Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Gelen Gideni Aratmasın

“Gelen gideni aratmasın...”

Yeni sene yaklaştıkça içimden geçen ilk dilek bu oluyor. Kayıplardan, eksilmelerden ya da sene boyunca yaşadığımızın sıkıntılardan daha önemlileri ile karşılaşmaktan korkuyorum. Her şey  güzel olsun istiyorum. Ne bileyim herkes mutlu olsun, elindekilerin kıymetini bilsin; çalışanın, emek verenin işleri iyi gitsin, tabi en önemlisi de sağlık yerinde olsun... Hepimiz biliyoruz ki sağlık olmayınca hiçbir şey tam olmuyor.

Bundan birkaç sene önce geçirmem gereken nodül ameliyatı öncesi bir doktorun muayenehanesindeyim. Yanımda aileden iki kişi daha var. Doktor nodül alındıktan sonra kanser çıkarsa neler yapılacağını anlatıyor bana... Şöyle bir doğrulup, ciddileşiyorum. Konu başlığı kanser çünkü, benim kanser olma ihtimalim!

Bir metanet de var üzerimde. Öyle olduğumu zannederek dinlemeye devam ediyorum.  Beş altı dakika sürüyor bu halim. Sonra kopuyorum doktorun anlattıklarından, hatta ruhen o odadan bile çıkıyorum. Doğru oğlumun yanına gidiyorum, saçlarını okşayıp, küçük kafasını göğsüme bastırıyorum. Merak etme diyorum, bende bir şey çıkmayacak, seni de benden başka kimse büyütmeyecek, uzun yıllar daha yanında olacak ilk insan benim, ben senin annenim...

Ablam doktora bir şeyler soruyor, diğer kişi bana bakıp merak etme diyor...Sen sus diyorum içimden, bi sus...  Konuşmalar uğultu kıvamında, benim yanaklar kızarmış,  kafamda da bir zonklama... Ağlama zırlama yok, zaten ortada kesin olan bir şey de yok. Sadece ihtimaller, ama biraz kuvvetli ihtimaller var. Sevmem ben ihtimalleri zaten, arada kalmışlıkları da sevmem. O odada da sıklıkla tekrarlanan “belki”, “bir ihtimal”, “muhtemelen” kelimelerini sevmediğim gibi.... Ben kanser falan olmak istemiyorum, küçük bir oğlum var benim...

Ameliyata kadar geçen zamanda Zümrüt  ruh gibi... İhtimallerin beni kemirmesine izin verip en kötüsünü düşünüyorum. Bana bir şey olursa oğlumu kimlere, nasıl emanet edebilirimin planlarını yapıp, hiç ama hiçbirini içime sindiremiyorum. Kimse ama kimse ona benim gibi bakamaz... 

Dışardan davulun sesi hoş gelir misali öylesine "merak etme" diyenlere feci sinir oluyorum. Hatta en gergin zamanlarımda   iki tokat bile atmak geliyor içimden. Samimi olmayan teselli hiç olmasa daha iyi. 

Hislerim beni başka bir doktora yönlendiriyor. Ona güvenip, hadi şu nodülü çıkarıp al benden diyebileceğim bir doktora...  Bir Eylül sabahı o  doktor o nodülü benden söküp alıyor ve çok şükür ki  kanserin beni seçmediği anlaşılıyor. Aşağıdaki bekleme salonunu dolduran eş, dost , akrabalar seviniyor, ağlayanlar oluyor(muş). Ablam mesela... Demek ki o odada benim kadar korkan bir de oymuş... Uyandığımda yanımda ilk olarak babamı görmek istediğimi hatırlıyorum,  babamın elini elimde istiyorum. O tabi ki yanımda, her zor zamanımda... 

Dilerim korku olmasın hiç  hayatımızda... Anneler; dilerim çocuklarınız her zaman  sizlerin elinde büyüsün. Çabanız, emeğiniz varsa işleriniz rast gitsin, dualarınız kabul olsun... Gelen sene gideni aratmasın. İçinde kötü olan ihtimaller yanımızdan bile geçmesin. Sevgiler samimi olsun... 

İşte ben o zamandan beri bir farkındalık içindeyim. Dalgalanıyorum tabi arada, hepiniz gibi. Yine de mükemmelliğin izafi tanımlamasına hiç takılmıyorum, “neden” sorusu daha az aklımda. Neden diye başlayan soru cümlelerindense, "çünkü" diye başlayanları  kurmayı öğrendim. Üstelik "mükemmel" ne gıcık bir kelime! Başımıza gelen her şeyin sorumluluğu yarı yarıya üzerimizde... Farkında mısınız?  

Bu yazıyı nereye, kimlere, neden bağlayacağımı unutmadım. Yazacağım...

Diyeceğim ki, yeni senede sevdiklerinize, çok sevdiklerinize “iyi ki hayatımdasın, gitme, gelen senede de benimle kal”  diyebilen hediyeler verin. Hediyeler de konuşur inanın. Büyük, küçük, süslü, süssüz bir önemi yok, yeter ki o kişiye olan sevginizi anlatabilsin, o kişiye özel olsun. Hissettirin ve daha çok “seni seviyorum” deyin. Hepimizin sevildiğimizi bilmeye, bunu duymaya, ya da anlamaya ihtiyacı var. Bazen çok geç olabiliyor, size en güzel, en pahalı  hediye de gelse çul çaputtan ya da bir çakıl taşından  öteye geçemiyor.  Zamanında ve en sevdiklerinize ...

Sizi Seviyorum

 

İşte kişiye özel ürünler konusunda  benim en en favorilerim. Yetenekli, özü, sözü bir, harika ve özel kadınlar onlar.

www.sesiber.com

www.leyya-craftmania.blogspot.com

www.ismeozeltasarim.com

www.mutlumutfakonlukleri.com

Art by Ayşe

Ece Aymer

Emek Sensin
 

2011-12-08
Bu yazı 1540 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin