Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Eleştirmek En Kolayı!

Hamileyken yanımda sigara içenlere “Bak ben bebek bekliyorum, yanımda içmesen iyi olur” diyemiyor, çareyi kendimi ortamdan uzaklaştırmakta buluyordum. Kibarlık yaparak duyarlılık sağlayamayacağımı anladığımda evdeki tüm kültablalarını, kaldırıp sigara yasağı ilan ettim. Bazı nikotin bağımlısı misafirlerimiz balkonda sigara içmekten rahatsızlık duydular; durumu garipseyip, beni eleştirdiler. Oğlanın birinci yaş günü yemeğinde Kaan nasılsa uyudu diye, herkes çat çat sigaralarını yakmaya başlayınca yaşadığım kalp çarpıntılarını halen hatırlarım. Bizim için mesele çocuğun yanında içirtmemenin ötesinde onun yaşadığı alanı sıfır duman haline getirmekti. O uykuda olsa bile.

O zamanlar bu halimizi abartılı bulanlar, “Alışsın çocuk, bu ülkede nasılsa duman altında kalacak” diyenler oldu. Umursamadım, sigara kuralımı bozmadım. Oğlumu sigaranın ne görüntüsüne, ne kokusuna alıştırmadım. Kararım doğruydu!

Sonradan da kendi çapımda doğru kararlar almaya gayret ettim. Her kararımda bir eleştiri karşıma dikildi. Evet, itiraf ediyorum bazı konularda aşırı hassas ve titiz davrandım. Kaan’ı ona özel hazırladığım mönülerle büyüttüm. O büyürken kafama takılan birkaç şeyi yedirmeme kararı aldım. Fast food bunlardan biriydi. Yine abarttığımı düşündüler, eleştirdiler. Herşeyden koruyamayacağımı, birgün nasılsa tadıp, çok seveceğini söylediler. Olsun, dedim, ne kadar geç, o kadar iyi! Direndim; fast foodculara götürüp alışmasına imkan vermedim çünkü beni eleştirenlerden daha çok okuyor, yememesinin onun için neden daha iyi olacağını biliyordum.  Bugün fast foodu hiç de umursamayan bir oğlum var. Kararım yine doğruydu!

Bu iki önemli örneğin dışında televizyon, bilgisayar, gazlı içeceklerle ilgili aldığım kararlar da oldu. Çevreden takıntılı dediler; yine umursamadım çünkü ben başkalarının alışkanlıklarına göre değil, kendi doğrularıma göre çocuk büyütmeyi seçtim. İleride keşke yerine iyi ki diyebilmek için...

Onun iyiliği için aldığım  kararlardan biri de cep telefonları ile ilgili. Bu aletlerin sağlığa zararlarını anlatan birkaç yazı mailime düştüğünden beri çocukların cep telefonu kullanmaması gerektiğine ikna olmaya başlamıştım. Bilimsel araştırma yazılarını düzenli olarak takip eden babanın “Alex Kaan’ın cep telefonu ile konuşmasına izin verme” ikazları da kulağıma zaten küpeydi.

Fark ettim ki; teknolojik gelişimler hayatımıza sadece faydaları ile değil, zararları ile birlikte dahil oluyor, ve maalesef bu zararlardan en çok çocuklar etkileniyor! Bizler büyürken birgün telefonların cüzdan gibi yanımızda taşınacağını hayal bile edemezdik. Şimdi onlarsız sokağa çıkmayı düşünemez olduk. Peki, içinde interneti, görüntüsü, oyunları, fotoğraf makinesi olan bu teknoloji harikalarının sağlığa olan zararlarını daha iyi anlamış olsaydık bu denli çok kullanır, hele çocuklarımızın eline “Al konuş, anneannen, babaannen arıyor” diye verir miydik?

Biraz araştırdığınızda bu aletlerin yaydığı radyasyonun çocukların gelişmekte olan beyinleri, sinir sistemleri ve savunma mekanizmaları üzerinde çok fazla olumsuz etkilerinin olduğunu öğreniyor, ve olayın ciddiyeti daha çok kavrıyorsunuz. Hele uzun vadede bu radyasyonun kansere bile yol açabileceği riski “Aman Tanrım “demenize yol açıyor.

Kötü hastalıklara davetiye çıkardığını bilindiği halde halen çılgınlar gibi sigara içilen bir toplumda getirilen yasakları memnuniyetle karşılıyor, duyularımızı kullanarak zararlarını algılayamadığımız cep telefonu ile ilgili farkındalığımızı maalesef arttıramıyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında bile açıklanan bu zararların daha bilinir hale gelmesini istiyorum. Bilimsel yazılarda aşırı cep telefonu kullanımının öldürücü hastalıkları artabileceğinin altı çiziliyor. Yazarken bile fena oluyorum ama cep telefonlarının çocuklarda tümör riskini arttırabileceği artık biliniyor.

Ben son zamanlarda Kaan’ın cep telefonuyla “Merhaba” bile demesini istemezken, kendine ait cep telefonları olan çocukları görüyorum. Anne babaların bunu daha çok güvenlik sebebiyle yaptıklarını bir alo ile çocuklarının ulaşılabilir olmasını arzuladıklarını anlayabiliyor olmama rağmen, bu aletlerin küçücük yaşlarda, bağımlılık haline gelmiş sohbet aletleri olarak kullanılmasının önüne geçilmesini arzu ediyorum.

Çok acil durumlar dışında çocuklara cep telefonunu kullanmamaları gerektiğini anlatıp, gerekliyse minicik kulaklarına dayatmadan sesi dışarı vermek veya kulaklık kullandırtmak yoluyla görüşmelerini yapmalarını sağlayın. Gece yatarken cep telefonlarını ve elektromanyetik dalga yayılımı yapan tüm elektrikli aletleri kapatarak yatın. Çok merak eden size ev telefonunuzdan ulaşsın. Akrabalar çocuklarınızı çok özledilerse bile cep telefonundan ısrar kıyamet görüşmenin doğru olmadığını öğrensinler. Sözün özü çocukları cep telefonlarından uzak tutun. Az sayıda da olsa bilim adamlarının ve kuruluşlarının bize gönderdiği mesajlar açık. Cep telefonları, çocuklar için sigara dumanı kadar kötü!

Çevreniz çocuklarınızı ne kadar sevse de, onları sizin kadar çok düşünemez. Anne baba olarak ileride size hep “iyi ki...” dedirtecek kararlar almanız temennisiyle, sağlıkla kalın.
 

2011-04-30
Bu yazı 1475 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin