Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Düşünceli Düşünceli

"Benim bir, senin de bir elman varsa, ve biz elmalarımızı değişirsek, sonuçta senin de benim de yine birer elmamız olmuş olur. Oysa ki, benim bir düşüncem varsa, ve senin de bir tane, biz birbirimizle onları değişirsek, artık her ikimizin de iki düşüncesi vardır."
George Bernard Shaw

Peki, düşüncelerimizi değiştiğimizde, değişir miyiz dersiniz, ne dersiniz, değişiyor muyuzdur düşüncelerimizi değişirken?
Birbirimizle düşüncelerimizi değiştikçe, belki değişiriz belki değişmeyiz. İhtimal o ki, düşüncelerimizi, dünyalara değişmeyiz. Ama, bilmem bu düşünceme katılır mısınız, düşüncelerimizin sağlamasını yapacağımız, onları zenginleştirecek başka düşüncelere her zaman gereksinimimiz vardır. Bizdekine paralellerse, benziyorlarsa güzel; ama hiç düşünememiş olduklarımıza da vardır. Duyduğumuz her yeni düşünce, beyin çeperlerimizi biraz daha açar genişletir. Daha iyi mi bilmem ama, daha fazla düşünebilmeyi beraberinde mutlaka getirir.

"Düşünceler barındır."
Bu özlü söz ise, inanmayacaksınız, oğlumdan gelmişti. Atasözleri, deyimler, özlü sözler üzerine bir ödevi vardı, onlardan konuşuyorduk, anlatıyordum bildiğim kadarıyla, sen bir özlü söz söyleyecek olsan bu ne olurdu diye soracağım tuttu. Özlü nedir anladı mı, aklımca onu sınıyorum. "Düşünceler barındır" derdim dedi. Aa. O nasıl sözdü öyle. Özlü özlü. Bakakaldım. Arada oluyor böyle. Zehir gibi bir jenerasyon bu jenerasyon.

"Düşünceler barındır". Çok güzel. Emir kipiyle bir de :) Kulağıma küpedir, o günden beri hemen her konuda düşünceler barındırmaya dikkat ediyorum. Şu şundan dolayı şöyle olmalı, veya şu şöyle olsa şöyle şöyle olur, iyi de olur, şu niye şöyle, şundan olmasın..gibi. Veya şu olursa ne yaparım, şöyle yaparsam ne olur. Bir kere akla düşünce bu düşünce, gerisi çorap söküğü gibi geliyor, o sökülü yünlerden bereler atkılar örüyor kendine, takıyor insan.
Arada, o odanın bir köşesinde kitap okuyor diyelim ki, ben bir köşesinde. Başımı kaldırıyorum, o da kaldırıyor, bakıyor ne var der gibi, soruyorum "Barındırıyor musun". -"Neyi barındırıyor muyum". "Düşünceler" diyorum. Gülüyor :) "İyi ki bir dedim" diyor :) Soruyorum arada çünkü ben bu düşünce hep canlı kalsın çok isterim, çünkü çok şeyi değiştirebilir. Bakarsınız dünyayı, en azından dünyasını. Keza benimkini.

Düşünceli gördüğümde "Düşünceli görünüyorsun" diyorum. Bu yaşlarında çok konuşmamalıymışız, hani eskiden çocuklara "Çok konuşma bakayım" derlerdi, derlermiş ya da. Şimdi, büyüklere önerilen bu :) Çocuklarının bu yaşlarında, (yani oniki, yani onüç, on dört, belki hatta onbeş), çok fazla üzerlerine gitmemeleri kelimelerle. Ama etraflarında olun, mutlaka olun, bunu bilsinler diyorlar. Yani..."düşünceli" olalım onlara karşı.

Düşünceli gözüktüğünde, o yüzden böyle sadece "Düşünceli görünüyorsun" diyorum. Düşüncelilik ediyorum :) Ne var, ne oldu, oflayıp pufluyorsun, neden düşüncelisin, ne düşünüyorsunlar ondan yok artık, ve bundan böyle. Sadece bilsin ki oralardayım ve ziyadesiyle umurumda. Farkediyorum. İsterse anlatır. Burada ne güne duruyorum ben.

Fakat yine de, dayanamıyorum, -oralarda olup çok da oralı değilmiş gibi yapmakta çok yeniyim-, ekliyorum: "Barındırıyor musun?". Aramızdaki bir şey bu, her defasında güldürüyorum. Tıssıssıss diye bir gülüş bu ama olsun :) Bu yaşlarda, madem ki düdüklü tencere gibiler, arada küçük tıssıssıslara da ihtiyaç olmalı. Bu yaşlar zor. Göz devirmeli, omuz silkmeli yaşlar bunlar.Her yaş zor gerçi. Şu şu olduğunda ne yapmalı, şunlar şunlar olursa ya? Şunu şunu yaptığında ne yapmalı, şunu şunu yaptığında şunu şunu yaparsam ne olur ve o olursa ne yapmalı.

Düşünce kalkması zor olur, düşmemek için de düşünceler barındırmalıyız :)

Kelimelerle üzerlerine gitmememiz gerektiğine aklım yatıyor yatmasına. O yaşlarımı hatırlıyorum çünkü. O kadar yaşlanmadım :) Evet bu böyle -annelerimiz babalarımız gelse deseler ki -ileride muz kabuğu var, biz bastık düştük, geçme oradan neden sen de düşesin ki-, yok, illa gideceğiz göreceğiz, basacağız, kendimiz bizzat bir düşeceğiz-. Bile bile. Ne var ki, barındırdığım düşüncelerden :) bir tanesi şu ki, yazılı kelimeler sözlü kelimelerden farklı bir etkiye sahip. Belki de sorun kelimelerimizde değildir de seslerdedir. Yüksek olmayacak, alçak da olmayacak, yakından gelmeyecek ama yakın olacak. Zor bunu ayarlamak bu yaşları boyunca. Ben yazıya inanırım, hep inandım, sözler (bilhassa bu yaşlarında :) uçar, yazı kalır. Ben yazıyorum. Kendisi ile ilgili barındırdığım düşünceleri notlar halinde iletiyorum, kısa kısa, sesimsiz notlar. Vakti olduğunda, canı istediğinde okusun. Düşünceli böyle oluyorum, elimden geldiği kadar. Sözlerin bir kulaktan girip öbüründen çıkması gibi yazıların da bir gözden girip öbüründen çıkmadıklarını umarak .)

"Doğmamış Oğlum için Kurallar", Walker Lamond'un kitabı. Oğlum okuyordu. Büyük keyifle okuyordu. İçinde birer cümlelik öneriler var. Hepsi de isabetli. "Hiçbir zaman başkasına maaşını sorma". "Cam kenarına otur ve manzaranın tadını çıkar" gibi. "Daha çok balık ye". "Yere çöp atma. Asla". "Soğukkanlılığını kaybetme. Özellikle de işyerinde" gibi. Bir kitap dolusu tespit. Öğüt. Hülasa. Bir babanın o güne kadarki yaşamında akıl edip yapıp faydasını gördüğü, yapmayıp sonuçlarına katlandığı, yapıldığında, veya yapılmadığında, iyi, veya kötü olduğunu gördüğü davranış seçimleri, tutum önerileri. Hayat bilgisi. Yollar. Geri dönüşümlü deneyimler.

İçlerinde en sevdiğim, galiba, "Bulmacayı tamamla."

İleride muz kabuğu var demenin de, bir bakıma sessiz yolları bunlar. "Mangaldaki köftelerin üzerlerine bastırma. Sertleşip kururlar" gibi, duyduklarında, özellikle de köftelerin üzerlerine bastırırken duyduklarında :) kulaklarına sinir bozucu gelecek bir cümle, okuduklarında, özellikle de mangalda köfte yapmıyorken, yapmalarına daha varken okuduklarında, gözlerine tatlı, iyi niyetli ve komik görünebilir. Hatta.. görünür, bundan oldukça eminim. Ruhlarına hitap eder. Hitap etmemiz gereken yer de orası zaten.

"İyi Adam" olmak için bir el kitabı "Doğmamış Oğlum İçin Kurallar". "Düşünceli maceraperest, dürüst, çalışkan, kendine güvenen, okumuş, iyi huylu, düzgün bir genç beyefendi yetiştirmek" yolunda, bir babanın babacanca lafları. Bir de internet sitesi var Walker Lamond'un: http://rulesformyunbornson.tumblr.com/ Kitaptaki, konuya uygun, konuyu tamamlayan güzel görsellere, orada bir de müzikler eklenmiş. Konuların ona çağrıştırdığı, geçmişte ve hala ona iyi birşeyler hissettiren şarkılar da var orada. Bunlar, çocuklarımıza uzanan doğru köprüler bana sorarsanız. Ördükleri duvarların üzerlerinden dolaşan üst geçitler.
Sitede, siteyi ziyaret eden anne babaların akıllarına gelen, önemli buldukları öğütleri eklemeleri için de yer ayrılmış.
Anlatmak istediğim buydu tam da.

"Benim bir düşüncem varsa, ve senin de bir tane, biz birbirimizle onları değişirsek, artık her ikimizin de iki düşüncesi vardır."
George Bernard Shaw

Neler neler var. Neler var neler ama, içlerinden...benim seçeceğim öğüt "Dikkatli ol!" olurdu. “Dikkat!” derdim bir düşüncelik hakkım olsa.
Çünkü. Dikkatimizi çekerim, hayat başarısı, hayat uzunluğu, dikkatle çok ve yakından ilgili. Hayatta kendimize, sağımıza solumuza, davranışlarımıza, yediklerimize içtiklerimize, sözlerimize, eşimize dostumuza, yakınımızda tuttuklarımıza, kaçınmamız gerekenlere, elimizdekilere...hep dikkat etmemiz gerekir. Dikkatimiz yerinde ve toplu olmalıdır. Ama hep. Bir anlık dikkatsizliklerden gelir başlara ne gelirse. Yaşam sürmek sonuna kadar dikkat isteyen bir iş. Başlarda annelerimiz babalarımız bizim yerimize bize, her şeyimize, herşeye dikkat ederler, bir noktadan sonra ama, kendi dikkatimize kalmışızdır. Önce sola sonra sağa sonra tekrar sola baka baka geçmeliyizdir karşıdan karşıya her defasında.

Yaşamlarımızda, ve yaşam boyu, bu dikkat konusunu dikkatimizden kaçırmamalıyız.
Derdim ben. Bu olurdu ilk sıradaki öğüdüm.
Sizinki ne olurdu? Sizinkiler. Sizlerinki?
Barındırdığımız düşüncelerimiz varsa, sizin, benim, onların. Ki var. Değişirsek onları birbirimizle, artık üzerinde düşünecek daha fazla şeyimiz vardır.

Ve bu, her halde, düşünmeye çok yönelik, yani her halukarda…iyi bir şeydir.
 

2011-04-11
Bu yazı 2108 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin