Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Mine Algın

Mine Algın

Yazarın Son yazıları

GDO Nedir? GDO'lu Ürünler Nelerdir?

 GMO ya da GDO (Genetically Modified Organisms-Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar), genetik müdahale yöntemleriyle genetik yapısına bitki, bakteri, virüs vb. herhangi bir başka canlıdan alınan gen veya genlerin aktarılmasıyla elde edilen yeni organizmalardır.
1

8.03.2010 tarihinde kabul edilen,5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanununa göre : “İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı göz önünde bulundurularak GDO veya ürünlerinin ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesi ile genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda kullanımına, bilimsel esaslara göre yapılacak risk değerlendirmesine göre karar verilir. Madde 3 ‘e göre de Risk değerlendirme sonuçlarına göre risk oluşturmayacağı belirlenen başvurular için verilen kararın geçerlilik süresi on yıldır.”

Tarım Köy İşleri Bakanlığı izni ile hayvan yemi, hayvan bitkisel besin takviyesi olarak ülkemize giren ürünlerde denetim yok denecek kadar azdır. Bu ürünlerin güvenirliliği konusunda hiçbir garanti yoktur. 2003 yılında Türkiye’nin yurt dışından satın aldığı tarım ürünlerine ve bu ürünleri aldığı ülkelere bakacak olursak, satın alınan 800 bin ton soyanın %90’ının ve 1.8 milyon ton mısırın da %80’inin ABD ve Arjantin kaynaklı olduğunu görürüz. ABD ve Arjantin’den elde edilen ürünlerin özellikle de mısır ve soyanın GDO olmama ihtimali oldukça düşüktür. Fakat, Türkiye’de ne gümrüklerde ne de diğer bölgelerde GDO analizi yapabilecek alt yapıya sahip akredite bir laboratuvar olmadığından, ithal edilen ürünler kontrolsüz olarak sınırlarımızdan girmektedir.

GDO’lu hammadde kullanan (hem de senelerdir kullanan) gıda şirketleri Tarım Bakanlığı’na GDO’lu hammaddenin serbestçe girmeye devam etmesi için baskı yaptılar. Sonunda 5977 numaralı kanunla da yasallaştı. Şu anda sınırlarımızdan tonlarca GDO’lu hammadde giriyor. Kimi yem olarak kullanılıyor; ki tavuklar yemlenirse yumurta ve etleri, inekler yerse süt ve etleri de güvenilir olmaktan çıkıyor. Kimi de, gıda şirketlerinde hammadde olarak kullanılıyor.

Rusya'daki Ekolojik Tehlikelere Karşı Savunma Günleri'nde sunulan bir çalışma, GDO'lu besinlerin tüketimine bağlı gizli tehlikeleri bir kez daha açığa çıkardı. Araştırmaya göre GDO'lu ürünlerle beslenen insan ve hayvanlar birkaç nesil sonra tümüyle kısırlaşıyor. Antibiyotiğe dirençli gene sahip gıda ile beslenmiş bir hastanın antibiyotik tedavisine cevap verip vermeyeceği ya da ne ölçüde cevap vereceği bilinmemektedir. Daha güçlü ilaç ya da daha fazla kimyasal ise daha fazla çevre kirliliği demektir. Antibiotik verilerek ince kemik bol et vermesi sağlanan tavukları çocuklara yedirdiğimizde erken ergenlik, vücudun her bölgesinde bol kıllanma, antibiotik dayanımı, zeka geriliği, kemik gelişme geriliği, obezite sorunlarıyla karşılaşılıyorsa GDO lu ürünlerin kullanılması sonucunda iyi şeyler olmayacağı çok açıktır.

Yıllar sonra nesilde bozulmalar başladığında sorumlu kişiler tıpkı radyasyonlu çaylarda yaptıkları gibi, ‘’Aaa hayvanların aldığı GDO’lu ürünler insan vücuduna da geçiyormuş. Biz bu konuda bilgilendirilmedik yanlış bilgilendirildik vs’’ derler işin içinden çıkarlar.

Ekimi en yaygın genetiği değiştirilmiş bitkiler soya, mısır, pamuk ve kanoladır. Tübitak verilerine göre, dünyada üretilen 72 milyon hektar soyanın %5,5’ini, 140 milyon hektar mısırın %11’ini, 34 milyon hektar pamuğun %21’ini ve 25 milyon hektar kanolanın da %14’ünü transgenik çeşitler oluşturmaktadır (Kefi, 2005). Bununla birlikte, buğday, ayçiçeği, pirinç, domates, patates, papaya ve yer fıstığı gibi ürünlerin de transgenik olarak üretildiği, muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun ve karpuzun da denemelerinin yapıldığı bilinmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ahmet Kavak bilimsel araştırma sonuçlarına göre tamı tamına 22 adet üründe GDO’ya rastlanmıştır açıklamasını geçtiğimiz günlerde yapmıştır.

Peki, bilmeden yediğimiz bu GDO’lu ürünler hangileri? Gofret, çikolata, kola, gazlı içecek, kahvaltı gevreği, hazır çorba, hazır kek, sucuk, salam, sosis, renkli yoğurt, çiklet, aromalı kahve, ketçap, mayonez, bisküvi, kraker, şekerleme, renkli içecek, ekmek üstüne sürülen ezme, cips, vb. paketli gıda ürünlerinde şu aşağıdaki listeden bir hammadde varsa GDO’lu olma ihtimali yüksektir:

• Mısır şurubu
• Yüksek fruktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker –NBSŞ)
• Mısır nişastası
• Mısır yağı
• Bitkisel yağ
• Margarin
• Soya unu
• Soya proteini
• Soya lesitini
• Soya yağı
• Dokulu bitkisel protein
• Dekstroz
• Maltodekstrin
• Fruktoz
• Sitrik asit
• Laktik asit
• Kanola yağı
• Pirinç
• Pamuk yağı.

Soya: sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı yiyecekler, etsuyu tabletleri, fındık-fısık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamüller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor. Mısır: nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola ve meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor

Dört büyükler denilen GDO lu ürünler ,Mısır, Soya Fasulyesi, Kanola, Pamuk ve bunların bulunduğu gıda ürünleridir. GDO‘ suz etiketi taşımadığı sürece dört büyüklerden herhangi birini içeren dondurulmuş gıdalardan uzak durmak gerekir. Çoğu çorba ve sos pek çok işlemden geçer; alışveriş sırasında içindekiler listesini dikkatlice incelemek gerekir.

Etikette açıklanmadığı takdirde mısır, soya yağı, pamuk tohumu ve kanola yağı büyük ihtimalle GDO içerir. Pek çok alternatif et ürünleri genetiği değiştirilmiş ürünlerle işlenir. Bu sebepten ürünlerin içeriğini incelerken risk içeren dört büyüklere, özellikle soyaya çok dikkat edilmesi gerekir. Pek çok alternatif süt ve süt ürünleri soya fasulyesinden üretilir ve GD maddeler içerebilir.

Çoğu mamanın ana maddesi süt ya da soya proteinidir. Genelde bu ürünlerin içindeki gizli ürünler rbGH (Amerikalı çiftçiler ineklerinin verdikleri süt miktarını artırmak için genetiği değiştirmeye yönelik yapılan iğne) enjekte edilmiş ineklerden elde edilen süt veya soyadır. Aynı zamanda bazı markalar GDO‘ lu mısır şurubu, mısır şurubu veya soya lecithini de kullanırlar.

Genellikle mısır ve soyadan üretildikleri için, kahvaltılık gevrek ve barların GDO‘ lu ürün içerme ihtimali yüksektir. Mısır Şurubu GDO‘ lu maddeler içerir. Çoğu dondurulmuş gıda üretim aşamasında çok sayıda işleme uğrar.

Tatlandırıcılardan aspartam GD mikroorganizmalardan üretilir. Çikolatadaki soya lesitin‘e ve şekerdeki mısır şurubuna dikkat edilmelidir.. Aynı zamanda NutraSweet® ve Equal® olarak ta bilinir ve alkolsüz içecekler, şeker, sakız, tatlılar, yoğurt, tabletop tatlandırıcıları, vitamin ile şekersiz öksürük bonbonları gibi eczane ürünleri de dahil olmak üzere 6,000den fazla gıda maddesinde bulunur. Çoğu meyve suyu GDO‘ suz meyveden üretilse de mısır bazlı tatlandırıcıların büyük kısmı (mesela yüksek fruktozlu mısır şurubu) GDO içerir. Sodaların çoğu su ve mısır şurubundan üretilir. Bardakta mısır hem GDO hem de hijyen bakımından sakıncalıdır.

"GDO‘ suz" etiketli ürünler üretim aşaması süresince GDO‘ lu ürün kullanılmadığı anlamına gelse de, GDO doğal yollarla; polen yolu ile, rüzgar ve böcekler ile tohum bozulması yolu ile ya da insan hatalarıyla yayılabilir. Monsanto şu anda Türkiye’de ücretsiz olarak tohum dağıtıyor ve bunu özellikle ova bölgelerde yapıyor ki yayılımı ve çapraz kaçışları daha fazla olsun.

SAĞLIĞIMIZI VE ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

*%100 buğdaydan üretilmiş makarna, kuskus, pirinç, arpa, yulaf, sorgum ve soya hariç kuru baklagiller tercih edilmelidir.
*Saf zeytin, hindistancevizi, susam, ayçiçeği, badem, üzüm çekirdeği ve yer fıstığı yağı tercih edilmelidir.
*Buğday, pirinç ve yulaflı, ayçiçek yağı ve aspir içeren snackleri tercih edilmelidir.
*Yüzde 100 kamış şekeri, konsantre kamış suyu veya organik şeker içeren GDO‘suz tatlandırıcıları, şeker ve çikolataları tercih edin .
*Yüzde 100 meyve sularını tercih edin. Marketten bir ürün almak zorunda kaldıysanız, almayı düşündüğünüz ürünün etiketindeki o çok küçük harflerle yazılmış “içindekiler” listesini mutlaka okuyun. Yukarıda listelediğimiz hammaddelerden birini dahi içeriyorsa satın almayın.
*Pastanelerden alınan pasta, kurabiye, börek, baklava ve diğer hamur işlerinde içindekiler listesini göremiyoruz ama pastanelere de mutlaka sorun. Özellikle margarin, soya yağı, kanola yağı, mısır nişastası kullanıp kullanmadıklarını öğrenelim.
*Henüz genetiği değiştirilmiş balık, kümes hayvanı veya çiftlik hayvanı satışa sunulmamıştır. Fakat tahıl gibi GDO‘ lu ürünlerle beslenen hayvanlardan üretilen pek çok organik olmayan ürün vardır. %100 ot/çimenle beslenen hayvanları ve çiftlik balığı yerine açık deniz balıkları tercih edilebilir.

GDO’LU ÜRÜNLER NERELERDE KULLANILMALIDIR?

Genetiği değiştirilmiş yağlı tohumların biodiesel yapımında kullanılması ve alternatif enerji kaynaklarını geliştirme açısından önemini anlatan , Uludağ Üniversitesinin araştırmalarına göre her türlü bitkisel yağdan biodiesel üretilebileceğini belirten Dr. Ulusoy, kolza (kanola), soya ve pamuk yağlarından üretilecek biodieselin maliyetinin, petrol kökenli diesele göre yüzde 25 daha ucuz olduğunu açıklamıştır. Dr. Ulusoy, üretimin geniş çaplı yapılması durumunda maliyetin daha da düşürülebileceğini açıklamasını yapmıştır. Gap bölgesinde sulak arazide üretimin gerçekleşeceği ve ülkemize yakıt anlamında ciddi getirisinin olacağı vurgulamıştır.

Ülkemizde yapılan maalesef biodiesel yapımında kullanılan, kullanılması gereken ürünlerin amacı dışında rant için gıda sektöründe kullanılması halkın ve nesillerin sağlığıyla oynanmasıdır.

Burada sorulması gereken temel soru dünyanın ve Türkiye’nin bu ürünlere ihtiyacı olup olmadığıdır. GDO ilk olarak kaliteli ve ucuz gıda üretimi, dünyadaki açlığın önlenmesi, çevre kirliliğinin azaltılması ve gıdaları genetik olarak vitaminlerle takviye ederek beslenme yetersizliklerine çözüm bulmak vb gibi güzel söylemlerle ortaya çıkmıştır. Şu anki duruma bakılırsa GDO için vaat edilen hiçbir sav gerçekleşmemiştir. Avrupa ve Dünya ülkelerinin çoğunda GDO lu ürünlerin gıda sektöründe kullanılması yasaklanmıştır.

Ziraat Mühendisleri Odasının açıklamasına göre Türkiye’nin bu ürünlere ihtiyacı yoktur. Ne yetersiz tarım arazilerimiz, ne de yetersiz üretimimiz söz konusudur. Akılcı toprak yönetimiyle gıda ihtiyacımızın GDO’ suz üretimle rahatlıkla karşılanacağını, ülkemize GDO girişi ve gıda sektöründe kullanılmasının tamamen politik ve finansal nedenlerden dolayı olduğunu belirtmişlerdir.

Çocuklarımızın sağlığı ve geleceğiyle, kendi geleceğimizle sağlığımızla oynamamak için kobay olarak kullanılmamıza izin vermeyelim. Kolay ikna olmayalım. Saf, doğal yollarla üretilmiş ürünleri kullanmaya özen gösterelim. Ucuz olması, alım gücü gibi bahanelerin arkasına sığınmayalım. Unutmayalım ki sağlığı olumsuz etkileyecek her ürün bedavada olsa karşılığı can olduğu için paha biçilmeyecek kadar pahalıdır.


Mine Algın
Makine Mühendisi, Toplam Kalite Yönetimi, Gıda Kalite Güvenirliliği, Gıda Ambalaj Uzmanı

 

2012-10-16
Bu yazı 24869 kere okunmuştur.

mehmet hayri

GDO LU ürünlerin pek kullanılmasından yana değilim

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin