Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Düğünümüz Var

Yaza düğünümüz var. Haziran sonu büyük ablamın büyük kızı, bizim ailenin ilk torunu evleniyor. Güzel, çok güzel bir heyecan sardı hepimizi. İşe gelinlikle başlandı. Küçük teyze olarak iki hafta önce gelinlik provasına gittim. Fulya içerde giyinirken diğer aile bireyleri ile sohbet ediyorduk. “Giyindi görebilirsiniz” çağrısıyla prova odasına girip, perdenin açılmasını beklemeye koyulduk. Perde açılıp da bizim kızı bembeyaz gelinlikler içinde kuğu gibi görünce hüngür hüngür kendimi odanın dışına atıverdim. Beni bile şaşırtan, beklemediğim ani bir dışavurumdu yaşadığım.

Çok sevdiğiniz birini ilk defa gelinlik içerisinde görmek garip bir duygu, hem de çok garip. Hele elinize doğduysa… Onun bebekliği, çocukluğu, mezuniyetleri baş döndüren bir hızla beyin kıvrımlarımda dolanıp o an kimseye aktaramadığım kısa metrajlı bir filmin en duygusal sahnelerini gösterdi bana. “Amanııın kız elden gidiyor” oldum. Birkaç saniyeliğine “erken evleniyor” diye iç geçirdim. Sonra bu çocuk ne zaman büyüdü de evleniyor, o daha küçük… diye başlayan teyzeliğin getirdiği sızılı bir mutluluk hissi kapladı yüreğimi. Anne yarısı olmak böyle bir şeydi işte…Yani o an bizim damat civarda olsa “bana bak bizim kıza iyi bak” diye yakasına yapışacaktım. Elimi yüzümü toparlayıp kendimi tekrar prova odasına attım. Gözlerimi gözlerine kilitleyip. Yanındayım, hep yanında olacağım, çok ama çok güzelsin dedim içimden…Dileklerim kalpten zira insanın kelimelerle kendini ifade etmesi zor böyle günlerde…Mutluluk da insanı şapşallaştırıyor.

Bu hafta nihayet düğün kıyafetime karar verdim. Tespit edilecek bir renk konusu kaldı. Siyah giymek istemiyorum. Bıktım siyahtan. Asil siyahın insanı olduğundan biraz daha ince gösterme özelliğini düşünerek acaba mı diye kafam karışmıyor değil hani. Geçen hafta yazdığım ve diyet yapanların şevkini kırmış olabileceğim, “yememek için çok zorlamayın kendinizi” mesajları içeren yazım aklıma geldi. Kızım Zümrüt sen de diyet yapsan iyi olacak zira kaybetmen gereken kilolar elbise provaları sırasında gündeme bomba gibi düşecek diye mırıldanmaktan kendimi alamadım. Teyze olarak ortada ikinci kuğu olarak salınmak isteyeceğim istemesine de fazla 3-4 kilom göz önünden kalkmadan bu nasıl mümkün olacak? Ancak besili bir kuğu olarak!

Ha gayret oldum. Çarşaf gibi diyet listelerini sen de uygulayabilirsin diye kendime gaz verdim. Eve gelip eşimin hazır listesine alıcı gözüyle baktım. İyicene baktım. Gelgelelim o yok, bu olabilir ama ancak şu kadara kadar izin var tarzı bir yeme disiplini altına girmeye halen hazır olmadığıma kendimi ikna etmem birkaç dakikamı aldı. ‘Kızım Zümrüt’le başlayan mırıldanmalarımı duraklatıp “zaten bu evde zarar ziyan bir şey pişmiyor ki” diye kendimi ferahlattım. Her şey yenilecek ama az yenilecek, arada ıvır zıvır yemek yok, yani geçen yazıdan beri değişen bir şey yok!

Var, yok saptamaları yaparken gözümün önüne çok sevdiğim bol zeytin ezmesi sürülmüş taze bir ekmek dilimi geldi. Ne alakaydı hiç anlayamadım. Yememe üzerine düşündükçe aklım fikrim daha çok yemeye odaklanıyordu. Kiloya zarar fikirlerden silkinip evdeki herkese uygun bir akşam yemeği mönüsü hazırlamaya koyuldum. Herkesi doyuracak, sağlıklı, masum ve pratik bir yemek hazırlığına…

Fırın torbasına 1 dolu çay kaşığı un koyup iyice salladım. Unlanmış torbaya hafif tuzlanmış tavuk butlarını yerleştirdim. Daha önceden fırçalayarak yıkadığım küçük boy taze patatesleri ve iri iri doğradığım havuçları ekledim. Bu torba Kaan içindi. Büyükler için olan butları tuz, karabiber, kimyon ve kırmızı biberle bir güzel ovaladım. Sebzelerle birlikte iki diş de sarımsak attım torbaya. 150 derece fırında tüm malzemeler nar gibi kızarana kadar beklettim.

Kaan için tavuk ve sebzenin yanına yakışacağını düşündüğüm kavrulmuş tel şehriye çektirmesini pişirdim. Bu kombinasyon çok hoşuna gitti, sofrada güzel bir arz talep durumu yaşandı.

Baharatlı ebeveyn tavuklarının yanında da patates var ya, bir zahmet şehriye yenmeyecek diye iceberg salatası yaptım. Salatayı bu ara kafayı taktığım halka kırmızı soğan, cherry domates, siyah zeytin ve küp küp doğranmış beyaz peynirle süsledim. Üzerine hardallı sosumu gezdirdim. Sıkı diyetteki eşim soslu salataya ses çıkarmadı. Galiba sade limonlu hatır hutur salatalardan ona da bık gelmişti.

Bu mönü hepimize uydu. Yemek sonrasından yatana kadar elim içinde yenilir yutulur şeyler olan dolapların hiçbirine gitmedi. Kendimle gurur duydum! Yine de düşüncelerime prangalar takamadım. Uykuya geçmeden önce sabahleyin oğlumla edeceğim kahvaltı sofrasında yerini bulacak taze ekmek üzeri zeytin ezmesini düşündüm. Bu seferkinin sürüm miktarı mütevazi tutulacak diye bir altyazı belirdi gözümün önünde… Ne de olsa yaza düğünümüz var.

 

2007-04-25
Bu yazı 1122 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin