Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Semiramis Yılmaz

Semiramis Yılmaz

Yazarın Son yazıları

Cocukyemekleri.blogspot.com

Anlamak için gerçekten de ille anne olmak gerekiyormuş!
Çocuğu için her şeyin en iyisini isteyen bütün güzel annelere merhaba.

YiyorumBüyüyorum’dan merhaba demek benim için ne kadar heyecan verici bilemezsiniz. Bu merhabanın sonrasında ise kendimi ve blog’umu anlatacak olmam da bir o kadar zor. Aslında bir o kadar da kolay. Çünkü hikayem çok bildik. Birçok YiyorumBüyüyorum annesi ile ortak.

Üniversiteden sonra bir şekilde tutkulu bir şekilde yemek pişirmeye başladım. Ama öyle anne yemeği değildi yapmak istediğim. Okuyarak, araştırarak ille de alengirli, asortik, şaşırtıcı lezzetler peşinde koştum.

Evlendikten sonra senelerce pişmedi, pek kullanılmadı bizim evde ne bulgur, ne tarhana, ne kuru fasulye, ne nohut, ne salça. Gelsin ıspanak yatağında pesto soslu levrek fileto, gitsin çikolatalı sufle.

Sonra ne oldu dersiniz? Hamileliğimde canım hep annemin yemeklerini çekti. Kendimin özene bezene yaptığı kremalı, çeşit çeşit soslu yemekleri değil pişirmek bazılarını aklıma getirmeye bile dayanamadım. Sonrasında ise, oğlum Sinan’ın yemek yemeye başlamasıyla, aslında tatlı olması gereken ama bende gerginlik yaratan bir telaş başladı. Çünkü yemek yapma usulümü, menümü baştan aşağı yenilemek zorundaydım.

Sağlıklı beslenmeye aklım ereli beri hep dikkat etmeye çalışırım ama dengeli beslenmenin ne demek olduğunu, nasıl olması gerektiğini “anne olunca anladım”. Daha birçok başka şeyi de ancak o zaman anladığım gibi.

Ne yemeli, ne kadar yemeli, nasıl yemeli, ne yememeli? Her kaynakta okuduğum “çocuğumuzun tüm hayatı boyunca sürdüreceği sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanmasında bizim ne kadar fazlaca ve önemli bir rolümüzün olduğu” gerçeğinden dolayı işi belki de gereğinden fazla ciddiye aldım.

Gıda Mühendisi olmam nedeniyle (sayesinde mi demeliydim?) çok fazla ayrıntıya girdim. Okuduklarımız ve gözlemlerimiz önderliğinde eşimle beraber bir çerçeve çizdik. “Neleri yedirmeliyiz”i daha çok ben belirledim (bu arada baş köşeye yerleşti bulgur, nohut, tarhana), “neleri kaç yaşına kadar yedirmeyelim”e birlikte karar verdik ve mücadelemizi de birlikte yaptık (bu mücadele tahmin edeceğiniz üzere çocukla değil çevre ileydi).

Yemeğin içeriği kadar nasıl yenmesi konusunda da (yemeğe zamanında oturulması, ara öğünler dahil ne yiyecekse masada kendi sandalyesinde yemesi) çizdiğimiz çerçevenin dışına hiç çıkmamaya çalıştık. Ama ilk önce koyduğumuz kurallara kendimiz uyduk. Çevremize göre fazla kasıyoruz bu konuda. Ama henüz bu kuralcılığımızın yararından başka birşeyini görmedik.

Çocuğumuz da biz de yemekle ilgili her ayrıntının bu kadar açık ve belli olmasından gayet memnunuz. Tek sorunumuz, oğlumun, ek besinlere başladığımız 6. aydan itibaren her yeni döneminde (1inci yaş, 2nci yaş, 2 buçukuncu yaş …) yiyeceklere karşı davranışı, iştahı değiştikçe bocalamam.

Birdenbire “Peki ben şimdi ne yapıcam?” diye ortada kalıvermem. Ve her şeye yeni baştan, en başından başlamam. Çünkü onca araştırma, onca okuma, onca altyapıma rağmen inanılmaz kötü bir hafızam var. Tahmin edemeyeceğiniz kadar kötü. Sorun bir şeyin nasıl pişirileceğini aklımda tutamıyor olmak değil, pişirecek o şeyi bulmak, düşünebilmek. İşin kötüsü; mesela yaptığım bir şeyi çok beğeniyor Sinan, hep beraber beğeniyoruz. “Artık bu yemeği yaparım sık sık” diyorum. Sonra hatırla ki yapasın.

Kendimce arşiv yapmaya çalıştım, önce elimde sonra bilgisayarda… Arşive dönüp bakmayı bırakın nereye ne çiziktirdiğimi bile unutuyorum. Bir de motivasyonum inanılmaz derecede pamuk ipliğine bağlı. Herhangi bir başarısızlıkta (yemeğin kötü olması, Sinan’ın yemeyi bırakın tadına bakmayı bile reddetmesi …) tüm emek emek kurmaya çalıştığım iskeleler yıkılıveriyor, yerle bir oluyorum. Hadi sonra tekrar kalk, bi gayret, hadi gayret.

Böyle idare edip giderken ikinci oğlum geldi. Civan. Ve artık yalnızca hafızamla değil daha çok zamanla yarış halindeyim. Molası, dinlencesi olmayan bir yarış. Annecim, ellerinden öpüyorum. Nasıl baş ettin onca iş ve birbiri ardına gelen 6 çocukla?

İşte böyle başladı blog maceram. Öncelikle kendime etkin ve görsel bir arşiv tutmak. Sonrası, çocuğunu sağlıklı ve dengeli beslemek isteyen diğer annelerle paylaşmak. Bu paylaşım kısmının, bir anneden “bu tarifi uyguladım, benim canavar pek sevdi” yorumunu duymanın insana ne kadar keyif verdiğini bilmem anlatmama gerek var mı? Bu duyguyu en iyi siz biliyorsunuzdur Sevgili Zümrüt. İyi ki varsın YiyorumBüyüyorum. Her fırsatta söylemem lazım bizim en en favori kaynağımız olduğunu. Hangi tarifini denesek ailecek keyifle yediğimizi.

İyi ki varsın internet. Aynı düşünceleri, endişeleri paylaşan annelerin olduğunu bilmek, buluşmak, sanal da olsa temasta bulunmak insana kendini iyi hissettiriyor, gaza getiriyor.

Son olarak blogumda (cocukyemekleri.blogspot.com) yayınladığım bir tarifi buradan sizinle paylaşarak huzurlarınızdan ayrılmak, ama hepinizle teker teker tekrar karşılaşmak istiyorum Çok mu şey istiyorum?

Kıymalı Bazlama

Hamur Malzemesi:
6-8 adet
3 bardak un
1 bardak su
1 tatlı kaşığı instant maya ya da kuru maya
1,5 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı toz şeker
4 yemek kaşığı zeytinyağı

İç malzemesi:
6-8 yemek kaşığı kıyma, kavrulmuş
Tuz, karabiber, maydanoz vs.

1.Kuru maya kullanıyor iseniz bir miktar ılık su ile çözdürüp kabarmasını bekledikten sonra (5 dk) hamuru yoğurun. Instant maya kullanıyor iseniz mayayı kuru halde una karıştırıp diğer malzemeleri de ekleyerek hamuru hazırlayın. Hafif ele yapışan yumuşak bir hamur olmalı.

2.Unlanmış bir kapta ağzı kapalı olarak 1,5-2 saat mayalanmaya bırakın. Hamur bu süre içinde 2 katına çıkmış olmalı.

3.Kabaran hamuru 6-8 parçaya ayırın.

4.Her birini unlanmış tezgahın üzerinde elinizle açın. (Merdane de kullanabilirsiniz ama hamur çok yumuşak olduğu için elle daha kolay açılıyor.)

5.Ortasına istediğiniz baharatlar ile karıştırdığınız 1 yemek kaşığı kavrulmuş kıymadan koyun.

6.Hamurun kenarlarını kıymanın üzerinde birleştirin. Elinizle bastırarak tekrar açın.

7.Isınmış teflon ya da demir tavada önlü arkalı pişirin.

Semiramis Yılmaz
http://cocukyemekleri.blogspot.com/

2007-11-12
Bu yazı 1563 kere okunmuştur.

Hosgeldin Sevgili Semiramis :) Cok begendim bloguna sitede yer vermekten mutluyum. Herkesin birbirini tökezletmeye çalıştığı, anlamsız hırs gösterilerinin sergilendigi şu sanal dünyaya "hep birlikte, daha iyiye " mesajı verebilirsek ne mutlu. Faydalı bilgileri, sağlıklı tarifleri olan tüm anneleri sitede ağırlamaya hazırım. Kendine iyi bak, yazı ve tarif için teşekkürler. Bu hafta bu bazlama illa ki yapılacak :)

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin