Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Happy Nest Buluşması

Geçen hafta epey gezdim dolaştım. :) 19 Şubat'ta Bursa Lions Kulübü davetlisi idim, arkasından 21 Şubat Perşembe günü Ege TV'de; sevgili Zeynep Erkunt Armağan ile birlikte Tarımda Kadın temalı canlı yayına katıldık. Dost sohbeti havasında güle oynaya bitirdik hepsini, harika geçti. :)

Önümüzdeki hafta, aynı zamanda doğum günüm de olan 1 Mart'ta İstanbul'da olacağım. Çok sevgili dostlarım Ece Sayıner & Pelin Ulusoy Tepret'e ait harikulade özenli bir çocuk kulübüne; Happy Nest'e davetliyim. :) Happy Nest 2 - 6 yaş arası çocuklarıza olabildiğince sağlıklı bir ortamda sosyalleşme imkanı veren, siz evde nasıl bakıyorsanız aynen öyle bakan, başından beri hayran hayran izlediğim muhteşem bir yer. Çocuk, yemek, gıda, okul kantini konularını konuşmak, tanışmak için de harika bir yer. 1 Mart 2013 Saat 13:00'da, Etiler'de... Beklerim herkesi. :) Katılmak için Happy Nest'a bir mail atmanız yeterli.

Hazır İstanbul'a gitmişken Gaziantep de yolumun üstü dedim, 2 Mart'ta da oradayım. :) Gaziantep Soroptimist Kulübü'nün davetine katılacağım. 3 Mart'ta da daimi mekanıma, köyüme dönmüş olacağım.

Arka arkaya gezi, sohbet... Bildiğimi anlatmak, aktarmak, teyit almak istiyorum. Aslına bakarsanız, ''emeksiz yemek'' peşinde olanlar ile topyekün bir savaşa taraf topluyorum. Benim köyüm, benim çiftliğim, benim ürünlerim benim için de; sizin içinde önemli, biliyorum. Epeyce süredir yarı kapalı diyebileceğim bir gruba hizmet ediyorum. Bunun dışı ne olacak..? ''Bana ne...'' diyemiyorum.

Anadolu kökenli her müşterim az ya da çok, hatta benden de fazla biliyor. Çocukluklarından kalan tatlarla uyuşturabiliyor, olayı çözebiliyorlar. Şehirde doğanlar, hani böyle demek doğru olur mu bilmiyorum ama ''apartman çocuğu'' olarak büyüyüp de bilmeyenler... İmkanları dahilinde çocuklarına temiz bir şeyler yedirmek isteyenler... Onlar ''da'' bilerek istesin, eline aldığı ürünün ne olduğunu rahatça çözebilsin istiyorum. Tencereye atınca geç pişen her tavuğun köy tavuğu olmadığını birkaç kişi bile öğrendi ise başarıyorum demektir.

Kendime ait bir alanla başlayan, gittikçe de genişleyen çiftlik ile sınırlı kalamam. Devletin de desteği ile, kurtarılmış bir tarım bölgesi istiyorum. Mektepli çiftçiler olsun, becerilerini ve çocuklarına olan sevgilerini toprağa yöneltsin; profesyonelce toprağı işlesin, kendi çocuklarına ne yediriyorlarsa aynı kalitede ürünler üretsin istiyorum.

Çocuğuna sağlıklı bir muz yedirdiğine inandırılmış annelere, yetişme şartlarının suni olarak yaratıldığı, bin türlü katkı ile var edilmiş, doğum kontrol ilacı enjekte edilmiş muz satılmasın istiyorum.

Bardağındaki sütün zararlı olduğunu düşündüğü için arayışa giren, girdiği arayışın sonunda da uyanık besi çiftliklerinin kucağına düşen, bardağına beş misli zararlı süt dolduran anneler yaptıkları hatanın farkına varsın istiyorum. Tıka basa mısır slajı yedirilmiş, ambarları GDO'lu yemler ile dolu besi çiftliklerinin faydadan çok zarar getireceği görülsün istiyorum.

Görülsün, bilinsin ki rahatça oturdukları yerde huzursuz olmaya başlasın bunu yapanlar. Sorun. Bildiğiniz, süt aldığınız yerlere telefon açıp sorun, mail yağdırıp sorun. ''Sen bu hayvalara mısır slajı yediriyor musun? Yedirdiğin yemler hangi tohumlardan? Bu tohumlar GDO'lu mu, ithal mi? Hayvan meraya çıkıp otlanıyor mu?''. Siz bunu yaparsanız kıpırdanacaklar ancak.

Zeytini boyayanlar, fıstığı boyayanlar, dandik şekerleri boyayıp esmer şeker diye satanlar, bakliyata böcek ilacı boca edenler nefes almasın istiyorum. Ne kadar zor ve yorucu olursa olsun, devam...

Bu hafta uzun uzun yazıp sıkmak istemiyorum. Hepsini uzun uzun konuşmak için haftaya, İstanbul'da buluşmak üzere... :)

www.ipekhanim.com

2013-02-24
Bu yazı 1816 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin