Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Engelli Çocuklar ve Kardeş İlişkileri

 
“İnsanlar tek kanatlı meleklerdir, ancak birbirlerine sarıldıklarında uçabilirler” diye güzel bir söz vardır. Kardeşlik hayatta ilk tutunduğumuz diğer kanadımızdır. Yaşamımızda ilk etkileşimi, oyunu, güveni, kavgayı, paylaşımı, kıskançlığı, özveriyi kardeşlerimizle deneyimleyerek büyürüz. Kardeşimiz hayatımıza çok uzun süre tanıklık eden en önemli dostumuzdur.

İnsanlar bebeklikten itibaren sosyal destek ararlar. Fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı hissetmeyi sürdürmek için, güven duydukları arkadaşlara gereksinimleri vardır. Bu gereksinimi en iyi sağlayan kardeşlerdir. Kardeş ilişkileri, diğer sosyal ilişkilere göre yaşamın en önemli dönemlerine, sosyal ve duygusal bağlarla tutunulmasını sağlar. Kardeşler belki de hayatlarının en uzun ilişkisini sürdürürken, kurdukları bu bağ ile elde ettikleri güç sayesinde, diğer sosyal ilişkilerinde de yönlerini bulurlar.

Son dönemde yapılan çoğu araştırmada çocuğun kişiliğinde etkisi olan en önemli faktörlerden birinin kardeşler ve kardeşlik ilişkileri olduğu belirtilmektedir. Aile çocuğa ilk sosyalleşme ortamını sağlar. Anne baba ve kardeşlerle kurulan ilişki çocuğun temel benlik algısını, temel güven duygusunu, kişiliğinin temel belirleyicilerini oluşturmaktadır. Kardeşler arasındaki ilişki ise bunların yanında çocuğun sosyal becerilerinin gelişmesini desteklemektedir.

Kardeşler arasındaki ilişkiyi yönetmek anne ve babalar için oldukça önemli bir takım sorumlulukları beraberinde getirmektedir. Kardeşler arasındaki yaş farkı ne olursa olsun; kardeşlik ilişkisi temelde paylaşım üzerine kurulmuştur. En temel paylaşım alanı ise anne babayla geçirilen zaman ve anne babanın ilgisidir. Ebeveynler, aileye katılan yeni üyenin temel ihtiyaçlarını karşılamakla meşgulken; çoğu kez diğer kardeş kendini ihmal edilmiş ve unutulmuş hissedebilir. Yeni bebek, tüm aile sistemini etkilemekte ve değiştirmektedir. Ancak en ciddi ve dramatik değişimi genellikle kardeşler yaşarlar. Hem anne babayla geçirilen zamanın daralması, hem de bebeğe uyum sağlamak konularında zorlanmalar yaşayabilirler.

Engelli bir çocuğun aileye katılımı ise, aile sisteminde, işleyişinde, aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinde ve rollerinde olumlu ya da olumsuz ciddi değişimlere neden olacaktır. Kardeşler arasında yaşanan sorunlar her yaş döneminde farklı temel konular çerçevesinde ele alınmalıdır. Çocukların engelli kardeşlerine karşı sergileyecekleri tutumları; sahip olunan engelin türü ve derecesi, çocukların yaşları, doğum sıraları, cinsiyetleri, engelli çocuğun yaşı ve bu durumun aile içinde nasıl algılanıp yönetildiğine göre değişebilmektedir.

En önemlisi de anne babanın engelli çocuğa sahip olma durumunu nasıl algılayıp aile sistemine nasıl yerleştirdiğidir. Ailenin engelli çocuktan sonra yaşadığı kaygı, depresyon ve iletişim sorunlarının fazla olması ve çözümün gecikmesi, kardeşlerin engelli çocuğu suçlamalarına, ona öfkelenmelerine ve kaygılarının artmasına neden olabilmektedir.

Engelli çocukların kardeşleri de anne-baba gibi kayıp duygusu yaşayabilmektedirler. Henüz çok küçük yaşta olan bir çocuk kardeşinin onun yüzünden engelli olduğunu düşünerek kendisini suçlayabilir; ya da kardeşinde olan farklılığın neden kendisinde olmadığını düşünerek birtakım yanılgılara düşebilir ve kendisini kötü hissedebilir. Çocuk kardeşinin davranışlarından utanabilir ve ileride kendisinin de engelli olacağı şüphesine kapılarak korkabilir. Kardeşlerin duygularının dikkate alınması ve anlayış gösterilmesi son derece önemlidir. Özellikle engelli çocuğun engeli ve yeterlilikleri, kardeşlerle yaşlarına uygun ve anlayabilecekleri bir biçimde anlatılmalıdır. Araştırmalar engelli çocuğun engeli ne kadar karmaşık ve soyut ise kardeşlerin engelli kardeşlerini kabullenmelerinin o derece uzun zaman aldığını göstermektedir. Yani engel ve beraberinde getirdiği özellikler kardeşlere gerçekçi bir biçimde aktarıldığında, kardeşlerini kabullenmeleri ve onunla daha sağlıklı ilişki kurabilmeleri mümkün olmaktadır.

Yapılan birçok araştırmanın ortak sonucu; engelli kardeşe sahip olan çocukların, normal kardeşi olan yaşıtlarına oranla daha fazla sorumluluk aldıklarını ve anne babalarından daha az ilgi gördüklerini bildirmeleridir. Aile engelli bireyin bakımı, tedavi ve eğitimi gibi birçok sorumluluğu yerine getirirken elbette kardeşlerin de bu sistem de belli rolleri üstlenmeleri gerekmektedir. Engelli çocuğa sahip olmakla birlikte ebeveynler hem duygusal hem sosyal hem de zamanla ilgili ihtiyaçlarını yönetmekte zorluklar yaşamaktadırlar.

Bu noktada kardeşlerin kendilerini ihmal edilmiş, yalnız bırakılmış hissetmeleri ilk yıllar için oldukça normaldir. Ancak engelli çocuğa yönelik sağlıklı uyum sağlandıktan sonra ailenin kardeşler arasındaki ilişkiyi sağlıklı bir biçimde sürdürmesi gerekmektedir. Kardeşlere, engelli kardeşleriyle ilgili sorumluluklar yaşlarına ve psiko-sosyal gelişimlerine uygun biçimde verilmelidir. Sağlıklı kardeşlerin kendi gelişimlerini tamamlamaları için arkadaşlarıyla vakit geçirmeye, yalnız kalmaya, bir takım sorunlarıyla ilgili anne babasıyla konuşmaya, başarılarının takdir edilmesine ve en önemlisi kendi hayatını sağlıklı biçimde yaşamaya ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Ebeveynlerin engelli çocukları ve diğer çocukları arsında ilgi, iletişim, paylaşım ve sevgiyi eşit dağıtmaya dikkat etmeleri gerekmektedir. Engelli kardeşlerini kabullenmekte ve onlarla yaşamayı öğrenmekte zorlanmayan kardeşlerin; ailede fazlaca önemsenen, anne baba ilişkileri güçlü olan, çocukluğunda her zaman ailesini yanında hisseden çocuklar olduğu bilinmektedir.

Engelli çocuklar ve kardeşleriyle ilişkide önemli olan diğer bir konu ise kardeşlerin diğer arkadaşlarına engelli kardeşini nasıl anlatacağı ve arkadaş ilişkileridir. Çocuklar kreş ve okul yaşantısıyla sosyalleşmeyi ailenin dışındaki ortamlara da genellerler ve bu yeni sosyal ortamın kurallarına uyum sağlarken kendileriyle ve aileleriyle ilgili yeni bakış açıları kazanırlar. Arkadaşlarının aileleri, kardeşleri ve kendi ailesi ve kardeşleri ile bağlar kurmaya, benzerlik ve farklılıkları tespit etmeye başlarlar. Bu noktada engelli kardeşi arkadaşlarına anlatmak ve onlarla tanıştırmakla ilgili yüreklendirilmeye ve desteklenmeye ihtiyaçları vardır.

Anne babalar çocuğun yaşına ve arkadaşlarının özelliklerine uygun biçimde engelli kardeşin nasıl tanıştırılacağına karar vermeli ve bu konuda çocuğa yardımcı olmalıdır. Ancak bazı kardeşler engelli kardeşlerini arkadaşlarına anlatmak için zamana ihtiyaç duyabilirler. Çocuğun kendini hazır hissetmesine bu konuyla ilgili duygularını rahatlıkla ebeveynleriyle paylaşmasına olanak sağlanmalı; çocuk hazır hissettiğinde engelli kardeşiyle arkadaşları tanıştırılmalıdır. Çocukların bu dönemde kardeşlerinin engelini arkadaşlarıyla paylaşmak istememeleri, bundan utanmaları ve bu konuya fazlaca tepkisel olmaları normal kabul edilmeli; ancak bu konuda çocuğa ihtiyaç duyduğu psikolojik destek ve zaman tanınmalıdır. Gerekirse bu dönemde çocuk ve engelli kardeşi arasındaki ilişkileri düzenlemek için profesyonel yardım alınmalıdır.

Engelli kardeşleri olan çocukların diğer çocuklara göre daha sorumluluk sahibi, kendine güvenen, empati kurabilen, olgun, ve sabırlı olduğu görülmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda engelli kardeşi olan çocukların kardeşlerine karşı aşırı koruyuculuk gösterdiği; özellikle kardeşi kendisinden daha küçük yaştaysa kardeşinin sorumluluklarını fazlaca aldığı ve anne babaya yardımcı olmak konusunda istekli olduğu belirtilmektedir.

Kardeş İlişkilerinin Yönetiminde Ebeveynlere Öneriler
Kardeşlere engelli çocuğun engeli, psiko-sosyal gelişimlerine uygun ve anlayabilecekleri biçimde açıklanmalıdır. Engelli kardeşin yaşadığı yetersizliği anlamak bazen çok karmaşık olabilir. Bu nedenle ebeveynler çocuğun kardeşinin engeliyle ilgili tüm sorularına cevap vermeye çalışmalıdır.

Kardeşler, engelli olmaktan veya kardeşinin engelli olmasına bir biçimde neden olmuş olmaktan kaygı yaşayabilirler. Bu nedenle, engelin nedenleri çocuğa net ve anlayacağı bir şekilde açıklanmalıdır.

Çocuğun ailede yaşananları ve kardeşini algılayabilmesi için duygularını açıkça ifade edebileceği, kafasına takılan soruları rahatlıkla sorabileceği yakın ve güvenli bir ortam sağlanmalıdır.

Ebeveynler çocuğun duygularını dinlemeye zaman ayırmalıdır. Ailedeki tüm çocuklarla ayrı ve özel zaman geçirmeye gayret etmelidir.

Anne babalar, arkadaşlarına kardeşlerinin engelini nasıl izah edeceklerini belirlemelerinde, kardeşleriyle arkadaşlarını nasıl tanıştıracaklarını planlamalarında onlara yardımcı olmalıdır.

Kardeşlerin kendi gelişimlerini tamamlamaları için akranlarıyla yalnız ve bire bir ilişkiler kurmaya, oynamaya arkadaşlarıyla özgürce vakit geçirmeye ihtiyaçları vardır. Ebeveynler engelli çocukları ile ilgili sorumluluklar ile sağlıklı kardeşin ihtiyaçları arasında denge kurmalıdır.

Anne babalar engelli çocuğun bakımı ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi konularda kardeşlerden destek isteyebilirler. Bu konuda kardeşlerle açık konuşulmalı, öncelikle kardeşiyle ilgili çocuğun istediği ve hazır hissettiği alanlarda sorumluluk verilmelidir.

Anne babalar engelli çocuklarıyla ilgili alacakları kararlarda kardeşlerin de fikirlerini almalıdır. Fikri sorulan, ailede verilen kararlara tanık olan kardeşler kendilerini değerli ve önemli hissedecekler ve engelli kardeşlerini benimsemeleri kolay olacaktır.

Ebeveynler engelli çocukların; kardeşlerin evdeki yaşam alanlarına, arkadaş ilişkilerine çalışmalarına ve eşyalarına dönük olumsuz etkilerini en aza indirmeye gayret etmelidirler. Bu kardeşin engelli çocuğu olumsuz algılamasını ve kardeşini yük olarak görmesini engelleyecektir.

Anne babalar engelli çocuklarının gelişimleri ve başarılarından duydukları mutluluğu kardeşlerle paylaşmalıdır. Böylece çocuklar engelli kardeşlerinin aştığı zorlukları, gösterdikleri çabayı fark ederek onlarla gurur duymayı öğrenirler.

Engelli çocukların eğitimden ve tedaviden yararlanmalarında, ailenin tutumu ve çabasının önemli olduğu bilinmektedir. Engelli çocuğun zihinsel ve fiziksel becerileri kazanmasında, sosyalleşmesinde en önemli etken ise kardeşlerdir. Kardeşler arasında sağlıklı bir ilişki kurulursa bu ilişkiden hem engelli çocuğun hem de kardeşlerinin faydalanacağı unutulmamalıdır.

Klinik Psikolog
Mustafa SUNGUR
mustafasungur (at) hotmail.com

 


 

2014-02-23
Bu yazı 4260 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin