyormuş ama kadın yuvanın eğitiminden memnun değilmiş, pek bir şey öğretmiyorlarmış. Sanırsın çocuğu üniversite sınavlarına hazırlıyor. Zamanımızda artık her alanda yarış varmış, geri kalırmış falan diye başladı anlatmaya. Ben de saf saf ama çocuğunuz daha iki yaşında, mutlu olması, oyun oynaması, orada kendini güvende hissetmesi yetmez mi gibi bir şeyler geveliyordum en son. İşte yuvalara gittiğimde bana önce verdikleri eğitimlerden bahsetmelerinin sebebi bu. Haftada şu kadar saat ingilizce dersi, şu kadar saat kavram dersi diye başlıyorlar anlatmaya.

Gelelim bence ye… Bence sağlıklı, mutlu, oyun dolu zaman geçiren, kendisiyle konuşulan, hayatın içine sokulan, sorularına yanıt verilen çocuklar zamanı geldiğinde o eğitimleri zaten alır. Aslında çocuklara iyi bir rol model olabilmek yapabileceğimiz en iyi şey bence. Bu yaştaki çocuklar söylediklerimize değil gördüklerine inanıyorlar ve onu yapıyorlar. Bunun dışında onları sevelim, yüreklendirelim, öpelim, istediklerinde yardıma hazır olalım, özgür bırakalım, koşmalarına izin verelim ve tabiî ki çaktırmadan gözümüzle hep takip edelim. Bence…
Üç yaşında gittiği yuva da bunu yapsın istiyorum. Çocuk çocukla oynasın, başka evlerden gelen başka çocuklarla vakit geçirsin, orada güvende olsun, ihtiyaçları karşılansın, hem özgür olsun hem de birlikte yaşamanın kurallarını öğrensin.

Benim çocuklarımla ilgili bir arzum var. Ne olmak istiyorlarsa onu olsunlar. Özlerinde ne varsa onu ortaya çıkarsınlar dilerim. Bir elma tohumunu toprağa ektiğinizde siz ne yaparsanız yapın bir elma ağacı çıkıyor ortaya. İyi elma, kötü elma olur ama bir kiraz asla olmaz. Ondan kiraz olmasını isterseniz ve daha kötüsü öyle davranırsanız bırakın kiraz olmayı elma bile olamaz. Ama elma gibi davranır doğru zamanda çapalama, budama, sulama, gübreleme yaparsanız doğa da yardım ederse en iyi elmaları verir size ve tüm çevresine.

İnsan neresinden yaralıysa oradan hassas oluyor. Benim de naçizane yaram buradan herhalde. Hep denir ya hayatta keşkelere, pişmanlıklara yer yok. Geçmiş geçmiştir, bugün vardır. Peki sizin hiç yapamadıklarınızı yapan, olamadıklarınızı olan birini gördüğünüzde burnunuzun direği sızlamaz mı ya da boğazınız düğümlenmez mi? Benim oluyor valla. Ne mutlu tam da olmak istediğim yerdeyim diyenlere. İşte çocuklarımın da olmak istedikleri yerde olmaları benim arzum.

Nerden nereye geldim değil mi? Benim için bir yuva seçimi bile bunları ifade ediyor işte. Siz düşünün gerisini.

Daha yazmak isterdim ama uyumam lazım. Daha anneliğin şizofren hallerinden bahsedecektim, artık bir dahaki sefere:) Gerçekten seviyorum sizi.

Shashkin Anne


 

2012-09-24
Bu yazı 1980 kere okunmuştur.

shashkinanne

Gulchin'cim bu hayalin artık köy ortamlarında bile mümkün değil sanırım. Bayramda şeker toplayan üç çocuğa neler yapıldığını hatırlıyor musun? O günleri sanırım en son bizler yaşadık ve ne yazık ki bitti

Gulchin

Aslında öyle bir ortam istiyorum ki çocuğun ana okuluna ihtiyacı olmasın mahallenin çocuklarıyla oyun oynayabildiği, ağaca turmandığı,düşük kalktığı kafamı penceremden uzattım mı görebildiğim, sadece tuvalet ve yemek için eve gelen top oynamaktan terlemiş ama bir o kadar da mutlu bir sokak çocuğu hayal ediyorum, evet sadece hayal ediyorum, çünkü şu an ki apartman koşullarında bunun mümkün olmadığını biliyorum, doğal olarak sırf oyun oynasın diye anaokuluna gönderme maratıruna başlıyoruz. Çocuğa haddinden fazla bilgi yüklemesi yapmaya çalışarak geçiriyoruz ömrümüzü... Aman falancanın çocuğundan geri kalmasın diye ne fenayız biz aslında kendimize bile itiraf edemiyoruz...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin