Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Doya Doya Yaşamak Üzerine

Randy Pausch Carnegie Mellon Üniversitesi, Bilgisayar Bilimi, İnsan Bilgisayar Etkileşimi ve Tasarımında ödüllü bir öğretmen ve araştırmacıydı. Üç çocuk babası genç profesör pankreas kanseri olduğunu öğrendikten sonra bir dizi zorlu ameliyat geçirip, kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gördü. Kanseri yendiğini düşünürken, hastalık son hızla geri geldi. Ancak bu sefer yapılacak bir şey kalmamıştı. Yaşamak için az zamanı kaldığı gerçeğini isyan yerine büyük bir cesaretle kabul etti. Son aylarını bu hastalık hakkında farkındalık yaratıp, tedaviyi mümkün kılabilecek araştırmalara fon bulmak için harcadı. “Ben geriye kaç günüm kaldıysa hepsinde mutlu olmayı seçiyorum. Bugün, yarın ve ne kadar zamanın kaldıysa...” deyişi kanserin, ruhunu bozguna uğratmasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koyuyordu.

O öğrencilerinin eşi bulunmaz olarak nitelendirdikleri bir eğitimciydi. Eşi için “mutluluğu benim mutluluğumdan daha önemli” diyebilen bir koca ve çocuklarını çok seven bir babaydı. Üniversitede konusu “Son Ders” olan bir seminerde yaptığı konuşmada yaşamın ne kadar güzel olduğunun yanı sıra dürüstlük, doğruluk, minnet ve el üstünde tuttuğu diğer değerlerden söz açtı. Yaşasaydı çocuklarına zamana yayarak sırasıyla öğreteceği bu değerleri bir konuşmaya sığdırmaya çalışmayı eminim sağlığında hiç aklına getirmemişti. Ve bu onun gerçekten son dersi oldu. Randy Pausch’un konuşmasının videosunu daha önce izlemiştim ama bu sefer her anlattığı içime kazındı. Her senenin beni manen daha da olgunlaştırdığındandır belki, onu bir anne olarak çok iyi anladım.

Pausch konuşmasını ölüm üzerine değil hayat ve hayatın nasıl yaşanacağı üzerine kurgulamıştı. Özellikle çocukluk hayallerinin altını çiziyordu. Çok mutlu bir çocukluk yaşadığını, bu dönemi hayaller kurarak geçirdiğini anlatırken “ Bu ruhu hiçbir zaman kaybetmemeliyiz” diyordu. Kendisi birçok çocukluk hayalini 40lı yaşlarına kadar gerçekleştirebilmiş bir kişi olarak her hayale ulaşılamasa bile bunun için çabalarken ne kadar çok şey öğrenildiğini de “Tecrübe istediklerinizi elde edemediğinizde kazandıklarınızdır.” deyimi ile destekliyordu.

Anne ve babasının hayatındaki olumlu rolünden de söz açıyordu Pausch . “Onların yaptığı en iyi şey odamın duvarlarını boyamama izin vermeleriydi. Yaratıcılığımı ifade etmemin, duvarın bozulmamış yapısından daha önemli olduğunu düşünmüşlerdi. Bana insanların eşyalar karşısındaki önemini öğrettiler.” söylemi bir anne olarak çocuğum için yapabileceğim en önemli şeylerden birinin ona kocaman kanatlar takmak ve kendine güven aşılamak olduğunu bir kere daha hatırlattı.

Bu değerli insan hayatta eğlenmenin önemini küçümsememek gerektiğinden de bahsediyordu konuşmasında. Winnie the Pooh’un kaplanı Tigger gibi enerjik, iyimser, meraklı, coşkulu olmak ve eğlenmeyi bilmek lazım derken eşek Eeyore gibi bezmiş olmanın anlamsızlığını fark ettiriyordu. Gerçekten hayatı sızlanarak geçirmek ne büyük zaman kaybıydı, enerjimizi hayatın tadını çıkarmaya odaklamak hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için yapabileceğimiz en büyük iyilik değil miydi?

Konuşmasında vazgeçmemek üzerine de söyleyecekleri oluyordu bu tatlı insanın. Çok zor yoktur diyordu. Yolumuzdaki engellerin aslında bir amaca hizmet ettiğini, bunların bizi yoldan ayırmak için değil devam etmeyi ve ne kadar istediğimizi görmemiz için var olduğunu anlatıyordu... Eğer gerçekten istiyorsanız o duvarları aşmanın bir yolunu bulursunuz cümlesi bana hayallerimin bir türlü gerçekleşmemesine neden olan bahanelerimin aptallığını düşündürdü. İstek ve kararlılığın o duvarlar için upuzun merdivenler olduğunu hayal ettim.

Bütünlük içinde yaşamak, sabırlı ve doğru insan olmak, özür dilemeyi bilmek gibi birçok harika mesajı da aktardığı konuşması sadece kendi çocuklarına değil ama bu konuşmanın videosunu izleyen milyonlarca insana da hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair çok değerli ve etkili bir miras bırakmış oluyor. Bu anlamlı vedada onu bir bilim adamından çok sevgi, bilgi, ve tecrübe dolu bir baba olarak görüyorum. Son saniyelerinde konuşmayı aslında çocukları için hazırladığını söylerken yaşlarım pıtır pıtır dökülüyor. Bu trajedi kim bilir kaç insana ilham verip onları ümitle kalplerinden vuruyor.

Bizde Randy Pausch gibi zannettiğimizden daha az zamanımızın kaldığını öğrenseydik eminim çok şeyi farklı yapardık. Onun dediği gibi başkalarının değil kendi hayatımızı yaşamaya daha çok özen gösterir, başkalarının düşüncelerinin değil kendi yüreğimizin peşinden koşardık... O artık yok ama sevgiye anılıyor bu dünyada.

Hayatın her gününde yarın ölecekmiş gibi yaşamanın ne kadar mümkün olduğundan emin değilim ama ufak tefek problemler sizi çok çabuk nakavt edip ümit ve hayallerinizi boğazlıyorsa yaşamın bugün var yarın yok olduğunu kendinize sık sık hatırlatmanızı tavsiye ederim. Unutmayın sizin berbat diye tanımladığınız problemlerin yüz katını sırtlayan milyonlarca insan var bu dünyada.

Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras para pul, mal mülk değil sevgiyle, üreterek, paylaşarak hakkını vererek tamamlanmış bir örnek hayat olacaktır.

Her günü doya doya yaşamak üzere...

Bebeğim ve Biz Nisan 2013 sayısında yer almıştır
 

 

2013-03-28
Bu yazı 2729 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin