Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hayır Hayır Hayır

-Anne yine yugiyo kartları alalım.

-Olmaz demiştim ya Kaan; daha geçen hafta aldık.

-Anne lütfen bunlar başka ...

-Haaaayır

-Anneciğim çok rica ediyorumm

(Anne derin bir soluk alır)

-....Bak bu son ama...

Anne olduktan sonra anladım ki; ben kural koyma ve koyduğum kuralları uygulama konusunda hiç başarılı değilim. Halbuki kural çiğneyenlere karşı tepkili, kurallara uyma konusunda oldukça inatçıyımdır. Kurallara uymayanların toplumda yaşattığı karmaşa ve kargaşalar beni her zaman rahatsız eder, bu gibi durumlara tepkisiz kalamam. Gelgelim anne kimliğimle çocuğuma koyduğum ev kurallarını çiğnetme konusunda üzerime yok! Kurallarda süreklilik sağlayamam ve hayır demekte zorlanma... İşte benim sınıfta kaldığım iki konu başlığı.

Bebekliğinden beri Kaan’a hayır demekte zorlanıyorum. Dediğim zaman bir bakışı, mahsun duruşu veya hayırı evete dönüştürme çabalı konuşmalarına dayanamıyorum. Bu zaafım oğlum tarafından keşfedileli çoook zaman oldu. Bu sebeple ikna kabiliyeti ve sözcük daarcığının yaşına göre ne kadar gelişmiş olduğunu tahmin edersiniz.

Oğluyla arkadaş gibi olan eşim bu arkadaşlığını zedelemeden kurallarını dinletme konusunda o kadar başarılı ki, kıskanmıyorum dersem yalan olur. Konu her ne olursa olsun babanın hayır dediği bir şeyi Kaan asla değiştirmeye çalışmıyor ve hemen kabul ediyor.

Baba ders çalışıcaz dediği zaman Kaan anında masanın başına oturuyor, benimle aynı şeyi yapması için sadece ikna süresi yarım saati buluyor. Üstelik her seferinde benden bir vaat bekliyor. Uyku konusunda da aynı şey söz konusu. Baba ile uykuya hazırlanmak ve yatağa sızlanmadan girip uykuya dalma tıkır tıkır işlerken, yatıran ben olduğumda iki, üç bazen dört kitap okuma, yanına uzanma, ve defalarca çağırılma gibi aşamalardan geçmem gerekiyor.

Babanın kurallarına bu kadar itaat edilirken, benimkiler neden kaale alınmıyor, ya da alınacaksa da kırk dereden su getiriliyor?

Annem her çocuğun en çok annesine nazının geçtiğini söylüyor. Bazıları çocuklara elini verirsin, kolunu kaparlar, taviz yok diyor. Bir başkası “amaaan kaç kere daha çocuk olacak bırak kuralı” diye akıl veriyor. Eşim ise haklı “hayır” larımın arkasında istikrarlı bir şekilde durmamı tavsiye ediyor. Böylelikle, hem ben strese girmeyecekmişim, hem de Alex Kaan "hayır"larımın ne kadar ciddi olduğuna kanaat getirip, ısrarcı tutum ve davranışlarından vaz geçecekmiş... Söylemesi kolay ama benim için uygulaması pek öyle değil.

Fransa’da aile ile ilgili kurallar ailenin tüm fertleri tarafından istisnasız ve kesin bir şekilde uygulanır. Bu kuralları o kadar istikrarlı bir şekilde uygularlar ki, çocuğun bunlara adapte olup, yaşamın bir parçası şeklinde normal olan olarak algılaması çok kısa sürede tamamlanır. Fransız anne babaların kurallar konusundaki bu kararlı tutumu sayesinde çocuk çok küçük yaşlarda sofra adabından tutun da yatma saatlerine kadar muhtelif konu başlıklarını mükemmel bir şekilde uygular. Sonuç hem çocuk, hem de anne baba için tıkır tıkır işleyen bir aile düzeni olur.

Fransız kültüründe anne baba kuralları uygulama konusunda koordineli hareket ettiğinden, çocukların aklı karışmıyor. İstikrarlı ve uyumlu hareket etmekle çocuk yetiştirmenin hiç de o kadar zorlu bir sınav olmadığını adeta kanıtlıyorlar. Oysa bizim toplumumuzda anne ta baştan çocuğa karşı aşırı koruyucu bir rol üstlenerek her dediğine evet deme moduna girdiğinden, çocuğun aslında hayatını kolaylaştırma adına alınan ortak kararlara farkında olmadan sekte vurmuş oluyor. İtiraf ediyorum oyuncak alma konusunda bunu bende defalarca yapıp sonunda kendi oğlum tarafından babasına gammazlanmış, bir daha babadan gizli işler döndürmemeye yemin etmiştim.

Kuralların aşırısına, aptalca cezalara ve saçma sapan baskılara halen şiddetle karşıyım. Fazla kuralcı ailelerin çocuklarına çocukluklarını yaşayamadıkları için üzülüyorum. Onlar ileriki yaşamlarında kişilik bozuklukları yaşıyorlar, gözlemliyorum. Ancak kuralsız ve evetlerle dolu bir hayatın çocuk için son derece zararlı olabileceğinin de farkındayım. Hayatına hiç bir sınır çekilmemiş bir çocuk doğruyu, yanlışı nasıl öğrenecek? Üstelik her istediğini elde etmeye alışarak doyumsuzluğun getirdiği mutsuzluğa adım atmış olacak. Ben ne kurallardan daralmış, ne de kuralsızlıktan sapıtmış bir çocuk yetiştirme niyetinde tabi ki değilim.

Onun sağlığı, emniyeti ve iyiliği için eşimle saptadığımız kurallardan taviz vermezken, hayırlarımın arkasında durmaya bundan sonra daha çok gayret göstereceğim.

Benim için oğluma verdiğim sözleri tutmak çok önemli. Düşünüyorum da, “Hayır” larımın arkasında durmam onun bana olan güvenini daha da sağlamlaştıracak. Çocular o kadar akıllılar ki bizim nelere, neden hayır dediğimizi aslında çok iyi biliyorlar. Yapmak istedikleri sadece ne kadar ileri gidebileceklerini test etmek...

Siz siz olun kararında kuralları uygulamak için eşinizle işbirliği yapın. Birbirinize destek verin. Hepimizin hayattaki en büyük amacı çocuklarımızın sağlığı ve mutluluğu olduğuna göre onlara sırası geldiğinde “hayır” diyebilmeyi de bilmek gerekiyor.

Ankara’dan kucak dolusu sevgiler...

Bebeğim ve Biz Mart 2009 saysında yer almıştır.

2009-03-11
Bu yazı 1081 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin