Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuklarla Doğa Yürüyüşü

Yürümeyi ve özellikle de doğa yürüyüşlerini sevmeme rağmen, kızların doğumundan sonra bu yürüyüşleri gerçekleştirmek hayal olmuştu. Bir kaç defa denemede bulunsak da eski günlerdeki kadar yürüyememiştik.

Bir Fransız arkadaşın eşi haydi dağa yürüyüşe gidelim, hem de oradaki yürüyüşçülere özel kulübelerde kalalım dediğinden beri acaba sorusu ile gidip geldim. Acaba çocuklarla bu dağ gezisine hazır mıydık ?
Bu soruyu daha fazla sormama fırsat kalmadan rezervasyonlarımız da yapılınca bana hiç bir seçenek kalmamıştı. Üç Fransız aile ile yollara düştük. Her ailede iki çocuk, yaklaşık dört saat süren yolculuktan sonra kalacağımız yere geldik. Konaklayacağımız yerde 20 ve 2 kişilik odalar vardı. Bize ayrılan 20 kişilik odalara yerleştik. Tıpkı yurt gibi. Ranzalar ve dolaplar vardı. Tuvalet ve banyo odanın dışında ortak kullanım alanındaydı. Yatakların üzerlerine uyku tulumlarımızı bıraktıktan sonra yürüyüş kıyafetlerimizi giyinip yola koyulduk. Her adımı yeni bir deneyimdi benim için. Üniversitedeyken yurtta kalmıştım ama çoluk çocuk 4 aile ile aynı çatı altında kalacak olmak biraz endişe veriyordu. Üstelik bu ailelerden sadece birini şahsen tanıyor olmak, diğerleriyle orada tanışmak da hayli ilginçti. Bu ilginç deneyimi yaşayacaktık. Buna kararlıydık ama hazırlıklı olduğumuz söylenemezdi.


 

Kısa bir araba yolculuğunun ardından yürüyüş yapacağımız yere geldik. Önce bir piknik molası. Öyle uzun uzadıya dolmalar, börekler falan hayal etmeyin. Fransa’da piknik demek bir baget ekmek, peynir ve salamdan oluşan bir menü. Benim gibi peynir yemeyen birisi için pek cazip olmasa da yol acıktırmıştı ve sadece ekmek bile çok lezzetli geldi. Hafif bir öğünün ardından yola koyulduk. Yaşları 4 ile 10 arasında değişen 8 çocukla yürüyüşe başladık. İlk etap onların tempoları ile hayli yavaş geçti, ardından biraz hızlandık. Ve öyle bir noktaya geldik ki, devam edebilenler ve dinlenecekler diye ayrılmak zorundaydık. Her ne kadar devam edecek enerjiye sahip olsam da iki kızımın zaten 1 saatlik yürüyüşün ardından bu etaba devam edemeyeceklerini düşündüğümden dinlenmeyi tercih ettim.

Eşim, üç yetişkin ve üç çocukla ilerleyenler grubundaydı. Biz geride kalanlar dere kenarında oturmayı ve oyun oynayan çocukları seyretmeyi tercih ettik. Bu sırada arkadaşımın çocuklarından biri ufak bir kaza atlatsa da , yanımızdaki malzemelerle bakım yapıp, hemen doktora ulaştırdık. Bu ufak kaza bu tür yürüyüşlerde nasıl davranmak ve ne gibi ilkyardım malzemeleri almak konusunda da büyük bir tecrübe kazandırdı. Özellikle çocuklarla gidilen yürüyüşlerde kapsamlı bir ilkyardım çantasnın varlığı bizi rahatlatmıştı. Bu tür gezilere çıkmadan önce aile hekiminizden ya da eczacısınızdan destek alarak bir ilkyardım çantası hazırlamanızı kesinlikle tavsiye ederim. Yanımızda bulundurmamız gereken eşyalar hava durumu ve gideceğimiz yerin şartlarına göre değişse de bir ilkyardım çantası heryerde mutlaka olması gereken bir şey. Ben de bu gezilerde çantamda ilkyardım setimi, su, arada yemek için atıştımalıklar ve yedek giysileri taşıyorum.

 

Uzun bir yürüyüşün ardından yorgun olarak kalacağımız yere döndük. Küçük kızım çok yorgun olduğu için biz odamızda kaldık, diğerleri yakındaki gölü keşfetmeye gittiler. Akşam yemeğine kadar dinlendik. Diğerleri de gelince bir anda 20 kişilik odada hareket başladı. Çocuklar koşturuyor, anneler arkalarında... Bu hareketin ardından yemek salonuna geçtik. Üç büyük bank şeklinde masaya gruplar şeklinde oturduk. Başlangıç ortaya konulan havuç çorbasıyla yapıldı. Hafif serinleyen hava ve yorgunluğumuza birebir gelmişti. Yemekler tencerelerle her masanın ortasına getiriliyor ve bizim tarafımızdan servis yapılıyordu. Tıpkı ev ortamında gibi. Ardından makarna ve et yemeği. Tatlı olarak da tabi ki Fransızların özel peynirleri ve erik. Yemekten sonra kendimizi yatağa nasıl attık hatırlamıyorum. Çocuklar deliksiz uyudular. İlk defa uyku tulumu içinde uyusalar da bunu yadırgamadılar. Büyük kızım ilk defa bir ranzanın üst katında uyudu. Küçük kızım uyku tulumu ile yürümeye kalkınca düştü ama bu onların tüm geceyi deliksiz bir uykuyla geçirmelerine engel olmadı. Ben biraz uyuduktan sonra uyandım ve aralıklarla uyudum. Ama sabah olduğunda zinde bir şekilde ayaktaydık.

Sabah kahvaltısı öncesi 30 dakika kadar bir yürüyüş yaptım. Ardından ekmek, tereyağ ve reçelden oluşan Fransız kahvaltımızı yemeye koyulduk. Herkes yeni güne hazır ve dinlenmişti. Evde kahvaltıya oturtmak için mızırdanan çocuklarım ben yürüyüşten geldiğimde kahvaltı masasında arkadaşlarıyla beraber sıcak çikolatalarını içmeye başlamışlardı bile. Kahvaltının ardından biz gitmek zorunda olduğumuz için ayrıldık. Diğerleri yeni bir yürüyüş için arabalara yerleşmeye koyulmuştu.

 


Doğa ile içiçe geçirilen güzel bir haftasonundan bana o kadar çok şey kaldı ki.
Artık çocukların bu tür gezilere hazır olduğuna inandım. Kendimin doğa yürüyüşlerini özlediğini anladım. Yaşadığım ülkenin hayat tarzı ile ilgili yepyeni gözlemlerim oldu. Kendimiz dışında ailelerin akşam uykuya nasıl hazırlandıklarını, sabah nasıl kalktıklarını görmüş oldum. Buradaki gözlemlerim buradaki düzene ayak uydurduğumuzu hissettirdi. İki kültür içinde yetişen çocuklarımın memlekette ailelerimizin yanında onların düzeniyle, burada buranın düzeniyle uyumlu bir şekilde olmaları doğru yolda olduğumu hissettirdi. Bulunduğu ortama uyum sağlayan ve yaşıtlarıyla vakit geçirmekten hoşlanan çocuklarıma bakıp gülümsedim.

Yeni bir yürüyüş, yeni etaplar içinden şimdiden hazırlık yapmaya başladık. Bizi davet eden Fransız ailenin bahar gezi programlarına bizi de dahil etmesi onlar açısından da bizim uyumlu bir gezi arkadaşı olduğumuzu gösterdi. Gerçi yağmurlar başladı ama biz yürümeye devam etme kararı aldık. Bir daha ki dağ konaklaması ise bahara...

Suna Keleşoğlu
Grasse, 18.09.2011
 

2011-09-18
Bu yazı 1889 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin