Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Güzel Günler Gelecek

 Güzel günler göreceğiz çocuklar... demek, diyebilmek istiyorum evlatlarıma. Günlerdir oturuyorum yazının başına; aklımda yazacak bir dolu konu uçuşuyor ama bizim sıradan hayat koşturmacamızın dışında öyle kötü olaylar oluyor ki ülkemizde kendimi toparlayıp yazıyı bize dönüştüremiyorum bir türlü.

Anne olmak trajedilere hep anaların gözünden baktırıyor insana. Önce terör yüzünden ölen gencecik askerlerin analarının yerine koyuyorsun kendini, içine kor düşüyor. Sonra, yavruna sarılırken acı hissediyorsun. Hiç tanımadığın o gençlerin de bir zamanlar ana kuzusu olduğunu, analarının da senin gibi gecelerce uykusuz kaldığını, kim bilir ne güçlüklerle büyütüldüklerini düşünüyorsun. Gencecik hayatların bitmesine yanıyorsun; herkesin hayatına kaldığı yerden devam edeceğini ama anaların hayatlarının bir bölümünün zamansız giden o evlatlarla birlikte orada bittiğini düşünüp kahroluyorsun.

Daha bu acın dinmeden deprem geliyor bu sefer. Sinsice, sessizce, çok derinlerden. Bu sefer genci yaşlısı demeden vuruyor herkesi acı. Çocuklar üşüyor mudur diye soruyorsun kendine hep. Ölüm yakışmaz zaten bir yavruya. O yüzden üşüyor olmalarına kafayı takıp duruyorsun hep. Öyle kötü bir gerçek ki deprem, öyle çaresizsin ki insanoğlunun cahilliğine isyan ediyorsun en çok. Yıkımın en büyük sorumlusu o çünkü.
Hatalardan hiç ders almamak, insan hayatını hiçe sayıp kötü binalar inşa etmek, eğitmemek, bilinçlenmemek...
Çocuklarımıza güzel günler gösterebilmek aslında elimizde ama anaların gücü yeter mi buna bilmiyorum, bilemiyorum :(

Bir taraftan da hemen hemen her gün onlarca can verdiğimiz bir başka kötü gerçek var ki o da trafik kazaları. Ülkenin en büyük ve kaotik şehrinde yaşamak çocuklarınızla trafiğe çıktığınız anda yaşamınızı riske koymanız demek. Siz ne kadar bilinçli olsanız, çocuklarınızı oto koltuğuna oturtup güvenli bir sürüş için tüm kurallara uysanız da, karşınızda eğitimsiz, dikkatsiz ve kurallara uymayan bir sürücü varsa birçok masum insan gibi sizin de başınıza her türlü kaza gelebilir. Nitekim daha geçen hafta uyuyakalan bir tır şoförünün karşı şeride geçerek sebep olduğu kaza onlarca insanın hayatına mal oldu.

Aynı senaryo her bayram ve yaz tatillerinde defalarca tekrarlanıyor ve haberlerde bu bayram toplam xxx kadar insan hayatini kaybetti diye sayı olarak geçip gidiyor hayatlar. Buna rağmen ehliyet almak hala çok kolay, trafik cezaları hala çok yetersiz, denetim neredeyse yok. İçinden otoyol geçen koskoca şehirde otoyolda geçirdiğiniz kazada ambulans yardımınıza gelemiyor neden çünkü emniyet şeridi yüzlerce cahil, saygısız ve bencil sorumsuzlar tarafından doldurulmuş. Park edilmez levhalarının önüne, yaya yollarının üstüne araçlar park ediliyor. Bunlar mevcut kural ihlallerine ciddi ceza yaptırımları uygulayarak önlenebilir.

Gelecekte olmaması için de gençlere küçük yaşlardan itibaren eğitim verilebilir. Eğitim o kadar önemli ki insana kazandırdığı alışkanlıklar hayatının bir parçası oluyor. Çocuklarım arabaya bindikleri zaman oto koltuklarına koşarak çıkmaya çalışıyor ve kemerlerini bağlamamızı sabırla bekliyorlar. Çünkü doğdukları günden itibaren defalarca uygulanan bu ritüelin bir kural olduğunu sorgulamadan benimsediler. Birçok insanın da bu tür konularda artık çok dikkatli olduğunu biliyorum ancak birçoğumuzun değil; çoğunluğun kurallara uyduğu günlerde herşey biraz da olsun düzene girebilir.

Anne olarak bize düşen en büyük görev çocuklarımıza kurallara uymalarının ne kadar hayati sonuçları olduğunu her zaman hatırlatmak. Aksi takdirde gelecekleri için endişelenmekten başka birşey yapamayız.

Sevdiklerinizle sağlıklı ve "hayatta" kalın...

2011-10-25
Bu yazı 1478 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin