Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocukların Özgüvenini Desteklemek

Her anne-baba için çocuklarının sahip olmasını istedikleri özelliklerin başında özgüven gelir aslında. “Akıllı, başarılı, popüler, sorumluluk sahibi, çalışkan vs. olsun ama asıl kendine güveni olsun” çünkü hayatta kendine güvenen bireyler başarılı ve mutlu olmak için bir adım önde yerlerini alırlar. Peki ama kendine güveni olan ya da özgüveni yüksek çocuklar nasıl yetiştirilir, anne-babaya düşen görevler nelerdir, ya da bu kendiliğinden ortaya çıkan ve gelişen bir kişilik özelliği midir? Bu sorulara yanıt bulmadan önce özgüvenin ne olduğunu tanımlamak ve yola oradan çıkmak yardımcı olabilir.

Özgüven Ne Demektir?

Özgüven; bireyin kendisi ile ilgili olumlu düşüncelere sahip olması, yeterli ve değerli olduğunu düşünmesi, kendisini tanıması ve olduğu gibi kabul etmesi anlamına gelmektedir.

Özgüven gelişimi çocukluğun ilk yıllarından itibaren öncellikle anne-babanın daha sonra da çocuğun sosyal çevresini oluşturan bireylerin verdikleri geri bildirimler ile oluşur. Tek bir cümle ile özgüven yıkılmadığı gibi tek bir yorumla da gelişmez. Çocukların kişilikleri, kendi davranışlarının çevreleri üzerinde yarattıkları etkileri gözlemleyerek gelişir. Eğer çocuk anne-babasından ve yakın çevresinden olumlu geri bildirimler alıyorsa o zaman kendisinin yeterli ve sevilebilir bir birey olduğunu düşünür ve bu düşünce daha sonrasında inanışa ve kişilik özelliğine dönüşür.

Özgüven gelişiminde iki anahtar kavramın altı çizilebilir.

• Yeterli olmak
• Sevilmeye değer olmak

Her anne-baba tabi ki çocuklarını sever ama sevginin nasıl ifade edildiği önemlidir. Koşulsuz sevgi, “ben ne yaparsan yapayım anne-babam beni severler, beni kabul ederler” anlamına gelir ve hayatta ayakta kalmamızı sağlayan en önemli güçtür. Çocuklar anne-babaları tarafından koşullu olarak sevildiklerini hissederlerse (başarılı olursam, uslu durursam, onları üzmezsem beni severler gibi) o zaman ya anne-babayı memnun etmek için sürekli uğraşırlar ki bu da kendilerine olan güvenlerini olumsuz etkiler ya da çaresizlik duygusu ile çabalamaktan ve aslında yaşamaktan vazgeçerler.

Koşulsuz olarak sevilebilir olmak kadar önemli olan diğer kavram ise yeterlilik duygusudur. Birey kendi ayakları üzerinde durabildiğini, üstüne düşen sorumlulukları yerine getirebildiğini, davranışlarının sonuçlarını kabul edip yaşabildiğini fark ettiğinde kendine olan güveni de tam demektir. Her bireyin kendini artı ve eksileriyle tanıması, kabul etmesi, becerilerinin ve ihtiyaçlarının farkında olabilmesi kendine güveni oluşturmada önemlidir.

Sürekli olarak eleştirilen ya da korumacı bir tutumla yetiştirilen çocukların yeterlilik duygusunu geliştirmeleri zorlaşmaktadır. Çünkü ya hiçbir yaptıkları yeterince iyi değildir (eleştirel ve baskıcı tutum) ya da hiçbir şeyi tek başlarına denemeye fırsatları olmamıştır(korumacı tutum), dolayısıyla neyi- nasıl ve ne kadar iyi yapacaklarını bilemezler.

Özgüven sahibi olmak her şeyi mükemmel ve dörtdörtlük yapmak, her konuda başarılı olmak anlamına gelmez tam tersine hayatta her zaman her şey yolunda gitmeye bilir, herkesin artı ve eksi yönleri olabilir ama birey bu özelliklerinin farkında olup kendisini olduğu gibi kabul edebilir (ve kabul edilebildiğini hissederse) o zaman kendine güvenen bir birey olur. Çünkü önemli olan olaylar değil kişinin kendisidir. En iyi şarkıyı söyleyen o olmayabilir ama bu onu diğerlerinden daha değersiz yapmaz. İşte özgüvene sahip olmak sadece yaptıklarımızın değil kişiliğimizin değerli olduğuna inanabilmektir. Çocukların hayatlarının ilk günlerinden itibaren öncelikle anne-babalarından ve çevrelerindeki önemli insanlardan (büyük ebeveynler, arkadaşlar, öğretmenler vb) aldıkları geri bildirimler bu nedenle önemlidir. Neyi duyar ve ne neyi yaşarsak onu devam ettiririz.

Özgüvenin oluşabilmesinde ailenin rolü nedir?

Anne-babalar çocukların aynasıdır, çocuk o aynada nasıl göründüğüne göre dış dünyaya karşı olan tutumlarını belirler, ayna sadece olumsuzları yansıtıyorsa ki genel olarak hep yolunda olmayanları söylemeye daha yatkınızdır, çocuk o zaman yetersiz bir birey olarak kendini algılar ve özgüven geliştiremez.

Ya da anne-babanın yeterince ilgilenmediği durumlarda çocuk kendisi ile ilgili özelliklerin, becerilerin, kişisel yeteneklerinin farkına varılması ve desteklenmesi alanında büyük bir eksiklik yaşar. Olumsuz eleştiri kadar çocuğun varlığını ve ihtiyaçlarını ihmal eden bir tutumda özgüven ve kişilik gelişimini etkiler.

Aile ortamının çok baskıcı olduğu durumlarda çocuk sürekli katı kurallar ve yeterince iyi olmadığı duygusuyla baş etmek zorunda kalır. Bu durumla baş etmek için farklı baş etme yöntemleri ve kişilik özellikleri geliştirebilir. Örneğin pasif bir birey olmayı, kendisini ve performansını ortaya koymamayı tercih edebilir. Diğer taraftan otoriteye karşı tepkisini otoritenin daha az olduğu ortamlarda aşırı tepkisel davranarak ortaya koyabilir. Bu çocuklar genelde huzursuz ve umursamaz gibi görünürler. Ama hiçbir birey başarırız olmak istemez.

Ev ortamında kuralların belirsiz ya da hiç olmadığı durumlarda özgüven gelişimi için pek ideal bir tablo oluşturmaz. Kuralların belirsiz olduğu ortamlarda çocuk hangi durumda nasıl davranması gerektiğini öğrenemez sınırlar belli olmadığı için nerede duracağının bilemez. Davranışlarının sonuçlarından kazanım sağlaması ve gerekli becerileri geliştirmesi zorlaşır.

Özgüven için ideal olan anne-baba tutumu kuralların belirgin olduğu ancak aynı zamanda bireysel özelliklere ve kişiler arası iletişime önem verildiği demokratik aile ortamıdır. Ailede demokrasi her kesin istediği her şeyi yapması demek değildir tam tersi başkasının hak ve özgürlüklerine saygı göstermek, sorumluklarının farkında olmak anlamına gelir.

Çocuklar deneyerek yanılarak öğrenirler. İlk yaptıkları iş genellikle kaliteli değildir. Anne-baba olarak mükemmeli beklemek sürekli bir yetersizlik duygusunu pekiştirebilir. “Ne yaparsam yapayım olmuyor o zaman ben de yapmaktan vazgeçeyim” özgüvene zarar veren düşünce kalıplarından biridir.

Çocuktan beklentinin yüksek olması kadar az olması da güven gelişimini olumsuz etkiler. Çocuk kendinin değersiz, işe yaramaz, yetersiz olduğu mesajını aldığı için hayatını da bu şekilde sürdürür.

Anne-babalar bazen çocuklarının başarısızlıktan korumak, ya da işlerin bir an önce halledilmesi sağlamak için çocuğa ait sorumlulukları yerine getirme tuzağına düşebilirler. Sabırsızlık göstermek, işleri onların yerine yapmak kısa vadede işlevsel görünse de bu durum çocuğun öğrenmesi ve geliştirmesi gereken becerileri zamanında kazanmasını daha da önemlisi kendilerine ola güven gelişimini olumsuz etkilediği için ilerleyen yıllarda sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Özgüven gelişiminde etkili olan faktörlerden biri de anne-baba arasındaki iletişimdir. Aile içindeki çatışma çocuğun güven duygusunu zedeler çünkü çocuk anne-babaya bağımlıdır düzen bozulursa çocuk ihtiyaçlarının karşılanamayacağından endişelenir.
Aile içinde bireylerin iletişimin ve paylaşımın olumlu olduğunda güven gelişimi de mümkün olacaktır.

Farkında olmadan çocuklara verdiğimiz sözlü ya da sözel olmayan mesajlar aslında güven oluşumunun temelini oluşturur

Çocuklarda özgüveni geliştirmenin yolları

• Çocuğunuzun becerilerinin gelişmesi için fırsat verin. İlk denemelerinin mükemmel olmasını, ya da her yaptıkları, denedikleri alanda en iyi olmalarını beklemeyin
• Başarı ve başarısızlıklara değil çabaya odaklanın. Önemli olan çocuğun kendini ortaya koymak için gösterdiği çabadır. Çabayı fark etmek, ödüllendirmek ( her zaman maddi ödüllerden çok anne-babanın olumlu geri bildirimleri daha etkilidir) özgüveni destekler.
• Bireysel özelliklerinin farkında olun.
• Takdir etmekten çekinmeyin. Gerçekçi ve anlaşılabilir kelimeler ile takdir ettiğinizi davranışı belirtin.
• Onu kendisi olduğu için sevin,ve sevginizi gösterinin.
• Duygularınızı ve düşüncelerinizi açıkça ifade edin. Çocuğun gelişim dönemine ve yaş özelliklerine uygun olarak onunla konuşun. Çocuklar her şeyin farkındadırlar sadece anlamak ve anlatmak için zaman ayırmak gerekir.
• Sözlü ve sözel olmayan mesajlarınıza dikkat edin. Bazı durumlarda ne diyeceğimizi bilemeyebiliriz ya da bazen hiç söylemek istemediğimiz cümleler kullanabiliriz. Önemli olan çocukların tek bir cümle ile güven duygularının zedelenmeyeceğini ama sürekli tekrar eden tutum ve mesajların etkili olduğunu hatırlamaktır.
• Fiziksel görünüşleri ile ilgili olumsuz eleştiri ve kıyaslamalardan uzak durun.
• Sorumluluk alması için büyümesini beklemeyin yaşına uygun sorumluluklar verin. Tek başına bir şeyler yapmasına izin vermek ona saygı duyduğunuzu ve ona güvendiğinizi göstermenin en etkili yoludur.
• Kendi sorunlarına çözüm bulması için destekleyin, onun yerine problemleri çözmeyin.
• Kriz durumlarında, zor zamanlarda yanlarında olun. Çocuklar anne-babalarına her zaman ihtiyaç duyarlar, işleri onun yerine yapmak için değil ama onu desteklediğinizi gerektiğinde onu koruduğunuzu göstermek için orada olun.
• Dinlemeyi öğrenin. İletişim sadece konuşmak değildir.
• Çocuğun güçlü olduğu alanlarda bu becerisini göstermesi için hatta size yardım etmesi için ona fırsat verin. Örneğin küçük kızınız bilgisayar konusunda size yardım edebilir.
• Kendilerini olumsuz olarak yargılamalarına izin vermeyi. “Ne kadar beceriksizim, yine suyu döktüm” gibi cümlelere “sen beceriksiz değilsin, ara sıra küçük kazalar olabilir, temizlemek için yardım istersen bana haber ver” gibi karşılıklar çocuğun benlik algısını olumsuz olarak etkileyecek etiketlemelere engel olacaktır.

Özgüvende genetik yapının etkisi nedir?

Özgüvenin de bir kişilik özelliği olarak düşündüğümüzde mutlaka genlerin etkisi olduğunu düşünebilir. Ama özgüvenin gelişmesinde ve desteklenmesinde çevresel etkenlerin (anne-baba, aile, arkadaş ve okul) daha belirleyici olarak rol oynadığı düşünülmektedir.

Çocuklara söylenmemesi gereken özgüveni zedeleyici cümleler
Bazı durumlardan anne-babalar kızgınlık ya da yaşadıkları hayal kırıklıklarının etkisiyle aşağıdakine benzer cümleleri kullanabilirler. Aslında onlara bu cümleleri söyleten davranış ya da durum ile çocuğa geri bildirim vermek yaşanılan sorunun çözümünde yardımcı olabilir ama maalesef çocuğun davranışına değil de doğrudan kişiliğine yönelik yapılan bu eleştiriler işleri daha da zorlaştırır.

1. Keşke seni hiç doğurmasaydım; bu tarz cümleler çocuğun kendini sevilemeyen, istenmeyen bir birey olarak algılamasına neden olabilir.
2. Bir daha böyle yaparsan senin annen olmayacağım; anne-baba olmak koşulsuz sevgiyi beraberinde getirir. Bu gibi cümleler çocuğun sizin tarafınızdan koşullu olarak sevildiğini düşünmesine neden olur.
3. Senden utanıyorum; Çocuklar hata yaparlar, hepimiz hata yaparız. Hata kabul edilen davranışı eleştirmek çocuğun nasıl davranmasının beklediğinizi dile getirmek genel kişiliği ile ilgili saldırı yapmaktan daha etkili olacaktır.
4. Biraz kardeşin/ ablan/ ağabeyin gibi ol; Kıyaslamak aslında iyi niyetle yapılsa da verdiği mesaj “yeterince iyi değilsindir”, her çocuk başarılı, değerli ve sevilebilir olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyar.
5. Senin hataların yüzünden babanla/ annenle hep kavga ediyoruz; Çocuğun davranışları değil kişiliği ve varlığı nedeniyle suçlamak onu taşıyamayacağı bir yükün altına sokar. Sorun çocuğun yaptıkları ya da yapmadıkları ise enerjiyi bunu çözmeye yöneltmek gerekir, suçlamak çözüme yardım etmez
6. Senin için nelerden vazgeçtim; Çocuklar ebeveynlerinin hayatında sıkıntı kaynağı olduklarını hissettiklerinde bu durum karşısında kızgınlık, suçluluk ve umutsuzluk hissedebilirler. Yetişkin olarak verdiğimizi kararların ve yaptığımız seçimlerin sorumluluğu bize aittir. Çocuklarımıza sağladıklarımız her zaman beklediğimiz gibi geri dönmeyebilir. Ama beklentilerimizin sorumluluğu da bize aittir.
7. Daha iyisini yapabilirdin; çocukların çabalarını fark etmek zor ama gerekilidir. Sadece sonuç odaklı olmak, mükemmeli beklemek çocuk üzerindeki baskıyı, kaygıyı ve yetersizlik duygusunu arttırır.
8. Yaşına uygun davranmalısın; Bu tip genel ve belirsiz cümleler çocuktan neyi, tam olarak nasıl beklediğiniz anlatmak tam tersine genel bir memnuniyetsizlik ve yetersizlik duygusunu transfer eder.

Özgüveni destekleyecek cümleler

1. Olumlu Duyguları paylaşmak için:

- Seninle birlikte zaman geçirmekten keyif alıyorum
- Seninle oyun oynamak benim için çok eğlenceli
- Seni seviyorum, iyi ki benim çocuğumsun
- Seninle gurur duyuyorum çünkü…….
- Seninle yürüyüş yapmaktan çok hoşlanıyorum

2. Çaba ve başarıları takdir etmek için:

- Elinden gelini yapmak için uğraştığının farkındayım
- Bunun için çok uğraştın, tebrikler, aferin
- Kendinle gurur duyabilirsin çünkü……
- Kaydettiğin ilerleme gerçekten harika
- Ne kadar iyi bir …….. (oyuncu, arkadaş, ..)sın
- Bu bulduğun çok yaratıcı bir fikir
- …… için seni tebrik ederim

3. Koşulsuz sevginizi göstermek için:

- Hata yapmak çok normal, hepimiz hata yaparız
- ………… davranışın uygun değil senden beklediğim………………….. yapman.
- Kimse kusursuz değildir.
- Sen benim için değerlisin.

Ece AKIN BAKANAY
Uzman Psikolojik Danışman
GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi

2012-04-16
Bu yazı 3977 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin