Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hık Tık

Bu bloğu takip etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Detaylar yakında :) http://cocukyemekleri.blogspot.com

Bayramda yemeğe gelen misafirlerimizin Kaan yaşındaki çocuğu feci yemek seçiyordu. Sofraya oturtulduğu andan itibaren mızmızlanmaya başladı. Onu yemem, bunu içmem deyip masadan iki kere kalktı. Kalktığı gibi de geri oturtuldu tabi.

Çocuklar için hazırladığım tabakta et suyuna tel şehriyeli pirinç pilavı, az domates sosuyla pişmiş yumuşacık kuşbaşı et ve yoğurt vardı. Mönü güzeldi ama küçük misafirimiz beğenmedi…

Normal zamanlarda et-pilav gibi yemekleri bayılarak yiyen Kaan yemek karşıtı arkadaşına uyum sağlamak için “ben de yemeyeceğim” diye tutturdu ama bakışlarımı görünce usulca yemeye devam etti. Hepsini bitirmesede doymuş olarak sofradan kalkmış oldu. Evet ısrarcı olmamak lazım ama yemek şımarıklığına taviz yok!

Yemeyen arkadaşı daha önceki haftalarda bizi ziyarete geldiğinde, “her çocuk sever” düşüncesiyle hazırladığım soslu spagetti ve ızgara pirzolayı görüncede yüzünü buruşturup, çok az yemişti.

Spagettiyi soslu yemezmiş, üzerine peynir dökmezmiş, pirzola da nasıl bir şeymiş deyip benim minik adamımı o zamanda tesir altında bırakmıştı. Yemek seçmenin bu kadarını şaşkınlıkla gözlemleyince, annesine telefonda “oğlun neredeyse hiç bir şey yemedi, haberin olsun” diye rapor vermeyi görev bildim. Anne hiç şaşırmadı ve oğlunun evde de farklı olmadığını söyledi. En sevdiği yiyecek sosismiş, diğer yemekleri çok seçermiş, bazı geceler yemediği olurmuş diye güzel güzel (!) anlattı.

Neredeyse altı yaşında bir çocuk makarna ve pilava bile seçici yaklaşıyor, en sevdiği yiyeceği sosis olarak tanımlıyorsa ciddi bir yemek dolayısıyla beslenme problemi içerisindedir diye düşünüyor ve aslında annesinin de bu seçicilik de yüklü bir payının olduğuna parmak basıyorum. Demek ki konuyla ilgili önemli bir çaba olmamış.

Çok seviyor, zaten başka da bir şey yemiyor diye sık sık sosis yapmak kolay olup, "ohh bu gece de doydu" hissini uyandırsa da aslında uyku kaçıracak kadar önemli bir sorun olarak kafa kurcalaması gerekir. Yani çok sevdiği sıkı bir sebze, doyurucu bir karbonhidrat, ne bileyim et, balık olsa bir nebze ama çocuk beslenmesi için bilenler tarafından hiç de tavsiye edilmeyen şarküteri ürünü olduğunda biraz durmak gerekiyor. Şarküterinin hiçbir türü özendirilecek, çocuğun önüne "amanda aman" diye getirilecek yiyecekler değil.

Aslına burada altını çizmek istediğim konu çocukların birlikte yemek yediği kişilerden ne kadar etkilenebileceği ile ilgili. Bu gerçekten de böyle. Seçen arkadaşının yanında hep döktüğü halde makarnasının üzerine peynir dökmek istemeyen, eti sevdiği halde yemek istemiyorum diyen oğluma bakın.

Bu olumsuz örneğe karşıt, haftada en az birkaç kere evimize oyun oynamaya gelen apartman komşumuzun oğlu Eren Kaan’ın çok da sevmediği yemekleri hiç değilse tatmasında çok etkili oluyor. O da Kaan sayesinde daha çok havuç, marul ve kivi yiyor. Yani birbirlerine faydaları dokunuyor.

Geçen akşam hariç!!! Eren’in sekiz adet tavuk şiş yemesini ve bizim ona aferinlerle dolu tezahüratlarımızı Kaan unutamıyor ve birkaç gün sonra öğle yemeğinde on bir adet tavuk şiş yiyerek Eren’i alt etme çabası içine giriyor. Sonuç; gece yarısından sabaha kadar süren feci bir kusma…Hatta hastanede serum takılması…

Tavuk bayat falan olmadığı halde küçücük bünyesi o kadar miktarda tavuğu gayet tabi kaldıramamış. Çocuğum bu kadar çok tavuk neden yedin diye sorduğumda Eren’i geçmek istedim diye cevap verdi. Canım benim, çok yemeyi sırf biz aferin dedik diye matah bir iş zannetmiş.

Tavuk overdoze’unun ben işteyken vuku bulduğunu tahmin edersiniz. Kaan'ın o kadar şişi yediğini gören evdeki ablamız "oh oh çocuk acıkmış yesin" diye bence facia bu manzarayı seyrederken mutlu olmuş. Sonradan hiç mutlu olmadı ayrı mesele!

Aslında tabak tabak yemek yeme alışkanlığı olmayan Kaan o gün sırf arkadaşını geçmek, biraz da taklit etmek için patlayacak kadar çok yemek yerken bilememiş ki en faydalı besinin bile fazlası zarar. Ama miktar kontrolü yapmak onların değil, başlarındaki büyüklerin işi!

Çocuklar hık deyicinin tık deyicileri. Doğruyu da, yanlışı da taklit etmekte üzerlerine yok. Yemek konusunda da bu böyle. Deneyin, dikkat edin göreceksiniz.

Bu yüzden çocukların yanında onu yemem, bunu içmem demeyin, mümkün olduğu kadar çok çeşitli gıdalar tüketin. Özellikle nefret ediyorum, hayatta yemem, ağzıma koymam gibi laflar etmeyin… Ki onların sağlıklı beslenmelerine önayak olun.

Çocuğunuzu yemek seçmeyen arkadaşları ile sık sık aynı sofrada buluşturmak da iyi bir alternatif. Faydası ve eğlencesi çok!

Geçtiğimiz Pazar yine Eren’inde bulunduğu soframızda havuçlu, domatesli ızgara köfte; peynirli patates püresi, ev yapımı çörek (ekmek niyetine) ve limonlu marul yaprakları vardı. Mönü beğenildi! Çocuklar birbirine bakarak, yeteri kadar (!) yediler.

Sizde küçük misafirlerinizi yemeğe davet edin. Hem çocuğunuzu mutlu edin, hem yemek yemelerini keyifle seyredin. Kolay gelsin.

Havuçlu, Domatesli Cızbız
-1/2 kg. kıyma
-1 büyük havuç
-1 orta boy domates
-Soğan
-2-3 dilim tost ekmeği
-4 yemek kaşığı zeytinyağı
-tuz, kimyon

-Domates, soğan ve tost ekmekleri rendelenir. Havuç rendenin ince tarafı ile rendelenir. Tüm malzemeler kıymaya katılır, güzelce yoğrulur. Teflon tavada kapak kapatılarak pişirilir. Yumuşacık ve bol sulu bu köfteye dilerseniz kabak da katabilirsiniz.

Peynirli Patates Püresi
-4 büyük patates
-1 küçük soğan
-1 bardak süt
-1/2 bardak rendelenmiş kaşar peyniri

-Patateslerin kabukları soyulur. Küp küp doğranıp, soyulup, bütün bırakılmış soğanla birlikte tencereye alınır. Üzerini geçmeyecek kadar su eklenip, kapak kapatılarak iyice yumuşatılır.
-Ezilmeye hazır hale gelen patateslerin üzerine süt eklenir, bir taşım kaynatılır.
-Soğan içinden çıkarılır. El blendırı ile püre haline getirilir. Servisten önce rendelenmiş peynir katılıp, iyice karıştırılır.

2007-10-23
Bu yazı 1195 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin