Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuk İstismarı ve Tacizleri

Birkaç gündür dikkatimi çeken olaylardan biri de tacizler çocuk tacizleri oldu. Üniversiteden mezun olduktan sonra çocuk ıslahevinde 2 yıl kadar çalıştım. Hatta öncesinde de yüksek lisansımı yaparken bir araştırmada da gönüllü olarak yer almıştım.

Adliyelerde çocuk ihmali ve istismarı konularında araştırma yapmıştık. Bu konu üzerinde gerek çalıştığım gerekse katıldığım araştırmaları da göz önünde bulundurarak sizlerle birikimlerimi paylaşmak istedim.

İnsanlığın oluşumundan beri sanırım bu tür sorunlar hiç bitmeyecek. Belki giderek artacak. Ama sadece bu döneme özgü bir şey olmadığını düşünüyorum. Daha çok dile getirildiği için sanki artmış gibi görünebilir. Aile bireyleri arasında da çok gözlenen bir durum çocuk istismarı.

Çocuk fiziksel açıdan küçük olan, bilgi ve deneyimi eksik, içinden geldiği gibi davranan ve korunması gereken bir bireydir. İstismar ise bireyin isteği dışında ona bedensel ve ruhsal olarak zarar vermek, kişiyi kendi istek ve arzuları için kullanmak, kötü davranmaktır. Çocuk istismarı da çocuğun sağlığına, yaşamına zarar veren davranışlarda bulunmak, kötü davranmak hatta kendi çıkarları için kullanmak diye tanımlanabilir. İstismar birkaç şekilde olabilir.

1.Fiziksel İstismar,

2.Duygusal İstismar,

3.Cinsel İstismar.

Fiziksel İstismar; Çocuğun bedensel yapısına zarar vermek olarak değerlendirebiliriz. Dayak atmak, vurmak, yakmak bu tür fiziksel istismar içeren durumlardır. Farklı toplum ve kültürlerde bazı şiddet içeren durumlar çocuklara uygulanan disiplin yöntemleri olarak düşünülmektedir. Hafif fiziksel istismarları tanımlamak zordur ancak şiddetli şekilde fiziksel istismar olayları medya ve adli tıpta rastlanan olaylardır.

Annesi ya da babası tarafından vücudunda morluklar, ısırıklar, çürükler ve kırıklar oluşan çocuklar azımsanmayacak kadar çoktur. Kimi zaman akrabalar, yakın çevredeki kişiler ve öğretmenlerin bu tür davranışlarına maruz kalan çocukları da unutmamak gerekiyor.

Duygusal İstismar; Anne baba ya da diğer yetişkinler tarafından çocuğa sözel olarak saldırgan davranışlarda bulunmaktır. Çocuğu aşağılamak, hakaret etmek, küfür etmek, duygusal ihtiyaçlarını karşılamamak, değer vermemek ve korkutmak duygusal istismarı içeren durumlardır. Bu tür davranışlar çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileyecektir. Okul başarısı ve kişiliğinin gelişiminde sorunlar çıkmasına sebep olacaktır.

Cinsel İstismar; Araştırmalardan edinilen bilgiye göre çocuğun en az kendinden 6 yaş büyük biri tarafından zorla ya da kandırılarak cinsel amaçlar için kullanılmasıdır. Son günlerde çok sık olarak gündemi oluşturan bu tür olaylar beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti. Aslında diğer istismar türleri de çocuk üzerinde bugün ya da gelecekte sorunlar yaratmaktadır. Ama ben burada daha çok cinsel istismar üzerinde durmak istiyorum.

Bireyin çocuğu kendi cinsel istek ve arzuları için kullanması, pornografik şeyler seyretmeye zorlaması, fuhuş malzemesi olarak kullanması, çocuğun cinsel bölgelerine elle ya da başka şekillerde dokunması, cinsel içerikli konuşmalara maruz bırakmak cinsel istismarı içeren davranışlardır.

Cinsiyet farklılığı söz konusu değildir. Kız ya da erkek çocukta bu tür davranışlara maruz kalmaktadır. Bu tür istismar çocukta korku, kaygı, takıntı, öfke, içe kapanma, güvensizlik, çevresindeki kişilere düşmanlık şeklinde duygu ve davranışlar gelişmesine sebep olur. Okul başarısı düşer, dikkati dağılır, arkadaşları ve ailesi ile ilişki kurma güçlüğü yaşar.

Kimi çocuk daha saldırgan davranışlarda bulunurken, kimi çocuklarda iç dünyasına çekilir hatta kendine zarar verebilir. Buna maruz kalan çocuk suçluluk duyguları yaşayabilir. Kendi davranışlarının o kişi üzerinde bıraktığı etkiyi sorgulayabilir.

Cinsel istismar aile içinde yaşanabilmektedir. Ensest ilişki dediğimiz bu olay babanın ya da erkek kardeşin kız çocuğuna tacizde bulunması, anne ya da babanın ikinci evliliklerindeki kişilerin kız ya da erkek çocuğa tacizde bulunması gibi olaylar yaşanabiliyor. Şöyle ki; homoseksüel olduğunu söyleyen yetişkin bir danışanım annesinin kocasının kendine pek çok kez cinsel tacizde bulunduğunu anlatmıştı.

İstismarın yaşandığı anda oluşan sorunların yanı sıra ilerleyen zamanda da bir takım ruhsal bozukluklar oluşabilir. Kendine ve çevresine zarar verici davranışlarda bulunma, ciddi kişilik bozuklukları, cinsellikle ilgili sorunlar, iletişim sorunları, depresyon, madde kötüye kullanımı gibi ruhsal sorunlar gözlenebilir.

Çocuğa bu tür istismarı uygulayan kişilerin de geçmişinde yaşanmış olumsuzluklar vardır. Aile içindeki sorunlar, şiddet, sevgisizlik, eğitimsizlik bu tür sapkınlıklara yol açmaktadır. Cinselliğin tabu olarak düşünüldüğü ve bilgilendirilmenin yapılmadığı toplumlarda bu tür olaylar daha sık yaşanmaktadır.

İstismar olaylarını tamamen yok etmemiz mümkün değil. Mutlaka hastalıklı insanlar olacaktır. Ama bunu en aza indirebiliriz. Bu konuda aileler neler yapabilir? Karşılıklı iyi bir paylaşım, çocuğa ne çok koruyucu ne de çok baskıcı davranılmaması, çocuğun ilerde yetişkin bir birey olacağını düşünüp onun anlayabileceği şekilde konuşmak, cinsel konular ve çevreden gelebilecek zararlar konusunda abartılı olmayacak şekilde uyarmak faydalı olacaktır.

Aile toplumun küçük bir kurumu ve çocuğun ilk bilgilerini aldığı bir yer olduğundan öncelikle aile içi ilişkilere gereken önem verilmelidir.

Aileden sonra çocuğun tanıştığı ikinci kurum okuldur. Öğretmen okula başlayan çocuk için çok önemli bir otoritedir. Öğretmen mesleğini severek yapar ve çocukla iyi bir iletişim kurabilirse onu pek çok konuda da uyarabilir ve bilgilendirebilir. Okul yönetimi okulun çevresinde oluşabilecek olumsuz durumlarla mücadele edebilmeli ve çocuğun maruz kalabileceği zararlardan korumaya çalışabilmelidir. Ayrıca cinsellik konusunda eğitimler, seminerler verilmelidir.

Devletimizin de bu konuda yapabilecekleri olduğunu düşünüyorum. Aileleri ve okulları bilgilendirmeli ve teşvik etmelidir. Sokakta yaşamını sürdürmek zorunda olan çocukları koruma altına almalı ve bu konuda gerekli çalışmaları yapmalıdır. Üniversiteler bu konularda araştırmalar yapmalı ve pratikte çalışan kişileri bu konularda bilgilendirmelidir.

Çocuk savunmasızdır. Kendini nerede, nasıl ve ne şekilde koruyacağını bilemez. Onlara örnek olacak kişiler yetişkinlerdir. Biz yetişkinler düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımızla çocuklarımıza örnek olabiliriz. Onları sağlıklı bir birey yapmak ya da sağlıklı bir toplum oluşturmak bizim çocuklarımıza göstereceğimiz özene ve öneme bağlıdır. Biz yetişkinlerden sonra gelecek nesil çocuklarımızındır.

Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onları korumak ve sağlıklı yetiştirmek görevimizdir. Savunmasız ve bilgisiz olan bu küçük varlıkları yaşlarına uygun şekilde uyarmak ve bilgilendirmek gerekir. Bu konuda ailelere, okuldaki eğitmenlere ve devletimize çok iş düşmektedir.

İster fiziksel, ister duygusal isterse cinsel olsun istismarın her türü birey üzerinde travmalar yaratır. Biz yetişkinler de bu tür istismarlarla karşılaştığımızda olumsuz etkileniyoruz. Küçük bir çocuğun bu durumdan etkilenmemesi mümkün değildir. Yaşadığı an etkilenmese bile gelecekte ruhunda yaralar açacaktır. Topluma uyumunu zorlaştıracak. Kendine güvenini zedeleyecektir. Psikososyal hatta zihinsel gelişimini olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum.

www.terapimiz com

2009-01-19
Bu yazı 1328 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin