Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocukluk Çağı Şişmanlığı, Nedenleri ve Tedavisi

Şişmanlık (obesite) sadece yetişkinlerde değil, son yıllarda çocuklar arasında da giderek artmakta olan enerji metabolizması bozukluğu hastalığıdır. Vücutta aşırı yağ birikimi ile ortaya çıkan, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan şişmanlık; çeşitli hastalıklara zemin hazırlayan, çocuğun kendine güvenini zedeleyen, arkadaş edinmesini de güçleştiren bir sorundur.

Çocukluk çağında gelişen sişmanlık sıklıkla gözden kaçmaktadır. Özellikle toplumumuzda anneler genel olarak şişman çocuğun daha sağlıklı olduğunu düşünmektedir. Oysa günümüz tıbbında çocukluk yaşlarında başlayan şişmanlığın erişkin yaşlarda da devam ettiği ve şişmanlığa bağlı istenmeyen sonuçların çok daha erken yaşlara kaydığı gösterilmiştir. Yaşlarına göre olması gereken ağırlıktan %25 daha fazla ağırlığa sahip olan gençlerin, önerilen kiloda olan yaşıtlarına göre ileriki yaşlarda kalp hastalıklarına yakalanma riskinin iki kat daha fazla olması bu olayın ne denli önemli olduğunu göstermektedir.
Araştırmalara göre şişman çocuk;
- İri ve erken gelişen,
- Ergenlikten önce boyları ve kemik olgunlaşma düzeyi yaşıtlarına göre ileri olan,
- Ergenlik belirtileri erken ortaya çıkan ve büyümeyi erken tamamlayan,
- Kemik yaşı fazla olan,
- Yürümesi geciken ,
- Pişik ve deri enfeksiyonları sorunları yaşaya,.
- Karın ve kalçalarda yağ dokusunun artışı ile strialar gözlenen,
- Erkek çocuklarda jinekomasti görünümü olan çocuklardır.

Erişkin dönemde sağlıklı ve zinde bir vücut , doğumdan itibaren bebeğin yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmesi ile gerçekleşebilir. Bu dönemde bebek için, yaşına uygun olması gereken enerji ve besin ögelerini sağlayacak en ideal besin anne sütüdür.
Bebeklerde görülen şişmanlığın temelinde yatan sorunlar
> Annenin gebelik öyküsü ve genetik
> İri bebek (yüksek doğum ağırlığı)
> Anne sütünden erken kesme,
> Katı unlu gıdalara vaktinden önce başlama,
> Biberonla beslenme,
> Şeker ve şekerli besinler verme, olarak sayılabilir.

Bebeği zayıflatmaya yönelik düşük enerjili diyet uygulamaları veya anne sütünü kesmek son derece sakıncalıdır. Günlük enerji, bebeğin ayına göre gereksinmesi kadar verilmelidir ve bebeğin büyümesi izlenmelidir. Sadece yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi bile ağırlık kontrolü için yeterlidir. Bebeklerde sağlıklı kilo kazanımı için yapılması gerekenler;
-Ek besinlere erken başlanmamalı, verilen ek besinler çocuğun ayına uygun olmalıdır
-Süte şeker-bal vb. eklenmemelidir
-Ek besin olarak unlu-şekerli (muhallebi) tercih edilmemelidir.
-Ek besinlerin miktarı fazla olmamalı ve yemesi için çocuk zorlanmamalıdır.
-Hazır bebek mamaları tarife uygun hazırlanmalı su yerine süt kullanılmamalıdır.
-Hazır bebek mamalarına biskui, ekmek, un, şeker, yağ eklenmemelidir.
-Çocuk biberon yerine kaşıkla beslenmelidir.

Okul öncesi dönemdeki çocuklarda şişmanlığın temelinde yatan sorunlar;
> ailenin ve çocuğun yanlış beslenme alışkanlıkları ,
> yüksek enerjili besin tüketimi ,
> kalıtım,
> hormonal durum,
> yaşam tarzı(Bilgisayar Televizyon bağımlılığı ),
> fiziksel aktivite yetersizliği ,
> psikolojik etmenler yer almaktadır.

Kronik bir hastalık olarak kabul edilen çocukluk obesitesinden korunmada kalıcı, sağlıklı bir beslenme alışkanlığının geliştirilmesi ,günlük aktivitenin artırılması, davranış değişikliği temel öğelerdir. Ailenin beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimi gözden geçirilmelidir. Şişmanlığın saptanmasından sonra uygulanacak diyet tedavisinde tüm aile bireylerinin eğitimi ve çocuğun bu gayretine yardımcı olması tedavinin başarısı açısından önemlidir.

Obesite tedavisi öncesi genel değerlendirme nasıl olmalıdır?

1- Obezitenin genetik ve endokrin nedenleri gözden geçirilmeli (Pediatrik Endokrinoloji ünitesi olan hastanelerde), özellikle boy kısalığı olan obezite olguları üzerinde dikkatle durulmalıdır.
2- Çocuk ve gençlerde büyüme ve gelişme için harcanan enerji göz önünde bulundurulmalıdır.
3- Her ağırlık fazlalığı şişmanlık değildir. Büyüme sürecinde vücut bileşimindeki değişmeler doğru değerlendirilmelidir. Ağırlığı yaşına veya boyuna göre fazla olan çocuk ve gençlerin vücut yağ yüzdesi ayrıca hesaplanmalıdır.Vücut yağ yüzdesi, genç erkeklerde %12-13 normal ağırlığın, %20 ve üzeri şişmanlığın, genç kızlarda ise yağ yüzdesi %20-26 normal ağırlığı %30 ve üzeri şişmanlığın göstergesidir.
4- Cinsiyet göz önünde bulundurulmalıdır Yağsız doku kütlesindeki artış erkeklerde ağırlık artışı ile paraleldir, kızlarda ise ağırlık artışı daha çok vücut yağ kütlesindedir.
5- Çocuklar da hangi ölçüm değerlerinin şişmanlığın göstergesi olarak kullanılacağı bilinmelidir. Klinik olarak şişmanlığı tanımlamak için kilonun boyun karesine oranlanması (kg/m2) ile elde edilen vücut kitle indeksi kullanılır. Buna göre erişkinlerde vücut kütle indeksi (VKİ)'nin 25'in üzerinde olduğu kişiler aşırı kilolu, 30'un üzerinde olanlar şişman (obez) olarak tanımlanır. Çocuklarda şişmanlığı tanımlamak için yaş ve cinsiyete göre hazırlanan VKİ persentil eğrileri kullanılır. VKİ >85 persentil olan çocuklar riskli, VKİ >90 persentil olanlar ise şişman olarak sınıflandırılır. Ayrıca yaşa göre vücut ağırlığı, boya göre ağırlık, deri kıvrım kalınlığının ölçümü ve içerdiği yağ bakımından vücut kompozisyonu da kullanılan diğer tanı yöntemleridir.
6- BKI (kg/m2) bir diğer değerlendirme yöntemi olup burada yaş önemli bir faktördür.
Bu etmenlerin bir veya birkaçının bir arada bulunması şişmanlığa neden olabilmektedir.

Tedavi Planı Nasıl Olmalıdır?
-Şişman çocukların zayıflama programlarına gereksimini olup olmadığını, gerekli ise nasıl bir programa alınabileceği doktor, diyetisyen, fizyoterepist ve psikologdan oluşan bir ekip tarafından değerlendirildikten sonra karar bağlanmalı ve bu ekip tarafından kiloların kalıcı olabilmesi için en az iki yıl izlenmelidir.
-Ailede şişmanlığın var olup olmadığı belirlenmeli, çocuğun ve ailenin ayrıntılı beslenme öyküsü değerlendirilmelidir.
-Çocuğun, yaşı, cinsiyeti, alışkanlıkları, biyokimyasal bulguları, bir hastalığın olup olmaması ve şişmanlığın derecesi, beslenme düzenini etkilediği için tedavide kullanılacak diyet kişiye özel olmalıdır.
-Vücut ağırlığını arzulanan düzeye indirmek için uygulanacak beslenme programı ile yavaş bir biçimde kilo verilmesi gerekir. Kilo fazlalığı çok değilse ( kilosu 85-95 percentil arasında ise) kilo kazanımı olmaksızın boy uzamasının sürdürülmesi için mevcut kilosunu koruyacak şekilde program hazırlanmalıdır. 95 percentil üzerinde ise ve bazı kan değerlerinde (kolesterol vs..) artışlar var ise kilo kaybı esas alınmalıdır. Çocuk ve genç obezlerde enerji olması gereken ağırlığa göre hesaplanmalıdır.
-Çocukların almaları gereken besinler anne ve babaları ıle aynıdır ama büyüme ve gelişmelerinin sağlanması için miktarları farklıdır. Çocukların günlük almaları gereken enerji miktarı çocuğun fiziksel aktivitesine bağlı olarak değişir. Ortalama 1800 ile 2000 kalori arasında verilmesi gereken enerji miktarı , 2-5 yaş arası çocuklarda (yaş*100) + 1000 ile hesaplanmalıdır.
-Büyümenin yeniden hızlandığı gelişim evresinde düşük kalorili diyetler büyüme ve gelişmeyi engelleyeceği ve B grubu vitaminler, kalsiyum, demir gibi besin ögelerinden yetersiz olduğundan kesinlikle uygulanmamalıdır.
-Yüksek proteinli şok diyetler uygulanmamalı , ilaçla zayıflama uygulamaları kesinlikle yapılmamalıdır.
-Beslenme programında besin öğesi gereksinimleri yeterli ve dengeli karşılanmalıdır. Çocuklarda sağlıklı beslenmenin genel ilkeleri ; besinlerde çeşitliliğin sağlanması, yağ ve şekerin sınırlandırılması, posa (lif) içeriği yüksek tam taneli tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyvelere yer verilmesi, vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınması ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması ilkelerine dayanır.
-Düzenli ve uygun saatlerde öğün yemeye alıştırılmalıdır. Öğün sonrası doygunluk sağlanmalı, toplam kalori 5-8 öğüne bölünerek verilmelidir.
-Günlük beslenmesinde tüm besin gruplarına yer verilmeli, besinleri değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sunulmalıdır.
-Davranış değişikliği benimsenmeli, yanlış beslenme alışkanlıkları yerine doğru beslenme alışkanlıkları kazandırılmalıdır. Beslenme-sağlık ilişkisi öğretilmelidir.
-Davranışsal yaklaşımların amacı yeme alışkanlıklarını, aktivitelerini, düşünme biçimlerini değiştirmektir. Davranışsal yaklaşımların temelinde bireyin kendini disipline sokması yatar. Özellikle okul öncesi dönem (1-6 yaş) grubu çocuklar aile bireylerini taklid ederler. Bu nedenle şişman çocukların ailelerinin beslenme alışkanlıkları incelenmelidir. Oyun, masal ve ödüller çocuğun beslenme alışkanlıklarının gelişmesini engeller. Çocuk ne yediğinin farkında olmalıdır Çocuğun beslenme alışkanlığını etkileyen önemli bir etken de televizyondur. Okul öncesi çocuklar hareketli reklamlardan hoşlanırlar Yiyecek ve içeceklerle ilgili reklamların çoğu şekerli ve enerji değeri yüksek besinlerdir. Diğer taraftan televizyon, çocuğu hareketsizliğe itmekte, televizyon seyrederken tüketilen pasta-kek türü yiyecekler de şişmanlık riskini artırmaktadır.
-Anne babalar ve sağlık uzmanları sık sık çocukları övmeli, onların davranışlarını takdir ettiklerini söylemelidirler.
-Yemek, ödül olarak kullanılmamalıdır. Hedefe ulaşmanın ödüllerinin neler olacağına çocuk ve aile birlikte karar verebilir; bu ödül olumlu davranışlara teşvik edici yönde olmalıdır. Örneğin, ödül olarak spor yaparken kullanacakları alet, kıyafet,top vb. hediye etmek, fiziksel açıdan daha aktif olmalarını sağlayabilir. Yiyeceği, özellikle de yüksek kalorili olanları bir ödül olarakgöstermeyin, aksi takdirde onlara olan istek daha da artar.
-Diyet uygulamasına ilave olarak bir egzersiz programı tedavinin başarısı açısından şarttır. Anne ya da babanın çocuğa eşlik etmesi sağlanmalıdır. Ancak şişman çocuklar çevik değildirler ve spor yaparken çabuk yorularak uyum sağlamada zorluk çekebilirler. Grup sporları sırasında arkadaşlarının performansını yakalayamayan çocuğun motivasyonunu bozulmaktadır. Bu nedenle bireysel sporlar ( bisiklete binme yada ailece yapılacak yürüyüşler) önerilebilir.
-Uzun dönemde, verilen kilonun korunabilmesi için egzersiz vazgeçilmez unsurdur. Egzersiz sırasında kalori harcanır. Kan basıncı, serum kolesterolü, vücut kompozisyonu, kalp ve solunum sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır. Egzersiz obez kişinin psikolojik durumunu iyileştirir. Yağsız vücut kütlesi kaybını önler. Egzersiz haftada en az 3 kez, 30 dakika süresince ter atacak kadar yapılmalıdır. Egzersiz yoğunluğu ve süresi yavaş yavaş artırılmalıdır.
-Su içme alışkanlığı kazandırmalı, hazır meyve suları ya da kolalı içecekler gibi meşrubatlardan uzak tutulmalıdır.
-Yeme konusunda çocuğa baskı yapılmamalıdır.

Obesitenin neden olduğu metabolik bozukluklar insulin direncinden tip 2 diabete kadar uzanan glukoz metabolizmasında bozukluklar, yüksek tansiyon, kolesterol, trigliserid yüksekliği gibi yağ metabolizması bozuklukları, ergenlikle ilgili bozukluklar (adet düzensizlikleri, kıllanmada artış, akne gibi) ortopedik bozukluklar, safra kesesi hastalıkları, karaciğerde yağlanma, siroz, erken yaşta aterosklerotik kalp hastalıklarına zemin hazırlanması, uyku bozuklukları, böbrek hastalıkları sayılabilir. Ayrıca obesitenin getirdiği psikolojik sorunlarında tabloya eklediği stres durumu çok daha fazla bozmaktadır. Obez çocuk ve adolesanlar ayrıca ortopedik sorunlar ve benlik saygısı yönünden değerlendirilmelidir. Çocukluk çağında obeziteye yol açan risk etmenlerine karşı alınacak tedbirler ile obezitenin önlenmesi hem bu komplikasyonlardan koruyacak hem de ileride sağlıklı birer erişkin olmalarını sağlayacaktır.

Kısaca çocukların obeziteden korunması, obezitenin oluştuktan sonra çözümlemeye çalışmaktan daha kolaydır. Çocuğun kemik yaşı, fizik muayene, kan tahlili, tiroid ve büyüme hormonları da saptanmalı, sağlıklı beslenme eğitimi verilmeli, uygun fiziksel aktivite saptanmalı ve davranış modifikasyonu geliştirilmelidir.

Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak

ÖZEL TOBB ETÜ HASTANESİ

2006-08-08
Bu yazı 1831 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin