Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuklar Sağlıklı Beslensin

Çocuk beslenmesi ile ilgili çok güzel bir yazı...
Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, sağlıklı bir yaşamın da anahtarını sunuyor. Bu alışkanlıklar ise yaşamın ilk yıllarında kazanılıyor. Yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuğun büyüme ve gelişimi istenilen düzeyde gerçekleşmiyor, bağışıklık sistemi etkileniyor ya da obezite gibi problemlerle karşılaşılıyor...

Yemek yeme insanoğlunun doğumdan ölüme kadar olan süredeki en temel ihtiyacı. Yemek sadece fiziksel devamlılığımızı sürdürebilmek için değil, sosyal ilişkilerimiz için de vazgeçilmez bir gereksinim.

Yemek zamanlarımız, çocuklarımız ve diğer aile bireyleri ile geçirebileceğimiz önemli anları oluşturuyor. Yaşamın devamı için yemek yeme zorunluluğumuzun dışında yediğimiz besinlerden yarar sağlamak da önemli. Bu noktada her yaş grubu için sözkonusu olan sağlıklı beslenme kriterleri devreye giriyor. Sağlıklı ve dengeli beslenme özellikle çocukların sağlıklı büyümesi için ayrı bir özen gerektiriyor. Çünkü uzmanlar beslenme ve sağlık durumu arasında karşılıklı bir etkileşim olduğunu söylüyor.

Yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuğun bağışıklık sistemi etkileniyor, hastalıklara karşı yatkınlık oluşuyor ve büyüme ve gelişme istenilen düzeyde gerçekleşmiyor.

İlk 6 ay anne sütü
Bebek doğduktan sonra ilk 6 ay, -eğer anne yeterli süte sahipse- anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılayabiliyor. Acıbadem Hastanesi Bursa Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk’e göre anne sütünün yeterli olup olmadığının en önemli göstergesi bebeğin yeterli kilo alması. Bebeğin kilo alımının bir yaşına kadar izlenmesinin sağlıklı kilo alıp almadığı konusunda anneye ve babaya fikir vereceğini belirten Dr. Öztürk şu bilgileri aktarıyor:

"Emzirmek beslenmenin doğal yolu, sizin sütünüz de bebeğinizin en ideal besinidir. İlk 48 saat içinde emzirmek sütün yeterliliği açısından önem taşır. Çünkü süt siz emzirdikçe artarak gelmeye devam eder. Anne sütünün besleyici içeriği, sütün dönemine göre, anneden anneye, günden güne ve beslenmeden beslenmeye değişir. İlk altı ay içinde, her ay 600? gr. kilo alımı anne sütünün yeterli olduğunu gösterir. Bunun dışında bebeğin günde 5-6 kez altını ıslatması, günde 1-2 kez kakasını yapması anne sütünün yeterliliği konusunda bize fikir verir. Diğer yandan anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda, aç kaldığında kan şekeri düzeyinin düşmesine bağlı olarak bebek uyuklayabilir ve ağlamayabilir. Bu sakin görünüm yanlışlıkla bebeğin doyduğu izlenimini verebilir."

Dr. Bülent Öztürk, anne sütü yeterli ise 6. aya kadar ek gıda verilmemesi gerektiğinin altını çizerek, anne sütü yeterli değilse ya da yoksa 4. aydan sonra hekim önerisi doğrultusunda ek gıdalara başlanabileceğini ifade ediyor. Dr. Öztürk şöyle konuşuyor: “Ek gıdalara başlarken, tüm ek gıdalar aynı anda kullanılmamalı, tek tek verilmeli. Önce meyve suyu azar azar artırılarak 1. gün 2 tatlı kaşığı 2 öğün, 2. gün 2 çorba kaşığı, 3. gün yarım kahve fincanı, 4. gün tam kahve fincanı miktarında çay kaşığı ile bebeğe verilmelidir. 5. gün aynı tarzda diğer ek gıdaya geçilmelidir. 6. aydan sonra püre kahvaltı, 7. ayda tavuk, balık, et verilebilir. 9. aydan sonra aile ile birlikte masadaki gıdalardan alabilir. İlk 1 yaşta inek sütü, yumurta akı, bal, şeker tuz, çay, katı yağlar, çerez, sakatat önerilmemektedir.”

Sofraya birlikte oturun...
Özellikle yemek sofrasına oturabilmeye başladığı andan itibaren çocukların sofrada ailesiyle birlikte olması öneriliyor. Yemeğin hazırlanmasından, pişirilip sofraya getirilmesine kadar her aşamasında bulunması özgüveninin de artmasını sağlıyor.

Çocuğun ailesiyle birlikte yemeği hazırlamasının, sofraya oturmasının çocuğun katılımcı bir birey olmasında etkili olduğunu belirten Dr. Öztürk bu davranış kalıbının aynı zamanda çocuğun beslenme alışkanlıkları üzerinde de olumlu etkilerinin olabileceğini söylüyor. Bu noktada ailelere çok iş düştüğünün altını çizen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam ediyor: "Sağlıklı beslenme ve sağlıklı beslenme alışkanlığı bir eğitim süreci ve erken çocukluk döneminde başlıyor ve bu dönemde elde edilen alışkanlıklar geleceğe taşınıyor. Bu nedenle, yetişkinin sağlıklı beslenme konusunda yeterli eğitimi alması ve çocuklarına aktarması gerekiyor."

Dr. Öztürk, ailerin çocuklara sundukları eğitimin göstermelik olmamasını ve mutlak kurallara kendilerinin de uyması gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: "Çocukların sebze ve meyve yemesini söylüyoruz, ama aileler onları fast food restoranlarına götürdüklerinde o çocukların sebze yemesini nasıl bekleyebiliriz ki? Ya da asitli içeceklerin zararlı olduğunu söylüyoruz ama çocuk, dolabı açtığında birkaç litre asitli içeceği karşısında görüyor. Bu gibi durumlarda çocuklardan doğru beslenme alışkanlıkları içinde olmalarını beklemek de hata olur. Bir başka önemli nokta ise etiket okuma alışkanlığımızın olmaması. Ailelerin böyle bir alışkanlığı olsa, gıdaların içinde ne gibi maddalerin olduğunu bilecekler ve bu anlamda bir kültür oluşacak."

Dikkat edilmesi gereken noktalar
Yediklerimizin içerdiği besin öğelerinin kalitesi, yetiştirilme sırasında sentetik ilaç ve hormon kullanılmış olması, pişirme ve saklama teknikleri de kaliteli ve sağlıklı beslenme için çok önemli olan kıstaslar arasında sıralanıyor.

Dr. Bülent Öztürk, bu noktada organik tarımdan yana bir beslenme şeklimizin olması gerektiği görüşünde. Ailelerin bu konuda da bilgilenmesi gerektiğini ve seçimini de bu yönde yapması gerektiğini anlatan Dr. Öztürk organik beslenmenin bazı ülkelerde bebekler için zorunlu olduğunu hatırlatıyor.

"Hiç kimse için zorla beslenme kabul edilemez ki buna çocuklar da dahildir" diyen Dr. Bülent Öztürk, çocuk yemek yemiyorsa, bu sorunun altında psikolojik ya da organik bir başka sorunun olabileceğini söylüyor. Dr. Öztürk şöyle konuşuyor: "Nedenini bulmak lazım. Eğer bunun bir sağlık sorunu olduğunu düşünüyorsak ve yetersiz beslenmenin varlığından şüpheleniyorsak mutlaka bir uzmana danışmak gerekiyor.

Çocukluktan erişkinliğe geçinceye kadar büyüme ve gelişme hızı değişkenlik gösterdiği için ihtiyacı olan besin miktarı da buna bağlı olarak değişiyor. 2-6 yaş arasında çocukların ihtiyacı olan besin miktarı da bebeklik zamanlarına göre daha yavaş oluyor. Yılda 7 cm uzuyor ve 2.5 kg kilo alıyorlar.

Gerekli olan enerji de büyüme hızı ve aktivite de yıl içinde değişebiliyor. Bu dönemde çocuklar yemekten çok, etraflarında neler olup bittiği ile ilgileniyorlar, bu onların doğal gelişimlerinin bir parçası. Yemek masasında çok fazla zaman geçirmekten hoşlanmıyorlar. Çocuğu sofrada 5 dakikadan fazla tutamazsınız. Aslında tüm bu davranışlar biraz da çocuğun kişiliği ile de ilgili. Evde bu anlamda sürekli inatlaşma olursa, beslenmenin daha da azalması görülebilir."

Eğer çocuğun büyüme ve gelişmesi yerinde, enerjisi yüksek ve mutluysa ailelerin çok tedirgin olmalarının anlamı olmadığını vurgulayan Dr. Öztürk, "Belirli periyotlarda yapılacak kontrollerde çocuğun belirlenen büyüme kriterlerine uygun olup olmadığı araştırılabilir. Ortalamada giden bir çocuk, ortalamadan düşerse ya da en üst büyüme sınırında giden bir çocuk birkaç basamak altta büyüme periyoduna devam ettiği görülürse, bazı sorunların olduğunu düşünüp sorgulamakta fayda var" diyor.

2 yaşından sonra…
Çocuklara büyükler gibi davranıp seçme hakkı tanınması gerektiğinin altın çizen Dr. Bülent Öztürk, dikkat edilmesi gereken tek noktanın besinlerin dengesini kurmak olduğunu belirterek, şöyle konuşuyor: "Bu yaş grubunda çocuklar, iki porsiyon et yiyebiler. Bunu, balık, tavuk, yumurta, yarım kap kadar mercimek, fasulye gibi baklagiller ile dönüşümlü olarak değiştirebilir. Ayrıca, 1/3 kap kuruyemiş ve tohumlar yenebilir. Süt grubunun ise 3 porsiyon alınmasında yarar var."

Fazla süt içmenin de gerekli olmadığının, hatta sağlıklı da olmadığının altını çizen Dr. Öztürk, 300? ml’den fazla süt grubu besin alınmasının gerekli olmadığını, aksi takdirde tek yönlü beslenme, kansızlık gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekiyor. Bu yaş grubunda sebze meyve de çok önemli olan gıdalar. 200 gram yeşil yapraklı sebze, 150 ml sebze suyu içilebilir. Bunun yanında asitli içeceklerin de az tüketilmesi gerekiyor.

Dr. Öztürk, sebze sevmeyen çocuklar için de basit önerilerle sorunun çözülebileceğini belirterek, "Birkaç çeşit taze sebzenin suyu sıkılabilir. Eğer çocuk hiç sebze sevmiyorsa, sevdiği başka gıdalarla karıştılarak sebze suyunu içmesi sağlanabilir" diyor Dr. Öztürk sebzelerin pişirme ve saklama koşullarına da dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatarak, "Buharda ya da az suda yüksek ısıda pişirilmesinde yarar var. Ailelerin ‘çocuk sebze yemiyor’ diye üzülmesi gerekmiyor, sevdiği herhangi bir yemeğin içine karıştırılarak yedirilebilir ya da suyundan içirilebilir" diye konuşuyor.

Meyve grubuna gelindiğinde ise 2 porsiyon meyve öneriliyor. 150 ml taze sıkılmış meyve suyu ya da 50 gram kadar kuru meyve yiyebilirler. Tahıl grubu ise 6 porsiyon öneriliyor. 1 dilim ekmek, 1 kap pirinç, 1 kap makarna hepsi bir porsiyon sayılıyor.

Okul öncesi eğitim kurumlarında beslenme
Dr. Öztürk, okul öncesi eğitim kurumlarının beslenme listelerinde kimi zaman çocuğun sağlığına katkı sağlamayacak ürünlerin de yer aldığını belirterek, “Ancak bu listeleri, aralarda kuru meyveler, kuru yemişlerle zenginleştirmek mümkün. Hazır kek ve meyve suyundan oluşan bir öğün hoş bir beslenme tarzı değil, aksine çocuklarda şişmanlık yapıyor" diye konuşuyor.

2-6 yaş grubu çocuklar bir öğünü iyi tüketiyor. Bu nedenle örneğin öğlen yemeğini iyi yemiş bir çocuk için çok üzülmeye gerek yok. İhtiyaçları olan ana maddeleri ara öğünlerde sunmak mümkün ama burada biraz akıllı olmak gerekiyor. Ara öğünlerde farklı tat ve renklerde sunulan besinler çocukların çok dikkatini çekiyor. Bunun yanında şekerli besinlerin ağırlıklı olması, isteksizlik, iştahsızlık, aşırı kiloya, tokluk hissine ve diş çürüklerine neden olabiliyor. Bu dönemde çocukların büyüme ve gelişmesini etkileyecek, vitamin mineral eksikliğinin olmaması, demir eksikliğine bağlı kansızlık ve lifli gıdaların az tüketilmesine bağlı kabızlığın gelişmemesi için çok dikkatli ve özenli öğünler hazırlanması gerekiyor.

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI...

- Çocukların alışveriş, pişirme ve masa başındaki işlere aktif olarak katılmasını sağlayın.

- Öğün saatlerinin düzenli olmasına özen gösterin.

- Besin değeri yüksek, basit öğünlerin hazırlanmasına özen gösterin.

- Çocuklara küçük porsiyonlarda yemek sunup tekrar istemesine izin verin. Bu alışkanlığın kazanılmasında ebeveynler örnek olabilir.

- Tatlılar, besleyici değeri yüksek besinler tüketilinceye kadar sofraya getirilmemeli, ancak ödül olarak da sunulmamalı.

- Çocuğun masada rahat oturduğundan emin olun. Anne ve baba olarak olabildiğince sık masaya birlikte oturmaya özen gösterin.

- Çocukların sofrada yeni tatlar denemesini ve uygun davranış gösterdiğinde onları övmeyi alışkanlık haline getirin.

- Okul öncesi eğitim döneminde, öğünlerin yağ, tuz, enerjiden zengin ve sentetik katkı maddeleri içermemesine dikkat edin.

- Şeker ve kafeinden zengin ve ayrıca iskelet sisteminin gelişimini olumsuz etkileyecek fosforik asit katkılı içeceklerin tüketilmemesine özen gösterin.

2007-07-26
Bu yazı 1889 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin