Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Dilekler, dilekler...

Yürümeye yeni başlamıştı ama o kadar hızlı başlamıştı ki yetişmekte zorlanıyordum. İki saniyede bir uçtan diğerine ışınlanabilen bir afacandı o. Hiç bir zamanda uykuya düşkün bir çocuk olmadı. Hem gece sık uyanır, hem de gündüz çok az uyurdu. Akşam olup yatırdığımda başucunda sızmış bulurdum kendimi. Evet, hayatımın bu en hareketli zamanları yorucuydu ama keyfi ve güzellikleriyle şüphesiz unutulmaz bir zaman dilimi olarak beynime de kazındı.

Seneler geçtikçe oğlumun ilgi alanları değişti ama enerjik halinde bir yavaşlama, olmadı. O arkadaşlarının içinde en neşeli, en komik, en hazır cevap ve hareketlilerinden biri olmaya devam etmekte. Benim de lütfen, yapma, oğlum evladııım diye başlayan söylenmelerim dolayısıyla.

Bazen beni öyle zorluyor, öyle sinirlendiriyor ki ne yapacağımı şaşırıyorum. Ses tonumun yükseldiği zamanlar tabi ki oluyor. Her anne gibi... Gün içinde sık sık “şu an okulda ne yapıyor acaba” diye düşünüyorum. Öğretmeni kızmış mıdır, bağırmış mıdır , ceza almış mıdır diye kaygılanıyorum.

Bizler kendi çocuklarımızı bile kontrol etmekte, onlara karşı sabırlı davranmakta güçlük çekerken öğretmenlerin nasıl olup da o kadar çocuğu sessiz ve ahenkli bir ortamda eğitebildiklerini düşünüyor ve onları çok takdir ediyorum. Görevleri zor! Farklı karaktere sahip onlarca çocuğun düzeyine inip okul saatlerindeki her türlü sorumluluklarını üstlenmek için sadece uzman olmak yetmiyor biliyorum.

Onlar bilginin yanı sıra hayata da rehberlik ediyorlar. Tek amaçları derslerle doldurulmuş kafalar değil ama sağlam karakterli, dürüst, nazik, vicdanlı, saygılı ve paylaşımcı bireyler yetiştirmek olunca, biz ebeveynlerin de en büyük destekçisi oluyorlar.

Oğlumun okulunda her sene sınıf öğretmenleri değişiyor. Her sene yeni bir öğretmenle tanışıp, ona alışmak kolay olmuyor. İşte ben her okul açılışına Kaan’ın yeni öğretmenini çok sevmesini dileyerek başlıyorum. Çünkü aylarını geçireceği kişiyi sevmesi, sayması ve bunların neticesinde ondan gelecek bilgi akışı ve diğer mesajlara açık olması okul başarısı ve mutluluğu için çok önemli.

Birçok başarı hikayesinde özellikle ilkokul öğretmenlerinin başrol oynadığı hikayeleri hepimiz biliriz. Ancak disiplinin ayarını kaçırıp, bağırmayı, hatta ceza vermeyi rutin bir kontrol mekanizması tarzına dönüştüren öğretmenlerin hatırlanmak bile istenmediğini de duyuyoruz. Dilerim ilkokul bittiğinde Kaan’ın da da hafızasında yer edecek, tebessümle hatırlayacağı öğretmenleri olur.

Sadece kendi çocuğum için değil, sadece okul ortamında değil ama her zaman ve her yerde çocuklar için sevgi dolu, güler yüzlü ve sempatik tavırların ne kadar motive edici bir faktör olabileceğinin farkındayım. Çocukların hayatında bu özelliklere sahip bir eğitmen varsa okula isteyerek gitmek, dersleri daha konsantre dinlemek ve katılımda bulunmak istemek kendiliğinden oluşacaktır diye düşünüyorum.

Çocukları ödev sağanağı altında bunaltmak yerine öğrenme isteği yaratacak taktikleri olan, eğitimde yenilikleri takip eden, çocuk psikolojisine hakim, dikkatli, teşvik edici, mutlak toleranslı, asla el kaldırmayan, mesleğine aşık eğitimcilerin hayatımızda yer alması sanırım en büyük şansımız olacaktır.

Hele hak edildiğinde takdir cümleleri kullanmaktan kaçınmayan, ezbercilikten uzak, araştırmaya teşvik edecek yöntemlerle çocukların ufkunu açma hedefine sahip, biz velilerin bile bazen atlayabildiği kabiliyetleri keşfeden harika gözlemcilerse onlar, içimiz rahat güle oynaya gönderelim çocukları okula.

İnanıyorum ki sevmeden yapılabilecek bir meslek değil öğretmenlik. İnsan yetiştiriyor olmanın heyecanı, bunu layığıyla başarmanın tutkusu, birey kalitesini yükselterek topluma katılan değerin verdiği tatmin ne kadar gurur verici olsa gerek...

Geleceğin bilgili, kendine güvenen, topluma saygılı, insan ve doğasever bireylerini yetiştirmekte çok çaba sarf eden kıymetli öğretmenleri desteklemek için göstereceğimiz minimum çaba çocuklarımızın dersleri ve okul hayatlarını yakından takip etmekle mümkün olacaktır. Öğretmenlerin yanında olarak birlikten güç doğar sözünü yaşatalım.

Bebeğim ve Biz dergisi Ekim 2011 sayısında yer almıştır

 

2011-09-26
Bu yazı 1388 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin