Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Grip ve Tavuk

Oğlanın devam ettiği okul her sene daha erken açılıp, daha geç kapanıyor. Yani biz neredeyse 10 günden beri okulluyuz...

Uzun yaz döneminin ertesinde sabah çok erken kalkmak, ağır okul temposuna tekrar ayak uydurmak hem çocuklar, hem de anneler için hiç de kolay değil!   Aslına bakarsanız içinde inatlaşma, söylenme, ve insanın sinirlerini tepe sınırına çıkaran her bir şeyi barındıran fıldır çıldır bir çalışmaya alışma dönemi işte.   

Biz geçen haftadan beri “ödevlere erken başlamak lazım” , “akşam yemeğini erken yemek lazım”, “erken yatmak lazım” rutinlerine geçmeye çabalarken, sezonun ilk hastalığı evimize erkenden girerek bu fıldır çıldırlığa ayrı bir unutulmazlık kattı.

İkimiz de hastayız! Ana oğul resmen nakavt olduk. Önce hafif bir boğaz batması, sonrasında burun tıkanıklığı ile gelen baş ağrısı ve nihayetinde sular seller gibi akan bir burun, öksürük ve feci bir halsizlik hali…

Kaan nereden geldiği beli olmayan bu durumu biraz daha hafif atlattı. Başlangıcından 3 gün sonra şükür o daha iyiye giderken,  ben her geçen gün daha kötüledim.   Çünkü hastayken bile dinlenemeyen, direncinin sonuna kadar ayakta kalma gibi lüzumsuz  takıntısı olan biriyim ben işte...  

Çalıştırmam lazım, yıkamam, yatırmam, gece uyuduktan sonra beşbin defa kalkıp üzerini kontrol etmem lazım, harika kahvaltılar ve sıkı bir beslenme çantası hazırlamam lazım diyerekten iyileşme süremi biraz da kendim uzatıyorum sanırım. Kimseden bir şey istenmez terbiyesi ile büyütülmüş türünün son örnekleri olarak hastayken bile kalkıp suyumuzu kendimiz alırız ailecek... İyi bir şey mi? Değil tabi!

Bu grip belasından sonra, bu sabah servisin 07.00 yerine, 07.10’da gelmeye başlaması haftanın iyi haberi oldu. Kahvaltı süremiz uzadı, süre uzatımını ballı elma ve yanında taze ceviz yiyerek kutladık... Borozan gibi seslerimizle yaptığımız sabah sohbeti de cabası oldu. 10 dakika güzel bir fark yarattı, bunun için baya baya mutlu oldum ben.

Basit, lezzetli ve paşa Kaan tarafından kabulü garantili torbada sebzeli-meyveli tavuk yapmaya karar vererek akşam yemeğini de kafamda çözdüm. Anneler bilirler ya, yemeğin adına karar vermek günün en önemli meselesidir. Bakın bu da beni mutlu etti mesela...

Şimdi tarifi sizinle paylaşınca da mutlu olacağım. Mutlu olmaya bahane bula bula da bu pis hastalıktan kurtulacağım...
Hadi meyveli sebzeli tavuk yapıyoruz...

*********************

Bu tarif için 1 kilo civarında küçük boy bir tavuk tercih edin. Standart pişirme torbaları yeterli gelse de ben çoğu zaman hindi boyu pişirme torbalarını seçerek tavuğun yanı sıra  ekleyeceğim meyve ve sebzelerin miktarını çok tutabilmeyi garantilemiş oluyorum. Sebze ve meyveleri mevsimine göre seçsem de elma, havuç, patates ve sarımsak demirbaş malzemeler olarak kalıyor. Kış mevsiminde portakal suyu da gezdiriyorum üzerlerine, bir iki kuru kayısı da illa ki oluyor.

Tarifin pratikliğinin yanısıra meyvelerden gelen çok hafif tatlımsılık lezzeti bir başka boyuta taşıyor. Bu sebeple sadece ev halkı için değil ama misafirler için de harika bir ana yemek olduğunu düşünüyorum. "Eyvah tatlıysa benim çocuk yemez" diye düşünmeyin sakın.   Çocukları değişik lezzetlere küçük yaşlardan itibaren alıştırmamız onların seçici değil ama seçkin bir damak zevkine alışmaları için çok önemli. Tatlı dediysem şerbetli tatlı gibi de değil tabi ki. Bu tarifi deneyin, bence beğeneceksiniz.


 

-Küçük boy bir tavuk
-1 bütün elma (tercihan yeşil, kabuğu ile birlikte)
-2-3 adet kuru kayısı veya 1 adet portakalın suyu
-2 diş sarımsak
-2 orta boy havuç
-4-5 adet küçük boy patates (taze ise iyice yıkanıp kabuğu ile birlikte)
-Mevsime göre bir başka sebze (kabak, kereviz vs.)
-tuz/kimyon
-1 tatlı kaşığı un

-Tavuğu, sebze ve meyveleri iyice yıkıyoruz
-Pişirme torbasının içine bir tatlı kaşığı un ekleyip, torbayı sallıyor ve unun torbanın her yanına dağılmasını sağlıyoruz.
-Tuz ve kimyonla ovalanmış tavuğu torbanın içine yerleştiriyoruz.
-Boşluğuna bir diş sarımsağı ve kabuğunu soymadan bütün bıraktığımız elmayı yerleştiriyoruz.
-Kalan diş sarımsağı torbanın içine atıyoruz. Tavuğun etrafına patatesleri, ikiye bölünmüş havuçları ve mevsim sebzesi olarak neyi seçtiysek onu yerleştiriyoruz.
-İkinci meyve olarak tercihiniz kuru kayısı ise onları da ikiye bölerek sebzelerin arasına katıyoruz, yok portakal suyunu seçtiyseniz torbayı dik vaziyette tutarak malzemelerin üzerine gezdiriyoruz.
-Torbanın ağzını paketten çıkan plastikle sıkıca bağlayıp fırın tepsisibe yerleştiriyor ve torbanın üzerinde minicik bir delik açıyoruz.
-180 derecede en az 1 saat pişmeye bırakıyoruz.
-30 dakika sonra evi müthiş bir koku kaplıyor.
-Aç olmayan bile bu evde ne pişiyor yaw diye kapı çalıyor ☺
-Nar gibi kızaran tavuğu torbadan çıkarırken çok ama çok dikkatli oluyoruz, benim bu aşamada ciddi cayır cayır yanmışlığım olmuştur.
-Sebzeleri bir kayık tabağa alıyoruz.
-Tavuğu da güzelcene parçalayıp başka bir kayık tabağa.
-Torbanın dibinde biriken suyu aman diyim dökmeye falan kalkmıyoruz. Bu suyu ister tavuk ve sebzelerin üzerine gezdiriyoruz, istersek de içinde çok az un eritip ocakta kıvamlandırıp sofraya ayrı getiriyoruz...  Sunuçta biz bu işi harika ötesi yapıyoruz.
-Tüm bunlar sofraya acı olmayan hardalla geliyor... Bir torbadan nasıl güzel bir yemek çıkıyor!

Sıfır yağlı, çok lezzetli, bana göre on, Alex Kaan’a göre yıldızlı on numara bu tarifi en kısa zamanda denemeniz dileğiyle.

Sevgiler ve öpücüklerle...

Twitter

2011-09-15
Bu yazı 2035 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin