Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hoş geldin Pesto Sos, Güle güle Ketçap

Yemek alışkanlıklarının henüz anne karnındayken gelişmeye başladığına, iyi bir damak zevkinin temellerinin de anne sütü ile atıldığına inanıyorum. Beslenme zincirimizin en önemli kaynakları olan sevimli hayvanların yedikleri nasıl oluyor da et, süt ve yumurtalarının; koku, tat ve renklerini etkiliyorsa, güzel annelerimizin yedikleri de bebeklerinin yaşam kaynağı olan anne sütünün tadını ve kokusunu belirliyor. Doğumdan sonraki ilk üç ay, anneye gaz yapıcı yiyecekler yememesi tavsiye edilirken, bu konu ile ilgili ilk tüyo verilmiş olur aslında. Besleyici öğeler ve gaz yapıcı etken maddelerle birlikte, tüm baskın lezzetler ve kokular da geçer anne sütüne. Ve bebek, mini minnacıkken tanımaya başlar, ailesinin sofrasındaki lezzetleri.

Yetişkin hayatında sağlıklı beslenme alışkanlıkları olan, sağlıklı beden ve zihne sahip, yemek seçmeyen çocuklar yetiştirmek isteyen anneler için hamilelik ve anne sütü verilen dönem, bulunmaz bir fırsattır. Her iki dönemde de bebek, ne kadar çok çeşitli tatla karşılaşırsa, damak zevki o kadar yüksek seviyede gelişir.
İşte ben de gerek karnımda gerek doğumdan sonra, ikizlerimizi büyütürken bu fırsatları iyi değerlendirdiğime inanıyorum. Hem de çok kısa bir süre anne sütü almalarına ve aile geçmişlerinde babaları başta olmak üzere yemek seçme düzeyinin maksimum olmasına rağmen.
Peki bu dönemleri, iyi değerlendirememiş anneler ve çocukları için artık geri dönüş imkansız mı? Elbette değil. Henüz yaşları küçük ve alışkanlıkları kemikleşmemişken, bir şeyleri değiştirmek çok daha kolay. Bu konuda annelere düşen tek görev; bıkmadan, usanmadan ve üşenmeden onları yeni ve farklı lezzetlerle tanıştırmak.

Tüm inadı ve önyargılarıyla tadına bile bakmadığı bamyayı ilk kez kırk bir yaşında yiyen ve o gün bugündür bamyayı çok seven bir baba ile, her türlü sebze, meyve ve ot ile bir ömür mutlu mesut geçinebilen bir annenin yarı genlerini taşıyan kızların nasıl bir kombinasyon olacaklarını merak ediyordum. Ben, orada burada abur cubur için annesinin eteğini çekiştiren çocuklardan olacaklar diye korkarken onlar, çarşıda pazarda, “Anne, ne olur deniz börülcesi alalım” diyerek pazar esnafını şaşkına uğratıyorlar. Sofrada herkesten çok salata tüketiyor, brokoli tabağını babalarının şaşkın bakışları altında hevesle önlerine çekiyorlar.

Minicik dişleriyle, onların değimiyle “ısıra ısıra yemek için” havucun ve salatalığın en küçüklerini kendi elleriyle seçiyorlar ve farklı lezzetleri cesaretle tadıyorlar.
Benim, kızlarla olan lezzet maceralarım içindeki en önemli keşiflerimden biri Pesto Sostur. Bugün, makarna sosu seçimlerinde açık ara ilk sıraya oturttukları Pesto Sos, bizim evde çoktan hazır ketçabın tahtını elinden aldı bile. Hazırlanışının basitliği ve besleyiciliği ile özellikle çalışan annelerin mutfaktaki en büyük kurtarıcısı olan makarnayı daha sağlıklı tüketebileceklerini bilmek çok güzel. Pesto sos, son derece lezzetli ve hazırlanışı da bir o kadar kolay.
 



Yıkayıp, saplarından ayırdığınız bir demet fesleğenin suları süzülürken, 50 gr kadar dolmalık fıstığı (cevizle de yapabilirsiniz), yapışmaz bir tavada hafifçe kavurun. Yarım çay kaşığı kadar tuzla dövdüğünüz iki diş sarımsağı, fıstıkları, fesleğen yapraklarını ve 3 yemek kaşığı sızma zeytin yağını bir blendera alın ve birkaç dakika kadar öğütün. İşte hepsi bu kadar. Pesto Sosunuzu, buzdolabında birkaç hafta saklayabilirsiniz.

Çocuğunuzun böylesine farklı bir lezzetle tanışması için, önce onu koklamasına izin verin. Bırakın, fesleğenin büyülü kokusu içinde biraz kaybolsun. Sonra da ona biraz dokunsun. O yemyeşil yaprakların içindeki yaşam dolu enerjiyi hissetsin. Doğanın bize sunduğu bu güzelliklerin, sofralarımızda ve hayatlarımızda nasıl bir çeşitlilik yarattığını kavrayabilsin.

Çocuğunuz yemek alışkanlıklarını değiştirmemekte kararlı, pesto gibi radikal bir lezzete hemen “hoş geldin” diyemeyecek kadar tutucu ise, onun için yapacağınız fedakarlıkların ve arayışların çizgisini biraz daha yumuşatın ve en azından ketçabınızı evde kendiniz yapın. Eminim sizin lezzet maceralarınız için iyi bir başlangıç olacaktır.

Evde ketçap yapmak için de, bir tane orta boy kuru soğanı, bir tane kırmızı biberi ve iki diş sarımsağı minik minik doğrayıp, dört yemek kaşığı sıvı yağ içinde hafifçe kavurun. Rendelediğiniz bir kilo kadar olgun yaz domatesini üzerine ilave edip kaynamaya bırakın. Küçük bir tülbent keseye, bir tane çubuk tarçın, üç dört tane karanfil, yarım tatlı kaşığı tane karabiber, bir tane defne yaprağı ve bir iki kakule atıp, kaynayan domatesin içine atın ve bırakın domates suyunu çekinceye kadar orada kalsınlar. Sos yoğunlaşıp kıvamına ulaştığında yarım tatlı kaşığı tuz, iki yemek kaşığı esmer şeker, bir tatlı kaşığı toz hardal ve bir yemek kaşığı sirkeyi ekleyip bir taşım daha kaynatın. Ocaktan aldıktan sonra baharat kesesini içinden çıkarıp, pürüzsüz kıvamını bulması için birkaç dakika blenderdan geçirin.

Minik damaklarda kalıcı lezzetler yaratmak için, biraz özen biraz da vakit yeter…

Gastronot
Kitchen-art
Houtecuisine
 

2011-06-27
Bu yazı 3130 kere okunmuştur.

AyseAyse

Kizlarim pesto sosunu severek yiyor. Ev yapimi pesto cok daha lezzetli olur sanirim. Denemeliyim.

baharyakabaharyaka

Sevgili Ayşe Hn.Kesinlikle denemeye değer, hele de seviyorlarsa...sevgiler, lezzetli günlerbahar

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin