Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuklar mı Bağımlı?

Çocuklar mı yoksa anneler mi bağımlı? Kimi zaman danışanlarımızdan benim çocuğum bana çok bağımlı ne yapabilirim? diye sorular alıyoruz. Aileyi ve ilişkileri incelediğimizde ise durumun hiç de o kadar basit olmadığını görüyoruz. Günümüzün anneleri en iyi anne olma çabasındalar. Her şeye yetişmeye çalışıyorlar. İşine, evine, eşine ve çocuğuna derken sorumlulukları artıyor. Hepsi çok önemli bu sorumlulukların ama bir çocuk yetiştirmek bazen hepsinin de önüne geçebiliyor. Çocuğu ile çok ilgili olmaya çalışırken de bunu abartılı bir biçime dönüştürebiliyorlar. Anne karnında iken oluşan birliktelik kimi zaman doğumdan sonra da devam ediyor hatta ileri yaşlarda da bu ilişkiyi devam ettirmeye çalışan pek çok kişinin var olduğunu gözlemliyoruz.

Çocuk anne karnında iken, anneye kordon ile bağlıdır ve bütün ihtiyaçlarını buradan karşılar. Zorunlu bir fiziksel bağlanma ve çocuğunda yaşamını sürdürebilmesi için bu bağa ihtiyacı vardır. Doğumla birlikte bu fiziksel bağ ortadan kalkar. Acıktığında, uykusu geldiğinde, kucak istediğinde bunları ağlayarak elde edebileceğini öğrenir çocuk… Annesini ihtiyaç duyduğunda yanında bulmak güven duygusunun gelişimi açısından önemlidir. Ancak bu beraberliğin bir süre sonra da ayrımlaşması gerekir ki, bu da çocuğun özgüven kazanması için şarttır. Ama kimi zaman anne ve çocuk ilişkisinde birliktelik daha da artmakta, bağımlılığa dönüşmektedir.

Bağımlı çocuk değil, bağımlı anne vardır.

-Çocuğunu yanından ayırmayan,

-Çocuğunun bakımını kimseye bırakmayan,

-Çocuk istemeden, davranışlarından onun ne istediğini anlayıp, yerine getirmeye çalışan,

-Çocuğu her türlü ortam ya da durumdan korumaya, kollamaya çalışan,

-Çocuğun yapabileceği işleri ve sorumlulukları kendi yapan,

-Aşırı endişeli ve kaygılı olan,

-Onun kendine güvenini zedeleyecek sözler kullanan ya da davranışta bulunan annelerin çocukları bağımlı olur. Okula yeni başlayan çocuklar annesinden ayrılmak istemediği için uzun süre okula anneyle birlikte gidip geliyor. Bir iki gün ile bir hafta arası normal olan bu süreç, uzadığı takdirde çocuğun okula uyumunu da etkiliyor. Bu bağımlılık uzun yıllar hatta evlendikten sonra bile devam edebiliyor. Kimi zaman da başka bir yere ya da kişiye bağımlılık olarak ortaya çıkabiliyor.

Bu olayı okuduğum bir gerçekle açıklamak daha kolay olacak sanıyorum. Kelebekler kozalarından kendileri çıktıklarında yaşama uyumlarında sorun yaşamamaktadırlar. Oysa kelebek kozasından çıkarken o zorluğu onun elinden alıp, yardım edildiği takdirde, kelebeğin kanatlarının gelişmediği ve uçamadıkları doğanın bir gerçeğidir. Anne ya da babalar da çocuklarının her şeyine müdahale ettiğinde çocuk gelişimini tamamlayamamakta, anne ya da babasının yanından ayrılmak istememekte ve yaşama atılamamaktadır.

Bağımlı çocuk kendine güveni olmadığı için uçamaz, savaşamaz, uyum sağlamakta güçlük yaşar. ‘Bir danışanım kendi isteklerini hep ertelemiş ve yapmamıştı. Annesinden onay almak için onun istediği doğrultuda yaşamış, onun istediği okula gitmiş, onun istediği kişi ile evlenmiş, onun istediği zaman çocuk doğurmuştu. Mutlu değildi ve panik atak yaşıyordu. Sorumluluklarından kaçmaya, bu durumdan kaynaklanan strese de tahammül edemez hale gelmişti. Anne de terapiye çağrıldığında kızının hiçbir şeyi tek başına yapamamasından şikayet ediyordu. Oysa bir süre sonra annenin kızının hayatını sürekli kontrol ettiğini ve onun kendini yaşamasına fırsat vermediğini gördük. Anne tek başına yaşıyordu ve hayatının odak noktası kızıydı. Onun kendinden ayrılmasına izin vermiyordu’.

Bu ve buna benzer sorunlar yaşayan kişiler azımsanmayacak kadar çok. Anneler kendi korku ve kaygılarından dolayı çocuklarını kanatlarının altına almışlar. Deneyerek, yaşayarak öğrenmesini engellemekteler. Eşinden bulamadığı sevgi ve ilgiyi çocuğuna yöneltmekte, onu hep yanında tutabilmek içinde ona her şeyi sunmaya çalışmaktadır. Hata yapmasını engellemeye, her türlü olumsuzluktan korumaya çalıştıkları içinde çocuk tek başına kaldığında çevresiyle baş edememekte ve mücadele etmek yerine pes etmektedir. Kaygılı, mükemmeliyetçi, kontrolcü, kuralcı, titiz ve stresli annelerin çocuklarını yanlarından ayırmadıklarını, kendi korkuları yüzünden onları bağımlı hale getirdiklerini gözlemliyorum.

Çocuk büyüdüğünde, evlendiğinde, işe yaşamına adım attığında ve hatta erkekler için askere gittiğinde bağımlılığın yarattığı sorunlarla baş etmekte güçlük çekiyor. Çocuklarımızı daha özgür, daha kararlı ve yaşama karşı güçlü yetiştirmek istiyorsak, her durumuna müdahale etmekten vazgeçin. Bırakın zorluklarla ve sorunlarla baş etmesini, ayakları üzerinde durmasını öğrensin. Kendi bağımlılıklarımız ve kaygılarımız yüzünden çocuklarımız bağımlı hale gelmesin.

Uzman Psikolog Füsun Budak
 

2011-05-30
Bu yazı 2005 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin