Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hoş Geldin

Oğlum diğer çocuklarla birlikteyken, oyunlar oynarken onu uzun uzun seyrediyorum. Merak ediyorum nasıl arkadaşları, arkadaşlıkları olacak diye...Allahtan uyumlu, eğlenceli bir çocuk. Şimdiden sıkı dostlukların içerisinde yer alacağını biliyorum. Daha doğrusu hissediyorum diyelim. Hatta istiyorum, umuyorum, bunun için dua bile ediyorum. Biliyorum çünkü insanın hayatında arkadaşlıkların ne kadar önemli olduğunu ve mutlak ve mutlak yer alması gerektiğini. Yaşıyorum bunu ben senelerden beri.

Kimseyle hiçbir şey paylaşmak istemediğim, çok bunaldığım, daraldığım durumlarda başımı omuzlarına dayayabileceğim arkadaşlarım var benim. Dostlarım daha doğrusu. Çenem açıldığı zaman beni sıkılmadan dinleyeceğini bildiğim. Ben üzülünce üzülen, benimle birlikte çareler arayan, araştıran kişiler. Beni seven, arayan ve özleyenler var.

Güzel günlerde benimle coşan, "seninle gurur duyuyorum" diyebilen, zırvaladığımda "saçmalama" diye üzerime gelen, ağladığımda hem gözümün, hem gönlümün yaşını silebilen canımdan can gibi kadınlar var.

Hastalansam bana seve seve çorba kaynatacak, üşüsem hırkasını omzuma koyacak, sıkılsam üşenmeden beni açacak fikirler arayacak, "acaba?" diye düşünsem "sen yaparsın" diye tam gaz verecek, "yalnızım çok" desem atlayıp yanıma gelecek ya da evinin kapısını sonuna kadar açacak içleri aydınlık insanlar var.

Beni ben olduğum için seven, beni ben kadar iyi tanıyan; sessiz kalması gereken yerde konuşmayan ama "burdayım, bak ne zaman istersen paylaşmaya hazırım" diye bakan; aramak için benim aramamı beklemeyen; doğum ve evlilik günlerini, bayramı, seyranı atlamayan özlü insanlar var.

Ailem bana birçok şeyin yanı sıra paylaşmayı da öğretti, arkadaşlıklarımda bunu pekiştirdim. İyi günde, kötü günde diye başlayan altında çok anlamlar yatan cümlenin evlilik kurumundan çok daha önce hayatlarımıza giren arkadaşlıklar için öncelikle gerekli olduğunu öğrendim. Dostlukları devam ettirmek için karşılıklı sevgi ve saygının var olması gerektiğini ve bunun hayata genel anlamda çok fazla pozitif katkılar sağladığını, değer yargılarımızı zenginleştirdiğini kavradım. Paylaşılan mutluluğun daha coşkulu, paylaşılan hüznün sızısının daha geçici olduğunu fark ettim onlarla. İstemez miyim oğlumun da böyle ilişkiler yaşamasını. Kardeşi gibi seveceği, beraber güleceği, güleceği ama hep güleceği arkadaşlarının olmasını. Her anne gibi ben de diliyorum işte.

Şansıma çoğu arkadaşım bu şehrin dışına taşındılar. Hele biri var ki kıtalar arası transfer yaptı. Avrupa, Amerika yetmedi taa Avustralya'ya gitti. Uzaklarda da olsa hep "ben burdayım" dedi. "Bir şeye ihtiyacın var mı?" diye sordu, yokladı. Biliyorum, istesem çorba da kaynatır bana, hırkasını da verir eğer üşürsem. Geliyor sevgili Aslı birkaç aylığına. Çok mutluyum yine konuşabileceğiz, dertleşebileceğiz diye. Soğumaya başlayan havalar inat sıcacık muhabbet edeceğiz, çabucak bitiveren günlere inat saatleri uzatacağız. Çocuklarımızda sarılacak birbirlerine. Mutluyum bugün az kaldı gelmesine diye.

Tüm dostlukların ama özellikle de harbi olanlarının şerefine kalbinizi tüm arkadaşlarınıza açın derim ben. Hayatınızda bir tane bile dostunuz varsa şanslı sayın kendinizi. Çocuklarınıza da anlatın arkadaşlığı. Onların en yakın arkadaşı olun ve "her şey paylaşıldıkça güzel" ne demek ispatlayın. Anneler arkadaş da olur, hem de en alasından!

Hoşgeldin Aslı'cığım.

2006-09-21
Bu yazı 1097 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin