Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuk Korkuları

Çocuklar En Çok Nelerden Korkarlar?
Korku, canlılarda doğal olarak var olan ve yaşamın devamını sağlayan bir savunma içgüdüsüdür. Korkunun nereden çıktığı ve nasıl olduğuna ilişkin ayrıntılı ve kesin bir bilgi yoktur. Bu konuda bize ışık tutan bir şey varsa, o da araştırmacıların ve filozofların geliştirdiği kuramlardır.

Bu noktada önemli olan korkunun nasıl oluştuğu değil, ne gibi bir amaç güttüğüdür. Korku bize bir tehlikeyi haber verir. Tehlike ya gerçek nitelik taşır, o zaman gerçek korkudan söz açarız, ya da korku içteki hayellerden, sembolize edilmiş yaşantılardan veya içgüdüsel tehlikelerden alır kaynağını; bu çeşit korkularda “ gerçek “ korkular olup, nevrotik kökenlidir.

Korkunun çeşidi ne olursa olsun, hiç bir insan sürekli korku içinde yaşamak istemez. Herkes korkuyla savaşıp onu alt etmeye, onun üstesinden gelmeye, bazı önlem ve çarelere başvurarak kendini korkudan kollamaya bakar.

Çocuk korkuları başlangıçta genellikle “ diffuz “ yani dağınık, belli bir nedene dayanmayan şekilde görülür. Daha sonra korkularını bir objeye iliştirerek savunur kendini. Bir çocuk bu aşamaya gelebiliyorsa, korkuyla savaşma ve korkusunu yenme bakımından daha bu kadarıyla bile dikkate değer bir ilerleme kaydetmiş demektir.

Çocuk korkularından bazıları çocuğun yaşı büyüdükçe kendiliğinden kaybolur. Ama kimi korkular vardır ki çocuk büyüsede kaybolmaz ve devam eder. Bunun en büyük nedenlerinden biri anne – baba tutumlarıdır. Örneğin: Mikrop ve hastalıklar konusunda saplantısı olan bir anne, çocuğunu büyütürken luzumsuz yere devamlı uyarıp el yıkatıyorsa, çocuğun zamanla “ mikrop fobisine “ yakalanmasına hayret edilmemelidir.

Çocuğunu büyütürken devamlı endişe halinde olan, onun bir yerini inciteceğinden korkan veya sağlığına zarar geleceği korkusuyla çocuğu devamlı olumsuz yönde uyaran bir annenin bu davranışı zamanla çocuğada geçecek ve onun davranışlarını etkileyecektir.

Çocuk ve Korku konusunu daha iyi anlayabilmemiz açısından doğal korku ile doğal olmayan korkuyu birbirinden iyi ayırd etmek gereklidir. Doğal ve olması gereken korkuda bizi fiziksel ya da duygusal anlamda gerçekten tehdit eden bir tehlike vardır. Bu tehlike karşısında canlı savunmaya geçer ve korkar. Korku öğrenilebilen bir olgudur ve yaşantılarımızla yakından ilgilidir.

Korkmak doğaldır ama korkutmak? Ne yazık ki çocuk eğitiminde en sık başvurulan yöntemlerden biridir ve ne yazık ki çocuklarımıza ne kadar çok zarar verir. Savaş yıllarında büyüyen çocuklar kuşağında en sık rastlanan korkuların başında kapalı ya da açık yerlerden korkma ( klaustrofob ) gelmektedir. Bu insanlar savaşı yaşamış ve korkutulmuşlardır.

Aileler genellikle çocuklarının korkularını giderebilecek ve hemen geçirecek sihirli reçeteler bekler. Çocuklardaki doğal ve dozunda olan korkular çoğunlukla herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan zaman içinde kendiliğinden geçer. Ailenin ve çocuğun yaşamını etkileyen aşırı korkularla başedebilmek için bir uzmandan mutlaka yardım alınmalıdır. Sevgi, sabır, anlayış ve güven korkunun en büyük ilacıdır. Küçük çocuklardaki korkuların tedavisinde oyun terapileri çok yüz güldürücü sonuçlar veriyor.

EN SIK GÖRÜLEN ÇOCUK KORKULARINDAN BAZILARI

-Anne ya da anne ve baba tarafından terkedilmek,
-Yabancılar “ Kötü insanlar “,
-Hayaletler, cinler, hırsızlar yani dışarıdan eve zorla girebilecek insanlar,
-Otoriter kişiler,
-Karanlık veya karanlık yerler ( çatı, kiler, kömürlük vb. ),
-Hayvanlar ( Köpek, kurt, at, inek, koç, teke, fare, kaz, sürüngenler, arı, sinek ),
-Açık ve kapalı yerler,
-Su veya sudan ürkme,
-Okul, sınavlar, yazılı sınavlar,
-Kan, adet görme,
-Bedensel sakatlanma, iğdiş edilme,
-Korkulu düşler,
-Tuvalet,
-Cadde, köprü, alan,
-Gök gürültüsü, şimşek,
-Bazı elektirikli aletler ( elektrik süpürgesi, fön gibi )

Kuşkusuz bu listeyi sayfalarca uzatabiliriz. Burada önemli olan çocuğumuzun nelerden korktuğu değil, korkusunu bir objeye yönlendirmesine neden olan içsel duygusudur.

Çocuğunuzu büyütürken bilmeniz gereken en önemli noktalardan biri de “ Çocuğun yaptığı davranışa bakmak yerine, o davranışı yapmasına neden olan duyguya bakmak “ olmalıdır kanımca.
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

Psikolog
Ayşe Selma GÜNER
www.pembelipanter.com

2006-10-22
Bu yazı 1465 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin