Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çok da Büyümediler!

Çerçevelerdeki fotoğraflarının önünden tebessüm etmeden geçemiyorum. Herkesin evladı kendine güzel ya, o da bana çok güzel geliyor. Bebeklik ifadesi, gülüşü aynı, kocaman gözleriyle bana bakışında bir değişiklik yok. Daha dün alt değiştirme, mama yedirme telaşımız vardı. Bu adam ne zaman büyüdü de, okula başladı inanamıyorum? Hayat gerçekten de bir film gibi, tek problem çok hızlı ilerlemesi...

Gözümün önünden geçen bir sürü harika sahne her seferinde bana iyi ki anne oldum dedirtiyor. Her şey sanki ondan önce ve onunla diye ikiye ayrılıyor. Ondan önce işte öylesine bir hayat, hayatı onunla yaşamak ise başlı başına bir maksat!

Uzun zamandan beri görüşemediğimiz dostlar oğlanı görünce şaşırıp, ne kadar büyümüş, inanamıyorum diyorlar. Tebessüm etsem de, omuzlarım aşağıda. İçimde garip bir endişe, kaygı da var gözlerimde. Yani şunları söylemeye hazırım ben onlara neredeyse:

“O küçük, çok da büyümedi üstelik! Daha sekiz yaşında... Biz yatmadan halen kitap okuyor, hatta beraber uykuya dalıyoruz. Geceleri üzerini örtmeye kalkıyorum sıkça. Sabahları Paşa kahvaltısı hazırlıyorum ben ona. Portakallar sevdiği gibi dilim dilim; tostları, yumurtaları ve krepleri nasıl sevdiğini bir tek ben bilirim.

Televizyon izlerken bana sokuluyor, ellerini bebekken yaptığı gibi saçlarıma doluyor, işten eve döndüğümde koşarak gelip kafasını göğsüme yaslıyor. Demek ki beni gün içinde bile özlüyor. Dedim ya; o küçük, çok da büyümedi üstelik!

Akşamdan çantasını kontrol etmek, sabah beslenme çantasını hazırlamak, okula gönderirken montunun fermuarını gıdısına kadar çekmek lazım. Aman ha oğlum, dikkatli ol oğlum, unutma sakın oğlum diye tembihler de etmek lazım...İyi dinle öğretmenini, istersen her şeyi yapabilirsin sen diye içini güvenle ısıtmak lazım. Bedenini ve psikolojisini sıkıca korumak lazım çünkü o küçük, çok da büyümedi üstelik!

Parka, sinemaya gezmeye arkadaşlarıyla birlikte gitmesine daha çok var, bensiz olmaz. Hayır, servisten inip, tek başına asansöre de binemez. O karşılanmalı! Sevginin onun hayatındaki adı bu yaşlarında aile olmalı. Her ne kadar eski yaramazlığı kalmasa da; gerçekten o küçük, çok da büyümedi üstelik!

Zamanı durduracak halim yok. Biliyorum günler, aylar, seneler akıp gidecek. Bir bakacağım ki boyu benim kadar olmuş, bir daha baktığımda ise üniversiteye giden genç bir adam... İşte böyle şöyle derken, bir gün evden de uçup gidecek ama annesi her an acaba bugün uğrar mı diye onu bekleyecek...

Çocukların çok hızlı büyüdüğüne dikkat çekmek istedim bu yazımda. Onların göz açıp kapayana kadar geçip, bitecek çocukluk dönemlerini elden geldiğince güzel yaşatmanın önemini hatırlatmayı da istedim. Hatta bu dönemin onların hayatları boyunca beyinlerinde ve kalplerinde çakılı kalacağını da...

Önce sağlık dileyelim; çocuklara önemli hastalıklar hiç gelmesin diye dua edelim. Sonra anneler olarak yeni başlayan her güne onlar için sevgi, ilgi ve huzur ekelim. Her akşam aile sofrasında sohbet ederek yemek yiyelim. Yine her zaman el ele, omuz omuza, onları sara, sarmalaya okumak, izlemek, dinlemek gibi beraber yapılacak bir aktivite olsun evimizde.

Bu sene daha çok seyahat edelim. Bir Karadeniz turunda, dünyanın en güzel yeşilinde koşup, mavisinde yüzmek doyasıya... Hatta çok uzak dediğimiz ülkelere bile gidilebilir baş başa...

Bu sene mutlaka sanat girmeli çocukların da hayatına. Galeriler beraber gezilmeli, resim, heykel ve tasarım anlatılmalı onlara. Neden resmi bu kadar seviyorsun diye soruyor Kaan hep bana, tanıdıkça ve anladıkça daha çok sever o da mutlaka, şimdiden temel atarsam ama...

Bu sene evimizde daha sık ve daha çeşitli melodiler dolanmalı. Bazen sesler sonuna kadar açılmalı, müziğin eşsiz dünyasına; bizim sanatçılarımızdan, onları sıkmayacak her tınıya çocuklar kulaklarını açmalı. Yoksa eğer, her eve bir müzik aleti alınmalı... Tiyatrı, konser ve   spor ise girmeli mutlaka hepimizin yaşantısına.

Yine çok iyi bakalım onlara, seneler sonra bile konuşup, güleceğimiz hatıralarımız bu senede biriksin, beraber yaşayıp, beraber deneyimleyelim her olumlu tecrübeyi, ya da bize merhaba diyecek her yeni güzelliği...

Daha onlar küçük, çok da büyümediler üstelik diyebiliyorken, bu yaşlarını en güzel şekilde yaşatmak görevimiz.
Ne mutlu ki bizler anneyiz!
 

Bebeğim ve Biz Ocak 2011 sayısında yer almıştır.

2011-04-19
Bu yazı 1372 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin