Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Doğru Bilinen Yanlışlar

Doğru bilinen yanlışlar...
Her gün çeşitli yayın organlarında beslenme konusunda birtakım haberlerle karşılaşmaktayız. Bunların bir kısmı tamamen bilimsel olmasına rağmen, bazıları ise doğruluktan tamamen uzaktır. Ancak maalesef asılsız haberlerin daha çok prim yapması doğru bilinen birtakım yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Halbuki bilim doğruların artmasından ziyade, bazen yanlışların azalması ile ilerlemektedir. Aşağıda doğru bilinen yanlışlardan birkaç örnek yer almaktadır:

Kabak Çekirdeği Zayıflatır, Bağırsakları Çalıştırır,
Ay Çekirdeği Gibi Zararlı Değildir

Ay çekirdeğinin 100 gramı 560 kkal. enerji vermektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse; enerjisi yaklaşık bir bütün somun ekmeğe tekabül etmektedir. Hem de hastalık gibidir, kişi elini verir kolunu kaptırır. Buna karşılık kabak çekirdeğinin zayıflatıcı etkisi olduğu, bağırsakları çalıştırdığı, ay çekirdeği kadar zararlı olmadığı düşünülür. Sanılanın aksine kabak çekirdeğinin enerjisi daha yüksektir (100 gramı 610 kkal.). Hiçbir zaman için bağırsakları çalıştırıcı, kabızlığı önleyici bir etkisi de yoktur. Öte yandan her iki çekirdek türü de kalp - damar sağlığı açısından zararlıdır. Kilo aldırıcı etkileri de göz ardı edilmemelidir.

Balık ve Yoğurt Beraber Yenirse Zehirlenme Yapar
Tazeliğini yitiren balıkta histamin adında bir proteinin miktarı artmakta ve bu madde aynı zamanda yoğurtta da bulunmaktadır. Aynı öğünde her ikisi de tüketilirse vücuttaki histamin miktarı artmaktadır. Bu durum özellikle alerjik durumu olan bireylerde bazı olumsuz tepkimelere yol açabilmektedir. Besin zehirlenmesi açısından olay incelenirse; balık bayat ise yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açar. O nedenle besinleri taze olarak tüketmeye dikkat etmeli, tazeliğinden şüphe edilen besinler imha edilmelidir.

Light / Diyet Ürünler Zayıflama Diyetlerinde Serbestçe Tüketilebilir
Bir ürünün üzerindeki light veya diyet ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz...) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir (Örnek: Light bisküvi yenilirse günlük ekmek tüketimini azaltmak gerekir). Aksi taktirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla vücut ağırlığında artışa yol açabilir.

Aç Kalmak Zayıflatır
Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine genelde vücut ağırlığında artış ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu tasarruf olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak (yarın bir gün tekrar aç kalırsam enerji olarak kullanırım mantığı ile) vücutta yağ şekline depo etmektedir. Tıpkı bizlerin sular kesildiğinde depo ettiğimiz suyu kullanıp, suların geri gelmesi ile birlikte depoyu tekrar doldurmamız ve fazladan yedekleme yapmamız gibi. Önerilen; dengeli bir beslenme programına eşlik edecek egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmaya çalışmaktır.

Zeytinyağı Mucize Bir Yağdır
Zeytinyağı önerdiğimiz yağlardan biridir. Omega - 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Ancak ekmeği zeytinyağına bandırarak, salatalara istenildiği oranda zeytinyağı ekleyerek bolca tüketilmemelidir. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Dolayısıyla fazlası vücut ağırlığında artışa neden olmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak birtakım sağlık problemleri de ortaya çıkmaktadır. O nedenle katı yağlar kötü olarak tanımlanıyorken, zeytinyağı da kötünün iyisi olarak görülmeli, aşırı kullanımdan kaçınılmalıdır.

Karbonhidratlarla Proteinleri Karıştırmamak Gerekir
Pratikte ve teorikte bu durum pek mümkün değildir. Örnek olarak bir süt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakıldığında içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğu görülür. Benzer bir durum yoğurt için de geçerlidir. Hatta karbonhidrat diye bilinen pirinç ve makarna paketlerinin üzerindeki etiket bilgileri incelendiğinde protein de içerdiklerine tanık olunur. Demek ki ayırma diyeti temelinde yanlış. Bu durumda hiç süt ve yoğurt tüketmemek gerekir. Peki ya kemik sağlığı? Dolayısıyla böylesi bir durum kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürükler.


Aç Karına Limon veya Greyfurt Suyu İçmek Yağları Eritir
Maalesef herhangi bir yiyecek veya içeceğin tüketilmesi ile vücuttaki depo edilen yağlardan kurtulmak mümkün değildir. Keşke kilo vermek bu kadar kolay olabilse… Beslenme tedavisi ve egzersiz programı birlikte sürdürülmeden fazla kilolardan ve depo edilen yağlardan kurtulmak pek mümkün olmamaktadır. Test etmek çok kolay: Bir paket katı margarin üzerine limon veya greyfurt suyu dökülür ve beklenir. Yağda hiçbir değişimin olmadığını fark edilecektir. Özellikle mide rahatsızlığı olan bireylerin aç karına bu içecekleri içmesi zararlı olabilir. Çözümü bilimde aramak gerekir.

Diyette Yağı Kesmek Depo Edilen Yağların Yanmasını Sağlar
Zayıflamaya yönelik diyet uygulansa da vücudun belirli oranlarda yağa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın diyetle karşılanmadığı durumlarda vücut savunma mekanizması olarak karbonhidrat ve proteinlerden yağ sentezler ve bu yağ, oldukça yüksek oranlarda kolesterol içerir. Halbuki yağda eriyen vitaminlerin kullanılması vücuda alınan yağlara bağlıdır. Hatta bazı yağ asitleri vücut tarafından üretilemediği için besinler yolu ile alınmak durumundadır. Ayrıca yağlar mideyi yaklaşık 3 saatte terk ettiği için uzun süre tokluk hissi verirler. Bu nedenle günlük alınan enerjinin %25 - 30’u yağlardan karşılanmalıdır.

Bol Bol Soda İçmek Zayıflatır
Soda, sindirimi bir miktar kolaylaştırdığı için özellikle yemeklerden sonra tercih edilen bir içecektir. Ancak, hazmı kolaylaştıran bu içeceğin yağ yakıcı bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Zayıflatıcı etkisi bulunmayan soda, aşırı miktarlarda içildiği taktirde iştah açıcı bir etki göstermektedir.

Ekmek, Pilav ve Makarnayı Kesmek Zayıflatır
Zayıflama ile kilo vermek arasında önemli bir fark vardır. Önemli olan, ağırlık kaybının hangi dokulardan kaynaklı olduğudur. Eğer ki kas ve su kaybı sağlayan bir yöntem uygulanıyorsa onun adı zayıflama değil, kilo kaybıdır. Şişmanlık vücuttaki yağ oranının fazlalığı olduğuna göre; zayıflamak için vücutta depo edilen yağlardan kurutulmak gerekir. Ekmek, pilav ve makarna gibi tahıl ürünleri kimyasal yapılarında bulunan hidroksil (OH) molekülü sayesinde su tutucu bir özelliğe sahiptir. Eğer ki diyette bu besinlerin tüketimi fazla kısıtlanırsa vücut da su tutamayacağı için kısa sürede birkaç kilo ağırlık yani su kaybedilir. Tabi vücuttaki %20’lik su kaybı sağlığı tehlikeye atacağı için kişi savunma mekanizması olarak daha fazla su kaybetmez, kilo verememeye başlar. Sonrasında ise kaybedilen su vücuda geri alındığında eski ağırlığa geri dönülür. Hatta uygulanan bu yanlış diyet sonrası daha bile fazlasına.

Kepekli Ürünlerin Enerjisi Daha Düşüktür
Hemen hemen hiçbir ürünün kepekli alternatifi, normal çeşidinden daha düşük enerji içermemektedir. Hatta bazı kepekli ürünlerin enerjisi normallerine göre daha bile fazladır. Bir ürünün kepekli olması onun lif yani posa içerdiğinin bir kanıtıdır. Şeker, kolesterol ve tansiyon seviyelerini dengelediği, doygunluk ve tokluk hissi verdiği, dışkılama sayısını ve miktarını artırdığı için kepekli ürünler daha sağlıklıdır. Ama daha düşük enerjili değildir.

Çay, Kahve, Gazlı İçecekler Suyun Yerini Tutar
İçilen çay, kahve, gazlı içecekler… idrar söktürücü özellikte oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırmaktadır. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük su tüketimine önem vermek gerekmektedir. Bayanların günde 10, erkeklerin ise 14 bardak su içmeleri gerekmektedir.

Gıda Katkı Maddeleri Kansere Yol Açar
Yapılan bilimsel çalışmalar tüm kanser nedenlerinin %1’inden daha azının gıda katkı maddelerinden kaynaklı olabileceğini göstermektedir. Hatta bazı katkı maddeleri sanılanın aksine kanserojen maddelerin oluşumunu ya da etkisini engelleyici niteliktedir. Genelde koruyucu amaçlı kullanılan gıda katkı maddeleri besinin raf ömrünü artırıcı, lezzet verici niteliktedir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir gıda katkı maddesi toksik değildir. Toksik olan dozudur.

www.etikdiyet.com

2009-02-03
Bu yazı 1180 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin