Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuklarda Sorumluluk ve Özgüven

Evde ve okulda, sağlıklı bir gelişimi desktekleyecek kurallar ve sınırlar yoluyla, çocuklarımızda sorumluluğun ve özgüvenin geliştirilmesi.

Beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. Kuralları çocuğunuzun yaşını ve özel durumlarını düşünerek belirleyin. Üç yaşındaki bir çocuğun çok uzun süreli bir araba yolculuğunda problem çıkarmamasını beklemeyin. Çocuğunuz hasta ise, önüne konulanların hepsini yemesi için ısrar etmeyin.Yedi yaşındaki çocuğunuzu öğle uykusuna yatması için zorlamayın.

Çocuğunuzun bazı davranışlarının yaşı gereği doğal ve geçici olduğunu unutmayın. İki yaşındaki bir çocuğun arkadaşları ile oyuncaklarını paylaşması kolay olmayacaktır. Bu davranışının gelişim sürecinin bir parçası olduğunu bilerek beklentilerimizi çocuğa göre ayarlarsak, gereksiz sürtüşmeleri, gerginlikleri engellemiş oluruz.

Çocuğunuza davranışları ile ilgili beklentinizi tam olarak öğretin. Bildiğini veya yaşı gereği bilmesi gerektiğini varsaymayın. Örneğin arabada iken nasıl davranması gerektiğini ve gerekçelerini en ince ayrıntılarına kadar açıklayın. Öğretilmeden yaptırılmaya çalışılanlar, çocuğun özdenetimini geliştiremezler.

Sorunlarla karşılaşmadan çocuğunuza doğru davranışı hatırlatın. Örneğin, alışverişe gitmeden önce kendisinden beklediğiniz davranışları hatırlatın. Kendisinden beklenenleri bildiğinden emin olun.

İyi davranışını kullanma olanağı veren uygun ortamlar hazırlayın. Çocuğunuzun arkadaşları ile oyuncaklarını paylaşmasını, sırasını beklemesini öğretmek için uygun ortamlar hazırlamaya ve nasıl bir davranış sergilemesi gerektiği konusunda yardımcı olmaya çalışın. Bu tür ortamları sıkça yaratın.

Doğru davranışla ilgili rolü canlandırarak model oluşturun. "Arkadaşımız yolumuzun üstünde ise itmeyiz ve 'Lütfen çekilebilir misin?' deriz." Doğru davranışla ilgili rolü canlandırarak gösterdikten sonra çocuğumuzun tekrar denemesini sağlayıp, ardından da çabasını destekleriz. Daha fazla alıştırma ve yönlendirme öğrenmesini kolaylaştırır.

Çocuğunuzun kurallara uymasını kolaylaştırmak için uygun çevresel düzenlemeler yapmayı ihmal etmeyin. Çocuklar aç, yorgun, uykusuz ve hasta iseler kontrolleri azalır. Bu gibi durumlarda gereksinimlerini ön plana alıp, onu rahatlatmak, doğabilecek sonuçları önleme açısından oldukça önemlidir. Örneğin alışveriş ya da sokakta oynanan oyun sonrası yorgun olacaktır.Yemek öncesi aç ve sabırsız olacaktır. Gezmeye gittiğinizde çocuğunuzun uyku saatini geçirmeniz, onun problem çıkarma olasılığını arttıracaktır. Böyle durumlarda mümkün olduğu kadar çabuk ortamı yeniden organize etmeye çalışmak, çocuğun yanlış davranışlarının artmasına engel olacaktır.

Örneğin, sabah kargaşasını azaltmak için iyi bir şekilde organize olmaya çalışın. Sabahları onlardan önce kalkın ve onlar kalkmadan hazırlanmış olun (yıkanmak, giyinmek, makyaj yapmak-tıraş olmak, kahvaltı sofrasına ilaveler yapmak vs.) İyi bir organizasyonla güne başlamak, gününüzün diğer bölümünü ailece daha rahat geçirmenizi sağlayacaktır. Sabah çocukların okula, sizin işe yetişme telaşınızı önlemek için geceden hazırlıklarınızı tamamlayın. Kıyafetlerin, önlüklerin, kitaplar ve defterlerin, ödevlerin, okul gereçlerinin, spor malzemelerinin, beslenme çantalarının, ev-araba-dolap anahtarlarının, kahvaltı sofrasının vb. bir gece önceden hazırlanmasını sağlayın. Gerekli eşya ve malzemelerin konulduğu yerlerin sabit olmasına dikkat edin.

Sabahları çocuğunuz kalkmakta güçlük çekiyorsa, gece yatış saatlerini yeniden gözden geçirin. Gerekiyorsa biraz daha erken yatmasını sağlayın. Sabah okşayarak, öperek, güleryüzle çocuklarınızı uyandırmak güne keyifli başlamak için güzel bir yöntemdir. Çocuklar yoğun enerjilerine rağmen, sabah mahmurluğu, günün akışına kolayca ayak uyduramama, okula isteksiz gitme, sabah gerginliğine karşı koyucu bir tutumla ağırdan alıp yavaş hazırlanma eğilimi içinde olabilmektedirler. Bu nedenle, sabah hazırlıkları için rahatlıkla yetecek bir süre öncesinden kalkmasına yardımcı olun. Kahvaltısını yapmasını sağlayın.Yenmesi gerekenler ve yenecek miktarla ilgili tartışmaya girmemeye çalışın. Sabah telaşına, bir de "yedin-yemedin" tartışmasını eklememeye gayret edin. Çocuğun fikrini alarak sevdiklerini hazırlamak, bıkkınlığı önlemek için yiyeceklerin çeşidinde değişiklikler yapmak, kalorisi bol yiyecekleri seçmek yeme sorunlarına yardımcı olabilir. Sabahları erken saatte kahvaltı etmekte çok zorlanan bir çocuksa, okulda atıştırabileceği şeyleri çantasında bulundurabilirsiniz.

Çocuğunuza kuralların uygulanmasında aktif rol ve sorumluluk verin. Örneğin kuralınız, sabahları zamanında kalkılması ise, çocuğunuzun sabah kalkmasını kolaylaştırmak için odasına saat koyun. Sofraya konulan her şeyden az da olsa yemeleri gibi bir kural koydunuz, bu durumda yiyecekleri yemek miktarını kendilerinin seçmesine izin verin.

Her türlü durum için değil de, günlük yaşantınızı olumsuz biçimde etkileyen sorunlarla ilgili kural koyun. Aksi halde kurallar karmaşası içinde kalmak mümkün olabilir. Çok fazla sorun ve bu sorunlarla ilgili kurallar ortaya çıkıyorsa, önceliği olanları ya da kısa zamanda kolaylıkla halledebileceğinize inandıklarınızla başlayabilirsiniz. "Birden fazla cephede savaşmak" başarı şansınızı azaltabilir.

Kontrolün anne-babada olması, çocuğun yaptığı her şeyin kontrol edilmesi anlamına gelmemektedir. Belli sorumlulukların yanı sıra, belli özgürlükler verilmesi, onu ilgilendiren konularda görüşlerine başvurulması, karar vermesinin sağlanması gibi onu hayata hazırlayacak becerilerin kazandırılması da anne-babanın birincil görevlerindendir.

Kuralları aile üyelerini toplayarak açıklayın. Her bir kuralın neden önemli olduğunu ve ona uyulmadığı zaman ne olacağını konuşun."Eğer çarşıda bir şeyler almam için ısrar edersen hemen eve geri döneceğiz.", "Arabada sakin durmazsan, sakinleşinceye kadar yolculuğumuza ara vereceğiz.", "Eve geç gelirsen, bu durumu izleyen bir hafta boyunca eve yarım saat erken geleceksin." vb. Böylece çocuklar davranışlarının sonuçlarının neler olacağını iyi öğrenirler. Davranışlarının sonuçlarını seçme şansı çocuğun elindedir. Sorumluluk ona yüklenmiştir. Yanlış davranırsa, hoşuna gitmeyen bir sonuca katlanmak zorunda kalır ya da uygun davranarak kendi yararına bir durum elde eder.

Aile üyeleri çocukla ilgili amaç ve beklentilerde uyuşmaya çalışmalıdır. Bu uyum sağlanamazsa çocuğun beklentilerle ilgili olarak kafası karışır, sınırlarını öğrenmekte güçlük çeker, aile üyelerini kullanma eğilimi ortaya çıkar, kendi isteklerine uygun davranan kişinin tarzını tercih eder ve sorumluluk üstlenmesi güçleşir. Tutarlı kurallar ise, çocuğun ihtiyacı olan güven, düzen ve kontrol hissini sağlar.

Kurallara ihtiyacı ve uyulması gereken kuralları tartıştığınız sınıf toplantıları düzenleyin. İlk sınıf toplantısı okulun başlangıcından hemen sonra ve mümkün olduğu kadar çabuk olmalıdır. Bu toplantı, kurallara ihtiyacı tartışmak ve problem çözme mekanizmalarını geliştirmek için bir araç olur. Diğer toplantılar krizler ortaya çıktığında yapılmalıdır.

Kuralları daima olumlu ifadelerle belirleyerek, göz hizasına gelecek şekilde sınıfın dikkat çekecek bir yerine asın. "Arkadaşlarımızla iyi geçinelim.", "Duvarları temiz tutalım." vb. "Yapılmaması gerekenler"in oluşturduğu bir liste çok uzun, sıkıcı olabileceğinden ve olumsuz ifadeler taşıyacağından, listenin "yapılması gerekenler"den oluşmasına özen gösterilmelidir.

Kuralların bozulması durumunda öğrencilerin başlarına gelecek doğal ve mantıklı sonuçları düzenleyin. Bu sonuçları, sınıf ile problem meydana gelmediği zamanlarda tartışın. Olay sonlandıktan, sükunet sağlandıktan sonra çocuk, o süreç içinde yaptığı zararın sorumluluğunu alır. Örneğin eğer duvarı boyamışsa, ya okulda bir süre daha kalarak ya da ertesi gün erken gelerek duvarı siler ya da boyar.

Kural ve sınırların nedenleri konusunda çocukları bilgilendirmekte yarar vardır. Çocuklara kuralların nedenlerini açıklamak, kuralları daha kolay benimsemelerine ve öz-denetim geliştirmelerine olanak sağlar. "Yemekten önce çikolata ve şeker yememelisin çünkü......" "Teneffüse çıkmadan önce bu notu yazmalısın çünkü..."

Ancak her şey için bir neden bildirmek zorunda da değilsiniz. Çocuklar bazen nedenleri bilmekle birlikte, işi zorlaştırmak için soru sorabilirler. Neden çocuğun anlamayacağı kadar karışık olabilir. Nedeni açıklamak çocukla aranızda uzun sürecek bir tartışmanın başlangıcı olabilir. Kontrolün sizde olduğunu belirten cümleler kullanabilirsiniz: "Ben senin büyüğünüm ve bu kararı vermek benim görevim.", "Seninle şu an tartışamayacağım bir sürü nedeni var."

Açıklama verme arzusunda iseniz, kurallarınız çiğnenmeden ya da önerdiğiniz öğretici sonuçlar yerine getirildikten sonra açıklamanızı yaparsanız daha iyi olur. Bunu yanlış davranış sırasında yaparsanız, sınırların test edilmesine davetiye çıkarmış ve sınırlarınızın pazarlığa açık olduğu ve değiştirilebileceği mesajını vermiş olursunuz.

Çocuğunuzun sizi tartışma ortamı içerisine çekmesine izin vermemek için "bozuk plak" tekniğini kullanın. Böylece kontrolünüzü elinizde tutmuş ve tartışmaları engellemiş olursunuz. İstediğinizi yapmayı reddeder ya da hayır dediğiniz bir şeyi yapmak isterse, çok açık bir şekilde ondan ne istediğinizi söyleyin. Çocukla ilgili değil de, durumla ilgili bir ifade kullanın. Durumla ilgili bir ifade kullanmak, çocuğa kendi davranışının sorumluluğunu almasına olanak tanır. Durumu anlayıp, üzerinde düşünme ve ona göre davranma şansı verir. Tartışmaya başlarsa kısaca sözlerinizi tekrarlayın: "Oynamak istemeni anlıyorum ama şimdi yatman gerekiyor." Tartışsa, şikayet etse de, sakin bir şekilde cevap vererek beklentinizi tekrarlayın. Kararlılığınızı sürdürdüğünüz zaman, çocuğunuzun istediğinizi yapma olasılığı yüksektir çünkü sizin ciddi olduğunuzu fark edecektir. Bozuk plak tekrarlarını en fazla üç kere kullanın. Ama istediğinizi hala yapmamışsa sözlerinizi davranışlarınızla desteklemeye hazır olun."Oyun bitti, artık yatma zamanı." deyip fiziksel bir yardımla çocuğunuzun yapmasını istediğiniz hareketi yapmasını sağlayın. Böylece defalarca aynı şeyi tekrarlayan ve sözü dinlenilmeyen anne-baba konumuna düşmemiş olursunuz. Çocuğunuz başlangıçta, her türlü olayda sizin kararlılığınızı sürdürüp sürdürmediğinizi deneyecektir. Bunun için her defasında söylediğiniz sözün arkasında olarak, takibi bırakmamanız gerekecektir.

Çocuğunuza bütün özellikleri ile değer verdiğinizi, sevdiğinizi hissettirin. Yapmamız gereken çocuğumuza kendisinin "yanlış" bir kişi olduğu izlenimi vermeden, istenilen davranış değişikliklerini sağlayacak yöntemler bulmaktır. Biz sadece belli davranışlarını onaylar ya da onaylamayız ama çocuğumuz bu durumun ona olan sevgimizi değiştirmeyeceğini bilmelidir. Biz çocuğumuzu seversek o da kendini kabullenmeyi ve sevmeyi öğrenir, yeteneklerine güvenir, benliğine değer verir. Çocukla anne-baba arasında kurulan sevgi bağı, çocuğun karşılaştığı problemlerle başedebilme gücünü ve güven duygusunu arttırır. Anne-babasının sevgisinin koşullu olduğunu düşünen çocuklar ise, kendilerini daha güvensiz hisseder ve dışarıdan gelecek bir onaya daha çok ihtiyaç duyarlar.

Çocuğunuzu değil, davranışını eleştirin. Kızdığınız şeyin çocuğunuz değil, davranışı olduğunu unutmayın. Kişiliğine saygı gösterin. "Kötü bir çocuksun, kardeşine vuruyorsun." yerine "Kardeşine vurman uygun bir davranış değil." demeyi tercih edin.

Sınıfta da "tembel, yaramaz, çılgın" gibi kişiliklerine yönelik nitelendirmelerden ve sınıf arkadaşlarının önünde eleştirmekten kaçının. Bu tutum , diğer öğrencilerin arkadaşlarının yanlış davranışları üzerine odaklanmalarına fırsat verir.

"Sözler kurşun gibidir, insan ruhunun derinliklerine işler."

Suçluluk duygusuna kapılmadan hata yapabilme olanağını kendisine tanıyın. Yanılgıya düşmenin değil, yanılgıdan kurtulmanın ve yanlışı düzeltmenin önemli olduğu fikrini benimseyip, benimsetiniz. "Bunu çözebileceğine ve ne hata yaparsan yap, gereken dersi alacağına güvenim var." Sırası geldiğinde kendi yanlışlarınızı göstermekten kaçınmayınız. Böylelikle mükemmel olmaya uğraşması gerekmediğini anlasın.

"Bir çok hata yap ki onlardan kendine pay çıkart."

Çocuğunuzun uygun davranışları için yüreklendirici mesajlar kullanın. Çocuğun bir davranışı dikkat çekerek övülüyor ve yüreklendiriliyorsa, o davranış güçlenir yani tekrarlanır. Mesajların etkin olabilmesi için, çocuğun davranışının hemen arkasından gelmesine özen gösterin. "Ne kadar iyi bir kızsın" gibi belirsiz ifadeler yerine çabasına, davranışlarına ilişkin ifadeler kullanın. Mesajlarımız, daha iyi seçimler, kabul edilebilir davranışlar, işbirliği, bağımsızlık ve gelişme üzerinde yoğunlaştığında daha güçlü etki bırakırlar: "Odanı ne kadar güzel düzenlemişsin.", "Yardımların çok işe yarıyor." (işbirliğini yüreklendirme); "Arkadaşınla oyuncağını paylaşman çok hoşuma gitti.", "Bugün alışverişte tutturmadığın için ne kadar keyifliyim, teşekkürler.", "Baban geldiğinde ona, bugün kardeşinle çok güzel oynadığını söylemek istiyorum.", "Sırasında gayet sakin bir biçimde oturan ve ödevine konsantre olan Ali'nin çalışması çok hoşuma gitti." (kabul edilebilir davranışları yüreklendirme); "İstediğin notu alamamış olabilirsin ama çok gayretliydin ve bu benim için çok daha önemli." (gelişmeyi yüreklendirme); "Bunu tek başına yapabileceğini biliyordum.", "Tekrar dene, başaracağından eminim." (bağımsızlığı yüreklendirme), "Bir dahaki sefere kullanmak için iki uygun seçeneğin var. Başa çıkacağına inanıyorum." (daha iyi seçimi yüreklendirme) gibi açık ve net ifadeler kullanın.

Yüreklendirici mesajlar, çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerini, problem çözme becerilerine güvenmelerini, değişiklik ve yeniliklere karşı daha istekli olmalarını, ait olma, yeterli ve değerli olma duygularını yaşamalarını sağlar. Direnci engeller ve onları işbirliği yapma konusunda motive eder.

Yüreklendirici mesajları kullanırken, gülümseme, sarılma, okşama, öpme, övme, el çırpma, göz kontağı kurma, ilgilenme gibi istenilen bir davranışı güçlendirmede çok etkili olan sosyal ödülleri de kullanmaya özen gösterin. Maddi ödülün ölçülü kullanılmaması ise, çocuğun yaptığı işten çok ödüle odaklanmasına neden olmaktadır. Zaman içerisinde maddi ödüller eski çekiciliğini ve etkisini kaybetmeye başlarlar. Bu yüzden davranışların pekiştirilmesi için, sosyal ödüllerin kullanımına ağırlık vermekte yarar vardır.

"Bana karşı saygılı olmanı beklemiyorum zaten.", "Hep sorun yaratıyorsun.", "Hele bir daha dene de ne olacağını gör.", "Bir kez olsun beni dinlesen.", "Yapabileceğin en iyi şey bu mu?", " Doğru seçim yapabildiğini bir görebilsem." gibi ifadeler ise, olumsuz geribildirimler taşıyan ve çocukların cesaretlerini azaltan mesajlardır. Cesaret kırıcı mesajlar, yüreklendirici mesajların aksine çocuğun doğru seçim yapma ve kabul edilebilir bir davranış gösterme konusundaki yeteneklerine duyulan güven azlığını iletir. Yanlış davranışları kişileştirir, utanç ya da suçluluk duygularına neden olur. İşbirliğini engeller, direnme ve öç alma duygularını harekete geçirir.

Duygu ve düşüncelerinizi açıklarken ben diliyle konuşun. "Sen ne biçim çocuksun." yerine, "Ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum.", "Arkadaşlarına vurmakla beni çok üzüyorsun." yerine "Arkadaşlarına vurduğun için üzülüyorum" deyin. Ben dili duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine onu suçlamadan, yargılamadan iletmeye yarar. Çocuğun savunucu duruma geçmeden olaydaki sorumluluğunu düşünmesine olanak tanır.

İstek ve kurallarınızı açık ve net yönergelerle vermeye çalışın. Kararlı ve doğrudan ifadeler kullanın: "Artık yatma zamanın geldi.", "Başkasının eşyalarını kullanmadan önce izin almalısın.", "Arabada kemer bağlayacağız." Belirsiz ifadeler kullanmayın. "Bu oyuncakları hallet" yerine "Oyuncaklarını sepete koymanı istiyorum." "Vaktinde evde olmaya çalış" yerine "Saat 19:00 da yemek için evde ol." deyin. Söylenmek, sürekli ders vermek çocukların "ebeveyn sağırlığı" denen bir tepki geliştirmelerine neden olur. Boşa sarfedilen sözcükler yerine, kısa ve öz ifadeler kullanmaya çalışın.

"Az çoğu ifade eder. Daha az konuşsaydık onlara daha fazla yardımcı olurduk ve bu şekilde onların fikir ve düşüncelerine değer verdiğimizi hissederlerdi."

Sınırlandırılmış seçenekler sunun. Seçenek sunmak, çocukların söz dinlemeleri ve işbirliği yapmaları için etkili yöntemlerden biridir. Çocuk, seçme şansı kendisine verildiği için, kontrolün kendisinde olduğunu düşünür ve seçtiği şeyi yapmaktan da hoşlanır. Çocuğun öz-disiplin kazanmasını ve doğru kararlar alma yeteneğini geliştirmesini sağlar. Seçeneklerin sayısını çocuğun yaşına göre belirlemekte fayda vardır. Okul öncesi dönemdeki çocuğa iki, ilkokul dönemindeki çocuğa üç-dört, ergenlik dönemindeki çocuğa bir dizi seçenek sunulabilir. Sunduğunuz seçeneklerin sizin onayladığınız seçenekler olmasına dikkat edin."Ispanak mı yersin, kabak mı?", "Kazak mı giyersin, mont mu?", "Hangisini önce yapmak istersin, odanı toplamayı mı, ayakkabılarını boyama mı?, "Bakkala şimdi mi gidersin ya da maçtan dönüşte mi?" vb. Eğer çocuğunuz sunduğunuz seçeneklerden birini seçme konusunda isteksizse, "Seçimi kendin yapacak mısın, yoksa senin yerine ben seçeyim mi?" diye sorabilirsiniz. Seçim yapmamakta direnirse, "Benim seçim yapmamı istiyorsun." deyip seçiminizi yapın. Bazen çocuk kendi seçeneğini de sunabilir. "Süt mü istiyorsun, meyve suyu mu?" dersiniz, çocuğunuz size kola istediğini söyleyebilir. O zaman, sakin bir biçimde "Seçenekler arasında o yoktu" diyerek, ilk sorunuzu tekrarlayabilirsiniz. "Ağlamak istediğini görüyorum. Tamam, ağlama tercihi de senin." Ancak her türlü yöntemde olduğu gibi, çocuğunuzun yaşını, kişiliğini, özel durumunu dikkate alıp, seçenekleri doğru zaman, doğru yerde ve doğru biçimde sunmaya özen gösterilmelidir.

Çocuğunuz için iyi bir dinleyici olmaya çalışın. Size iletmek istediğine dikkat edin. Onun yerine kendinizi koyarak düşünce ve duygularını anlamaya çalışın. "Ben onun yerinde olsaydım ne düşünürdüm, ne hissederdim?" diyerek empati yapmaya çalışın. Öğütlerden, yönlendirmelerden, gereksiz sorulardan, duruma ilişkin teşhiste bulunmaktan, teselli etmekten ya da konuyu değiştirmekten kaçının. Uygun sorular ve dinleme tepkileri ile onu yürekten dinleyin. Örneğin, bir çocuk eve geliyor ve öğretmeninin kendisine kızdığını söylüyor. "Ben öğretmenine saygılı davran demiştim.", "Müdürle konuşayım.", "Kim bilir ne yaptın?", "Yine sınıfın düzenini bozmuşsundur.", "Neden kızdı?" (Ne yaptın da kızdı, anlamına gelir.), "Boş ver canım öğretmen hem kızar, hem sever." ,"Olur böyle şeyler." gibi uygun olmayan dinleme tepkileri, çocuğun anlaşılmamışlık duyguları yaşamasına, suçlanmasına, iletişimin kesilmesine, uzun vadede az konuşulan bir ev ortamına yol açar. Çocuğun problemi kendi açısından anlatmasına izin verin. Duyguları açığa çıkarıldıktan sonra ("Üzüldün, arkadaşlarının gülmesi sana daha çok dokundu." vs.) olayın nasıl ortaya çıktığı ("Bunun olmasına neyin neden olduğunu düşünüyorsun? Senin payın ne olmuş olabilir?") ve olası çözüm önerileri konuşulabilir.

Çocuğunuzun duygularını anladığınızı ifade edin. "Kardeşin seni rahatsız ettiği için sinirlenmiş görünüyorsun.", "Amacına ulaşmak için kopya çekmeye bile razıysan, okulda başarılı olmak senin için çok önemli olmalı.", "Seni parka götürmediğim için bana kızgın olduğunu görüyorum. Bugün evde oturmak istemiyordun."vb. Çocuklar olumlu ya da olumsuz tüm duyguları hissetme haklarının olduğunu, uygun sözel ifadeler kullanarak bu duygularını dile getirmeyi öğrenirler ve kendilerini anlaşılmış hissederler.

Çocuğun problemleri üzerinde düşünmesini ve kendi çözümlerine ulaşmasını sağlamak için yardımcı sorular yöneltin. Bazen çocuklar problem çözme ve doğru davranma konusunda daha etkili bazı seçeneklerin olduğunun farkında bile değildirler. "Sence kardeşin bu konuda ne hissedecek?", "Bu problemi nasıl çözmeyi düşünüyorsun?", "Bu durumda ne hissediyorsun?", "Kopya çekmenin uzun vadede sana ne gibi yararları ya da zararları olabilir?" gibi sakin ve saygılı biçimde sorulan sorular, çocuğun problem duruma ilişkin cevaplar geliştirmesine ve öz-denetime olanak sağlar. Hangi çözümü seçeceğine ve izleyeceğine karar vermesinde destek olun. "Arkadaşın defterini vermediğinde -ona vurmak yerine-bir dahaki sefere ne yapabilirsin?" "Evet, ona bir kez daha kibarca sorabilirsin, eğer bu işe yaramazsa öğretmeninden yardım isteyebilirsin." Böylece çocuk önemsendiğini ve desteklendiğini hisseder ve üretilen çözümlerin uygulanması kolaylaşır.

Küçük çocuklar için olumsuz davranışın yerine yapabileceği alternatif davranışlar gösterin. Problem çözme becerilerinde sizinle sözel iletişime girmekte zorluk çekecek kadar küçük iseler, "Yapma" demek yerine neyi yapması gerektiğini söyleyin. Örneğin alışverişte her şeyi sepetinize koymaya çalışıyorsa, almaya karar verdiklerinizi ona gösterip, onları sepete koymasını sağlayın; duvarları çiziyorsa eline kalem-kağıt verin.

Çocukların bir aktiviteyi bitirmesine yardımcı olmak için, zihinsel olarak bu değişikliğe hazırlanmalarını sağlayacak zaman tanıyın. Oyunu bırakmak, parktan ayrılmak, gezmeden sonra eve girmek, bir partiden ayrılmak, çocuklara her zaman zor gelir. "Beş dakika sonra gidiyoruz ." Bir hatırlatma daha yapılır. "Bir dakika sonra gidiyoruz." Bu arada "Son kez salıncağa mı binersin, kaydıraktan mı kayarsın?" gibi bir seçenek de sunulabilir. "Evet, artık gitme zamanı" dediğiniz anda da gitmelisiniz.

"Eğlenceden önce iş" prensibini uygulayın. Çocuğa zor gelen işlerin (oyuncak toplama, yatak düzeltme, ödev yapma, yatak öncesi hazırlık vb.) daha eğlenceli etkinliklerden (televizyon, bilgisayar, oyun, kitap okuma vb.) önce yapılmasını sağlayacak biçimde düzenlemeler yapın. Çocuklar sonunda hoşlandıkları bir etkinlik varsa, motive olurlar, zor gelen işe daha kolay başlar ve tamamlarlar. Bu yöntemle çocuklar sorumluluk kazanırlar, çünkü sorumluluk üstlenmeleri için uygulayabileceğimiz sonuç hazırdır.

Notlar, şekiller çocuğunuzun işbirliğini sağlamak için iyi yöntemlerdir. Çocuğunuzun görebileceği bir yere asılan bir not ya da resim ona görevlerini hatırlatabilir. Örneğin, bir diş fırçası resmi ya da bir uyarı notu "Yatağını toplamayı unutma."gibi.

Çocuğunuz olumsuz bir davranış gösteriyorsa, bu davranışın altında yatan nedenleri anlamaya ve önlem almaya çalışın. Gece anne-babasının yanına gelen bir çocuğun, yalnız kalmaktan korkmanın dışında, onlara yakın olma gibi bir isteği söz konusu olabilir. Bir takım davranış yöntemleri uygulamadan önce gerekli düzenlemelerin yapılmasında yarar vardır. Örneğin, odasına hafif bir ışık koyun, yanına çok sevdiği bir oyuncağını verin, öykü anlatarak, müzik dinleterek, yanında olarak uykuya geçişini kolaylaştırın. Seslendiğinde yanında olacağınızı belirtin. Aynı yatakta uyumanın sizler için zorluğundan bahsedin. Gündüzleri çocuğunuzla daha yakın olmaya çalışın vb. Böylece hem sorunu daha etkili bir biçimde çözmek için önemli adımlar atmış, hem de çocuğunuzun anlaşıldığını, önemsendiğini hissetmesini ve sorumluluk almasını sağlamış olursunuz.

Kontrolünüzü yitirmemeye çalışın. Saldırgan tavırların (itelemek, sarsmak, dövmek) ve sözlerin (alaya almak, aşağılamak ve etiketlendirmek) çocuğun davranışlarını düzeltme gücü yoktur. Sağlıklı anne-baba ve çocuk ilişkisine de engel olacaktır. Çocuk kendi davranışları üzerinde düşüneceğine, uygunsuz söz ve davranışlarınız için sizi suçlama eğiliminde olacaktır ve öz-denetim kazanamayacaktır.

Sakin kalabilmek için bazı yöntemler kullanın: "Sakinleşmek için zamana ihtiyacım var." dedikten sonra o ortamdan uzaklaşın. Yaptığınız işi bırakıp içinizden ona kadar sayın. Ne söyleyeceğinizi planlayın. Derin bir nefes alarak sakin bir şekilde beklentilerinizi belirtin. Sesinizi alçaltın veya yavaş yavaş konuşun. Çocuğunuz sesini yükselttikçe siz sesinizi alçaltın ve sakin konuşun. Öfkelendiğinizde sesinizin yüksek perdeden çıkması, duygularınızın artmasına, kontrolünüzü yitirmenize neden olur. Oysa normal bir ses tonu, kontrolün sizde olduğunu, kararlılığınızı ve beklentilerinizi uygun bir şekilde çocuğunuza iletecektir.

Tahammülünüzün olmadığı bir gününüzde iseniz ya da kendinize kısa bir zaman dilimi ayırmak istiyorsanız, önceden tedbir alıp çocuğunuza durumu açıklayın. "Bugün çok yorgunum, gürültü etmeden oynamanı istiyorum." "Bugün önemli birkaç haber var, onları izlemem için beni yalnız bırakın, daha sonra yanınıza gelip sizinle oynayacağım." Böylece isteklerinizi net bir şekilde ortaya koyduktan sonra sorumluluğu onlara bırakmış olursunuz ve problem çıkma olasılığını azaltırsınız.

Kendinize düşünmek için zaman tanıyın. "Bu konuyu biraz düşünmeliyim." Bu ön hazırlık, hazırlıksız yakalanmanızı, duygularınızın etkisinde kalıp yanlış davranmanızı engeller ve daha sağlıklı çözümler üretebilmenize fırsat verir. Böylelikle siz uygun bir karar için zaman kazanırken, çocuğunuz da isteklerine verdiğiniz önemi ve ona olan saygınızı fark eder ve kendi davranışları üzerinde düşünme olanağı bulur.

Kuralların bozulması durumunda uygulayacağınız sonucun ("Ceza" sözcüğünü kullanmayın.) uygun ve doğru yerde kullanılmasına dikkat edin. Sonucun çok ciddi ya da çok uzun sürmesinden kaçının. Örneğin, sizden izin almadan sokağa çıkmışsa bir-iki gün sokağa çıkmaması sağlanabilir. Ama bir ay sokağa çıkmasına ya da bisiklete binmesine engel olmak, uygun bir öğretici sonuç olmayacaktır. Kısa süren sonuçlar, genellikle uzun süren sonuçlardan daha etkili olmaktadır. Böylece, çocuklara işbirliği yapabildiklerini ve doğru davranabildiklerini göstermek için daha fazla zaman kalacaktır.

Yapamayacağınız boş tehditlerden kaçınmaya çalışın ya da uygulamayacağınız bir durumu korku ve baskı aracı olarak kullanmayın. "Seni bir daha sokağa çıkarmayacağım.", "Böyle yaparsan bütün yaz bisiklete binemezsin.", "Seni tatile götürmem." vb.

Mizahı kullanın. Mizah evdeki gerginliği azaltır, aile üyelerinin keyiflenmesine yol açar. Olayların komik yanlarını bulup çıkarmak, hayatın keyifli yanlarını görmek, aile üyelerini birbirine bağlar ve kabulü kolaylaştırır. Çocuklar kendilerine şaka ile söylenenleri daha rahat kabullenirler. Ancak esprinin alaya almaya, dalga geçmeye ve utandırmaya dönüşmemesine dikkat etmek gerekir.

Mümkünse "Hayır " kelimesi yerine "Evet" kelimesini kullanın. "Evet, yemekten sonra çikolata yiyebilirsin ama şimdi olmaz." Bu tavır, isteğine saygı gösterdiğinizi ve onu yerine getirmek istediğinizi ifade eder.

Durumla ilgili açıklamalarda bulunun. "Benim öncelikle yemeğimizi yapmam gerekiyor, beni anlayacağını biliyorum." İsteğine "Hayır" demeksizin "Bunu anlayacağını biliyorum." ifadesi ile çocuğun kendi kendine sonuç çıkarması sağlanır. Onun anlayış yeteneğine duyulan saygı ve güven dile getirilmiş olur.

"Çocuğunuzun yanlış davranışını ne kadar çabuk durdurabildiğiniz değil, onun ne kadar çabuk düşünmesini sağlayabildiğiniz önemlidir."

Mümkünse sonuçları onun da görmesini ve anlamasını sağlayın. Bir şeyin niye yapılamayacağını somut örneklerle açıklayın. "Dışarısının ne kadar soğuk olduğunu hissedebiliyor musun?" "Bak kutumuz bomboş, hiç çikolata kalmamış." "Topunu karanlıkta sana attığımda neler olduğuna bak. Onu görebilmenin ne kadar zor olduğunu anlayabiliyor musun?"

Çocuğunuza iyi örnek olun. Çocuklar anne-babalarını gözler ve davranışlarını tekrarlarlar. Uyguladığımız yöntemi öğrenirler. Örneğin biz sürekli küfürlü konuşuyor, öfkemizi karşımızdakine hakaret ederek ya da fiziksel saldırıya geçerek ortaya koyuyorsak, çocuklarımız da problem durumlarında tıpkı bizim kullandığımız başa çıkma yöntemlerini kullanacaklardır çünkü "Vurmak, küfretmek, aşağılamak........problemleri çözmenin bir yoludur." mesajını alacaklardır. Tabii ki çocuklar sadece anne-babalarını değil, öğretmenlerini, televizyon ve filmlerdeki kahramanları, arkadaşlarını da kendilerine model alırlar. Ancak yapısal bazı özelliklerinden dolayı, davranış sorunları göstermeye daha eğilimli olabilirler, uygunsuz davranışları model alma olasılıkları daha fazla olabilir. Çocuklarımıza iyi model olarak, izlediklerini denetleyerek, arkadaş seçimine yardımcı olarak uygun başa çıkma yöntemleri geliştirmelerine, davranışlarından sorumlu olmalarına olanak sağlayalım.
İmge Ruh Sağlığı ve Danışma Merkezi
312-466 5254-56

--------------------------------------------------
KAYNAKLAR:

-Bradfield, R.H. (1997). Behavior Modification of Learning Disabilities. Academic Therapy Publications.
-Brenner, M.L., (Çev.R. Demir) (2001). Çocuğa Hayır Demek Çözüm Değil. Hayat Yayınları.
-Canter, L. (Çev. H. Gürel) (1998). Çocuğumuzun Doğru Davranışlar Geliştirebilmesi için Ne Yapmalıyız? HYB Yayıncılık.
-Canter, L. (Çev. H. Gürel) (1998). Kardeş Kavgaları ile Başedebilme. HYB Yayıncılık.
-Canter, L. (Çev. S. Katlan) (1998). Çocuğunuz Artık Sorun Çıkarmadan Uyuyacak. HYB Yayıncılık.
-Canter, L. (Çev. S. Katlan) (1998). Evle İlgili Sorumlulukları Yerine Getirme. HYB Yayıncılık.
-Canter, L. (Çev. S. Katlan) (1998). Sabah Koşuşturmasını Nasıl Azaltabilirsiniz? HYB Yayıncılık.
-Clark, L. (1985). SOS! Help for Parent. Parents Press.
-Clark, L. (Çev. G. Yazgan) (2000). SOS! Duygulara Yardım. Evrim Yayınevi.
-Dornbush, M., Pruitt, S. (1996). Teaching the Tiger. Hope Press.
-Flick. G. (1998). ADD/ADHD. Behavior-Change Resource Kit. The Center of Applied Research in Education.
-Gordon, T. (Çev. E. Aksay) (1997). E.A.E. Etkili Anababa Eğitimi. Aile iletişim Dili. Sistem Yayıncılık.
-Lerner, J.W. (1976). Theories, Diagnosis, Teaching Strategies. Children with Learning Disabilities. Houghton Mifflin Company.
-Lindenfield, G. (Çev. G. Tümer) (1997). Kendine Güvenen Çocuk Yetiştirme. HYB Yayıncılık.
-Mackenzie, R.J. (Çev. H. Gürel) (2000). Çocuğunuza Sınır Koyma. HYB Yayıncılık.
-Navaro, L. (1987). Beni Duyuyor musun? YA-PA.
-Nelsen, J., Lott, L. Gleen, S. ( Çev.M. Ersin) (2001). A'dan Z'ye Pozitif Disiplin. Hayat Yayınları.
-Pantley, E. ( Çev. H. Gürel) (1997). Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme. HYB Yayıncılık.
-Steede, K. ( Çev. R. Demir) (2001). Anne Babaların En Çok Yaptıkları On Hata. Hayat Yayınları.

2006-09-24
Bu yazı 4163 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin