Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hatırlayacaklar! Hepsini ve Her şeyi...

Diş fırçalamak, pijama giymek ve kitap okumak daha ne kadar ağır yapılabilir bilmiyorum. Yatma vakti gelince benden daha çok “hadi, hadi amaa, aa hadi” diyen bir anne var mı onu da bilmiyorum. Bildiğim hafta içi Alex Kaan’ı yatağa göndermenin hiç de kolay olmadığı...

Sene başında 20.30 da ışıkların sönmesi ile ilgili yaptığımız anlaşmanın bu uzatmalar sayesinde çok da harika işlediğini söyleyemeyeceğim. Uyku saatinin asla 21.30’lara kaydırılmayacağını bildiği için hiç değilse 21.00 olsun ısrarlarını aradan geçen iki aya rağmen halen bırakmış değil. O yatak saati konusunda ne kadar kurnazsa, bende o kadar kararlıyım!

Işıkları söndürüp yatağının yanına iliştiğimde en az 10 dakika da bu şekilde sohbet edeceğimizi ikimiz de biliyoruz. Genelde okulda olup biten komik şeylerden bahsediyor Paşa, hani çok gülüp bir hikaye daha ister miyim diye; bazen de bana bebekliğimi anlat diyor, duygusallaşıp anlattıkça anlatırım ümidiyle. Olmadı yaramazlık itiraflarına bile başlıyor, ama kızamıyorum o tatlı surata yatma saatinde...

Elele konuşuyoruz, sonra sıkıca sarılıp, koklaşıyoruz. Odayı terk etmeden önce mutlaka “Seni Seviyorum Kaan” diyorum, “bende seni anne” deyip sağ tarafına döndüğünde uykunun artık onu kucaklamaya hazır olduğunu görüyorum... Yatırırken, uyandırırken, okula yolcu ederken “Seni Seviyorum” demeyi hiç ihmal etmiyorum. Hatırlayacak büyüyünce bu anları biliyorum...

Uyanabilmek için oldukça büyük bir öpücük ve sırt kaşıma ritüeline ihtiyacı oluyor benim oğlumun. Sonrasında yataktan zıplaması an meselesi... Uykusunu alan bir çocuğun sabahın 06.15’inde bile hop zıp olabilmesini seyretmek müthiş. Sabahları konuşan, soru soran, cevap veren, naber anne diyen bir çocukla güne başlamak insana “hayat böyle ve onunla güzel işte ” dedirtiyor. Ne kadar yorgun kalkmış olursa olayım, onun o güzel enerjisi beni de kendime getiriyor Çocuklar güne merhaba demeyi büyüklerinden çok daha iyi beceriyor!

Sabah 06.30 gibi mutlaka kahvaltı sofrasına oturmuş oluyoruz. Bir gece önceden o sabah sofrasında nelerin yer alacağını bildiğim için her şey tıkır tıkır ilerliyor. Çok şükür, Kaan kahvaltıya asla hayır demiyor. Aksine ikimizde onun mükellef kahvaltı etmeden evden çıkmasını düşünemiyoruz bile. Aynen olması gerektiği gibi!

Ben ona kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu, kahvaltı ederse dersleri daha iyi anlayacağını, dolayısıyla okulda daha başarılı olacağını çok küçüklüğünden beri anlatıyor, ve her sabaha ayrı bir menü hazırlayarak bu öğünden sıkılmasının önüne geçmeyi başarıyorum. Dedim ya ben kararlı bir anneyim, o da akılı bir çocuk!

Biz ana oğul yumurtaya bayıldığımız için sabah menülerimizde gün aşırı mutlaka yumurtalı bir tarif oluyor. Sonra yaz kış hiç şaşmadan bir çeşit mevsim meyvesi de yerini buluyor soframızda. Soğuklar başlayınca meyvelerin suyu taze taze sıkılıp şifa diye önüne konuluyor. Enfeksiyonlara karşı nasıl bir koruyucu olduğunu ezberledi artık. Fındık, badem, cevizler de son dakika tadımlıkları olarak sunuluyor, yine faydalarının altı çizilerek tabi. Anne çenesi duramıyor, maşallah sabahları da güzel çalışıyor!

Biliyorsunuz, alışkanlık edindirilmemişse sabahleyin “yesene yesene” demek hem anneye hem de çocuğa stres yüklemekten başka bir işe yaramıyor. Halen kahvaltı sevmeyen bir çocuğunuz varsa sabah menülerinizi çeşitlendirmenin yanı sıra sıkmadan “neden kahvaltı etmeli” konusunu tatlı bir dille anlatın onlara... Kahvaltıyı sevdirmek için daimi bir çaba içerisinde olmayı asla bırakmayın. Hele güler yüz ve istikrar varsa işin içinde bilin ki sabahları da her şey yoluna girecek bir şekilde...

Son olarak gece başuçlarına, sabah kahvaltı masalarına, okul çantalarına, hatta ceplerine bırakmak üzere küçük notlar yazın onlara. Üzerinde ister iki kelime ister birkaç paragraf olsun. El yazısı ile bir tebessüm eşliğinde yazılmış, içinde sevgi olan anne notları... Hayatlarına iliştirdiğiniz o notları hatırlayacaklar inanın. Annenin uykuya yatırışını, sabah kaldırışını, yüzlerdeki ifadeyi, Seni Seviyorum demeleri hatırlayacakları gibi...
Hepsini ve her şeyi hatırlayacaklar...

 

Bebeğim ve Biz Kasım 2011 sayısında yer almıştır

 

2011-11-03
Bu yazı 1951 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin