Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Endişesiz Bir Hayat için Zihindeki Bahar Temizliği

Acaba iyi besleniyor mu? Uykusu kaliteli mi? Kendi kendine nasıl uyur? Bezi nasıl bırakacak? Duvara tırmandı ama ya düşerse? Kardeşi ile neden bu kadar çok kavga ediyor? Neden bu kadar hareketli? Acaba gelişimi normal mi? İyi bir ebeveyn miyim? Çocuğuma zarar mı veriyorum? Ya hasta olursa? Okul seçimimiz iyi oldu mu? vb. bir sürü soru daha hamilelik döneminden itibaren ebeveynlerin kafalarını kurcalamakta.

Araştırmalar , çok yoğun olmayan endişenin kişinin ilerlemesine yardımcı olduğu ve kendisini ve çevresindekileri koruduğu için gerekli olduğunu göstermekte. Endişe ve korkular sürekli ve yoğun olduğunda ise hem kişiyi mutsuzluğa sürüklemekte hem de çocuklarıyla olan iletişimde bazı engeller oluşturmaktadır.
Ebeveynlerden gelen “Aman dikkat et!”, “Bak şimdi düşeceksin!” gibi söylemler aslında çocuklara, korundukları ya da önem verildikleri mesajlarını vermez, tam tersine verdiği iki mesaj; dünya güvenilmez bir yerdir ve sen bu dünya ile başedemezsindir (Markham, L. 2013 www.ahaparenting.com) Kaygı durumu yüksek ebeveynler çocuklarının kendilerine olan güvenini olumsuz etkilemektedir. Yapılan bazı araştırmaların bulgularına göre; kaygı problemi yaşayan ebeveynlerin çocuklarına karşı daha mesafeli olduğu, daha eleştirel ve şüpheyle yaklaşmakta oldukları gözlemlenmiştir (Nauert, R. 2012 Parents’ Anxiety Can Trickle Down to Kids. http://psychcentral.com). Çocuğu endişeler ile bastırmak yerine, onu problemleriyle ve davranışlarının sonuçlarıyla başetmesi için hazırlamak gerekir. Bu sayede ihtiyaç durumunda çocuk kendi kendini korumayı öğrenir. Bunun yanında anne ve babanın kaygıları, hem kendileri hem de çocukları için hayatı olumsuza çevirmektedir. Yoğun kaygılar işin içinde olduğunda, problemler olduğundan daha büyük ve önemli gözükmektedir. Kaygılı ebeveynler, barışçıl, huzurlu bir ev ortamındansa korku, kaygı, çaresizlik gibi yoğun duyguların yaşandığı bir ev ortamı yaratmaktadırlar. Böylesi bir ortamda ise çocukların gelişimleri olumsuz etkilenmektedir.

Anne ve babalığın ilk günlerinden itibaren gelen endişeler aslında belirli bir düzeyde tutulabilirse, olabilecek tehlikeleri önceden farkedip çocuğu korumak adına önemlidir. Ama bu endişe düzeyi çok yüksek olursa her şey bir tehlike gibi algılanıp gündelik hayatı olumsuz şekilde etkiler(Hallowell, E.) Zaten anne ve babalık ile ilgili en zor şeylerden biri bir yandan çocuğa hayatın problemleri ile başetmeyi öğretirken bir yandan da onu koruyabilmektir.

Anne ve babanın endişelenebilecekleri konular, çocuğun gelişimsel dönemine göre farklılıklar gösterse de hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Bebeklik döneminde ebeveynin rolü daha çok koruyuculuk üzerine inşaa edilmiştir. Zaman geçtikçe çocuğu birebir korumaktansa, onun problemleriyle başetmesini sağlamak gerekir. Dönemsel olarak ihtiyaçlar değişmektedir ve bu nedenle anne ve babaların, çocuklarının yeni gelişim dönemine göre ebeveynlik rollerini adapte etmeleri gerekir. Ebeveynlerin unutmaması gereken şey, kendi endişeleri ile çocuğu da endişeli hale getirip kendi fonksiyonel hayatlarını yaşayamaz durumu getirebilecekleridir. Anne ve baba olarak olgunlaşmak, çocuğun gelişimi süresince karşılaşacakları riskleri kabul etmeleri demektir. Tabii ki yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk yere düşecektir. Düşmesin diye uğraşmak çocuğun kaygı seviyesini yukarı çekmeye neden olur. Dizinde oluşacak bir iki sıyrıkla başetmesi, hayatı boyunca onunla beraber olacak kaygılar ile başetmekten daha kolay olacaktır.

Araştırmalar ebeveynlerin kaygı düzeylerindeki farklılıkların birden fazla nedeni olduğunu göstermektedir.

1) Ebeveynin kendi anne ve babasının kaygı düzeyi. Ebeveynin kendi anne ve babasının hayata karşı yaklaşımının, ebevenlik kaygısı ile ilintili olduğu gözlemlenmektedir. Bu noktada hem genlerin ve hem de çevrenin etkilerinin birarada görüldüğü düşünülmektedir. Ebeveynlerinden birinde kaygı bozukluğu olan çocukların %65’i kaygı bozukluğu kritelerinin bazılarını göstermektedir (Ginsburg, G. 2012. www.hopkinschildrens.org)

2) Ebeveyn olma yaşı. Erken yaşta anne ve baba olan ebeveynlerde kaygı seviyesinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

3) Doğum sırası. Araştırmalar, ebeveynlerin ilk çocuklarında kaygı seviyelerinin ikinci çocuklarına oranla daha fazla olduğunu göstermektedir.

Ebeveynlik Kaygılarını Azaltmak için

Anne babanın kendi hayatları ve iç dünyalarına dair kaygıları, bazen çocukları üzerinde ifade bulduğunda; kaygının gerçek kaynağındaki bu sapma ebeveynin kendi hassasiyeti ile yüzleşmesinden uzaklaştırmanın yanında, çocuk ebeveyn ilişkisini olumsuz etkilemektedir. Bunun yanında, çocuğun üzerine aldığı bu kaygıların, anne babadan ayrışamamasına da neden olabilir. Bu nedenle, bu bölümde anne ve babalara, ebeveynlik endişelerini azaltmak için bazı ipuçları sunuyoruz.

1) Eşinizle paylaşın. Çocuğunuz ve onun gelişimi hakkında sizin kadar endişelenebilecek bir diğer kişi eşinizdir. Bu nedenle endişelerinizi onunla paylaşmanız, birbirinize destek olmanız için önemlidir. Birbirinizin konuyla ilgili sakin kalmasını sağlamanız faydalı olacaktır.

2) Diğer anne ve babalar ile konuşun. Diğer güvendiğiniz anne babalar da sizinle benzer endişeleri paylaşmakta. Zaman zaman onlardan alacağınız bilgiler sakinleşmenizi sağlayabilir. Onların deneyimi belki de durumun endişenilmesi gereken bir durum olmadığı hakkında sizi ikna edebilir.

3) Bilgi edinin. Gerçeklerin bilinmediği durumlarda, hayalgücü devreye girip bazı durumları sanki bir felaket yaşıyormuşuz gibi bizleri yönlendirir. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşmak oldukça önemlidir. Örneğin bebeğinizin boğulacağından endişe ediyorsanız, çocuk ilkyardımı konusunda bir eğitim alın. Kendinizi donanımlı hissettiğinizde endişeleriniz de azalacaktır.

4) Çocuğunuzu diğer çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuğunuzun davranışlarını veya gelişimini başka çocuklarla kıyaslamak doğru değildir. Her çocuk ve her çocuğun gelişimi kendine özeldir. Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamak hem sizin endişenizi arttıracak hem de çocuğunuzla aranızdaki iletişimi olumsuz etkileyecektir.

5) Mükemmel olmaya çalışmayın. Mükemmel anne ve baba olmaya çalışmak sizi yorduğu kadar çocuğunuzu da yoracaktır. Bu nedenle mükemmel olmaya çalışmak yerine doğal olmaya çalışın.

6) Kendinize vakit ayırın. Unutmamalısınız ki uçakta oksijen maskeleri önce anne ve babalara takılmalıdır. Eğer siz kendinize bakmazsanız, çocuğunuza da bakmanız zor olacaktır. Sinemaya gitmek, eşinizle başbaşa yemek yemek, kitap okumak gibi sizi keyiflendirecek etkinliklere mutlaka zaman ayırın. Bu gibi etkinlikler sizin kendinizi daha huzurlu ve keyifli hissetmenizi sağlayacaktır.

7) Zihninizden geçen endişeleri farkedin ve filtreleyin. Endişelerinizin ne olduğunu farketmek onlarla başetmenin ilk adımıdır. Öncelikli olarak bu endişenin geçerli olup olmadığını tartmanızı ve gereksiz endişeleri filtreden geçirip zihninizden çıkarmanız gereklidir. Endişeli düşünceyi farkettikten sonra durup sakinleşmek önemlidir. Böylece o endişenin gerekli olup olmadığını objektif bir şekilde tartabilirsiniz. Eğer endişelerinizi farketmek ya da onlarla başetmek sizi zorluyorsa, bu konuda bir uzmana danışmak faydalı olacaktır. Bu uzman endişelerinizin kaynağını keşfetmenize ve onlarla başetmeniz için gerekli yöntemleri uygulamanıza yardımcı olacaktır.

Endişelerinizi en aza indirebileceğiniz güzel bir bahar dilerim.

www.guncedanismanlik.net

2013-05-04
Bu yazı 2298 kere okunmuştur.

burcu tonbul

merhaba suzi hn. yazılarınızı takip ediyorum. bu yazı bana çoook iyi geldi.. sanki aklımda ki sorularımı cevaplamışsınız... sevgiler burcu...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin