Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Doktor Ziyareti

Daha evvel de söylediğim gibi ben kendi aile bireylerinden uzakta, Sydney'de, kocam ve kızımla yaşamaktayım. Cennet'ten çıkmış gibi gözüken bu şehirde yaşamanın beraberinde getirdiği bir takım problemler mevcut, özellikle sağlıkla ilgili.

Bazılarınız bilebilirler ama diğerleri için ufak bir bilgi; Avustralya dünyada en fazla cilt kanseri ve astım hastalarının bulunduğu ülke. Ozon tabakası bu güzelim kıtanın üzerinde neredeyse yok denecek kadar az, dolayısıyla güneşe çıkarken hatta sokakta yürürken 30 koruma faktörlü kremler sürerek çıkmanız öneriliyor. Öyle Türkiye'de yaptığımız gibi sahil kenarında saatlerce kavrulmamız da söz konusu değil. Burada bronzlaşmış birine daha hiç rastlamadım. Ten rengi ne olursa olsun herkes ancak kırmızının bir tonu olabiliyor, sağlıklı ve çekici bir bronzluk pek mümkün değil yani.

Diğer bir sağlık problemi ise astım. Bu beni yakından ilgilendiren bir konu çünkü ben de bir astım hastasıyım. Maalesef bu sabah itibariyle 3,5 yaşındaki kızıma da aynı teşhis kondu. Daha doğrusu 90% bir ihtimalle!

Aslında doktora su çiçeği olabileceği şüphesi ile gittim; zira şu an Lara'nın kreşinde su çiçeği salgını var ve her ne kadar kendisi aşılı olsa da, kapma ihtimali varmış. Dün okuldaki hocaları ile konuşup su çiçeğinin de öksürük gibi soğuk algınlığına benzer semptomlar ile başladığını öğrendiğimde, Lara'nın ciğerlerini yerinden oynatan öksürüklerini bu hastalığa bağlamıştım. Dün geceyi de sürekli öksürerek geçirince bu sabah erkenden doktorumuzdan randevu alıp, yine antibiyotik yolu göründü düşüncesi ile muayenehaneye gittik. Doğrusu, doktorun söylediklerine hiç de hazır değildim. Hayır, şimdiye kadar Lara'yı hiç nefes darlığı çekerken görmedim, ne parklarda koştururken ne de merdiven inip çıkarken. Hayır, öyle sık da hastalanmaz, şimdiye kadar herhalde 4 defa antibiyotik kullanmıştır. Ben astımlı olduğum için ihtimalin olduğunun farkındaydım, onun için zaten yüzme derslerine erken yaşta başlattım vs. ama bunlara rağmen doktor astım olma ihtimalini yüksek bulduğundan ona göre ilaç verdi. (Burada doktor reçetesi olmadan eczanelerden ilaç alamazsınız, sadece basit ağrı kesiciler ile soğuk algınlığı hapları, o da büyükler için, çocukların ilaçlarının hemen hemen hepsi reçetelidir)

Bu haberi aldıktan sonra bir kez daha anneme ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım. Benden daha panik olsa da, morali çok daha bozulmuş olsa da, her şeye rağmen bana mantıklı şeyler söyleyip sakinleştirebileceğinden, spor yapmak ve ilaç kullanmakla Lara'nın normal bir çocukluk yaşayabileceğinden hiç şüphesi olmadığından bahsedecekti biliyorum.

Ben dışarıdan çok soğuk, sakin gibi gözüksem de içinde fırtınalar kopan, her şeyi kötüye yoran bir anneyim. Bu sabah da yaşlarımı içime akıtıp, sakin anneyi oynadım. Doktordan çıkıp kreşe geri dönerken hiç bir şeyden haberi olmadan arka koltukta oturan ve hala şarkılarını var gücüyle söylemeye devam eden Lara'ya bakıp, üzüntümü çaktırmadan şarkılarına eşlik ettim. Gözümün önünden olabilecek, yaşayabileceğimiz senaryolar geçerken gözyaşlarıma zor hakim oluyordum.

Kreşe geldiğimizde her zamankinden farklı olarak kucağımda taşımak istedim 18 kiloluk yavrumu ve tekrar tekrar "I Love You" deyip durdum ve kreş kapısında bu sefer ilk defa ben zor ayrıldım kızımdan.

Allah daha ciddi hastalık vermesin ama gel de bunu anne yüreğine anlat!

2006-06-26
Bu yazı 1015 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin