Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hobiler ve Yemekler

Herkesin küçüklüğünde, gençliğinde edindiği bir hobisi vardır. Bazıları dirayet gösterip hobilerine devam ederken bazıları aile, iş kargaşasına yenilip hobilerinden fedakârlık göstermek zorunda bırakılırlar veya en azından hobileri şekil veya amaç değişikliğine uğrar. Mesela eşim çocukken maket uçaklar yapmaya bayılırmış, şimdilerde tabiî ki çocuklardan dolayı yapamıyor ama hep ısrarla “oğlum büyüsün onunla neler neler yapacağız” diyip duruyor.

Küçükken benimde çoğunluğumuzu olduğu gibi pul, peçete, anahtarlık, kaşık koleksiyonlarım vardı. Pullarım annemlerin Ankara’daki evinde torbalar içinde yeniden gün yüzüne çıkmayı bekliyo, peçetelerimi çoktan attım, anahtarlıklarımı evlenirken dağıttım, kaşıklarım ise burada evimde camekân çerçeveler içinde duruyor, ne yazık ki duvarlarımda asacak yer yok onun için onlarda garajda bir kutunun içinde yine sergilenekleri günü bekliyor.

Şimdilerde iki hobim kaldı, biri magnet (yani buzdolabı mıknatısları) toplamak. Bütün eşim dostum bilir, değişik bir ülkeye gittiklerinde bana getirebilecekleri en büyük hediye bir mıknatısdır. Bu doğrultuda en son saydığımda yaklaşık 102 mıknatısım vardı. Çocuklar olduktan sonra güvenliklerini (mıknatısların!) düşünerek çoğunu kaldırdım, şimdilik bir kaçı sadece buzdolabımın üstünü süslüyor.

Bir diğer hobim ise yemek kitaplarını/dergilerini karıştırmak… Kütüphanemde konuyla ilgili sayısız dergi ve kitap olmasına rağmen, hala doyamıyor ve her kitapçıya girdiğimde elimde yeni bir yemek kitabı ile çıkıyorum. Akşamları işten eve gelipte çocuklarda yattıktan sonra bir yandan televizyon seyredip bir yandan da bu hafta sonuna değişik ne yapsam diye bu dergileri, kitapları karıştırmak, “aaa bak bunun yanına bunu koymuş, bunu bununla karıştırmış” diye incelemek benim için resmen bir dinlencedir.

Nigella’nin tatlılarını okumaya sonrada gözümün önünde canlandırmaya, Jamie’nin pratik yemeklerini “evet kesinlikle bunu yapamam” demeye, Kylie Kwong’un cin yemeklerini denemeye karar veririm hep. Sonra hafta sonu olur ve ben hafta içinde dediğim gördüğüm tarifleri bir kenara atıp yine annemin yemeklerinden yapıp çıkarım. Nedense daha bir pratik, daha bir kolaydır hepsi. Test edilip onaylandığı içinde tüm aile yer, itiraz edilmez diye düşünürüm.

Hoş yinede geçenlerde etin yanına iyi gideceğini düşündüğüm fırında bir patates yemeğini yaptım. Kızım bile gıkını çıkarmadan yediğine göre oldukça lezzetli olmalı diye düşünün. Bu arada yazmadan geçemeyeceğim ama bazen gerek Zümrüt’ün gerekse Nazlım’ın yazılarını okurken içim sızlıyor… Niye onların çocukları annelerinden yemek yapmalarını istiyorlar da benimki birkaç gün boyunca aç bile kalsa yemekle ilgili bir talebi olmuyor?

Tarif Jamie Oliver’a ait, Jamie At Home kitabından.

4-5 patates ve bir sarı şalgam (bunun yerine tatlı patates de kullanılabilir veya sadece patates ile de yapılabilinir) ince dilimler halinde kesilip tuzlu suda azıcık haşlanır. Fırına dayanıklı kaba yerleştirilir. 1 bardak süt ile 250ml krema karıştırılır. İçine ince ince doğranmış 1 baş sarımsak ve 4-5 yaprak adaçayı konur. Bir miktar parmesan peynir rendelenip patateslerle iyice harmanlanır ve 180 derece fırına üstü folyo ile kapalı bir şekilde sürülür. Yaklaşık 20 dakika pişdikten sonra folyo açılır, üzerine bir miktar daha parmesan rendelenip yeniden fırına verilir, üstü kızarınca servis edilir. Ben etin yanında servis ettim ama rahatlıkla sadece salata ile veya balıkların yanında da sunulabilir.

Başka tariflere kadar afiyetle kalın

Aslı

2008-01-31
Bu yazı 1003 kere okunmuştur.

NazlimNazlim

Aslıcıım ne kadar güzel bir yazı bu böyle, ne güzel noktalar. Hakikaten niye hep öyle olur. Magnet toplamak benim de kalan tek hobim, diğer şeyler bunlar gibi yapıştıkları yerde kalmadıklarından mı olsa gerek, çoğu diğerlerinden biz zamanla ufak ufak uzaklaşıyoruz. Yemek ve dekorasyon dergileri, siteleri ve televizyon programları beni de daaima alır güzel yerlere götürür, zenginleşmiş olarak da yerime geri bırakır. Ararken bulurken çok heyecanlanırım yaa bunlar ne muazzam bilgiler diye, hatta bazen bakarım aa, kalbim çarpıyo resmen! Bayılıyorum. İleriki yıllar geldiğinde böyle hobilerimiz yoksa kalmamışsa, tatlı ve anlamlı meşgalelerle kendimizi eyleyemiyor dahası geliştiremiyor olursak.. vay halimize, bittiğimizin resmidir. Bu çook önemli! Ve mmm mmm tarif çook güzel! Teşekkürler!

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin