Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuk Beslenmesinde Çay

Çocuk Beslenmesinde çayın yeri nedir, yeri olmalı mıdır? Özel TOBB ETÜ  Hastanesi beslenme uzmanlarından  Sayın Esra Örün bizi bu konuda aydınlatıyor.

Çay bitkilerinin, yapraklarının fabrikalarda işlenmesi ile elde edilen, bitkinin türüne, yetiştirilmesine göre kalitesinde değişiklik gösteren, tamamen doğal bir ürün olmasının yanı sıra, hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve yapay aroma içermeyen çay, kahvaltılarımızın vazgeçilmez içeceğidir. Peki her gün tükettiğimiz bu içeceğin yararları ve zararları nelerdir? Çocuklar için tüketime uygun bir içecek midir?

Çayın Besin Değeri
Çayın demlenme sırasında suya geçebilen öğelerinden yararlanılır. Bunun başında kafein gelir. İki-üç dakika 180 ml kaynar suyla demlenmiş çayda, 30 mg civarında kafein bulunur. Demlenme süresi uzadıkça bu miktar yaklaşık 60 mg'a çıkabilir. İçilen sade çayda protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besin öğeleri hemen hemen yoktur.

Çay yaprağındaki B vitaminlerinin % 80'i suya geçer. Ancak siyah çaydan sağlanan B vitaminleri günlük gereksinmenin çok azını (5 fincan çay % 2-7'sini) karşılayabilir. C vitamini fabrikalarda oksidasyon sırasında kaybolduğu için siyah çayda yok denecek kadar azdır. Yeşil çay uygun koşullarda hazırlandığında C vitamini sağlayabilir. Günde içilen 5 fincan (her fincan 180-200 ml) yeşil çay, günlük C vitamini gereksiniminin % 25- 30'unu karşılayabilmektedir.

Siyah ve yeşil çayda önemli miktarda E ve K vitamini bulunmasına karşın, suda çözünmediklerinden içilen çayda çok az olduğu düşünülür. Çay minerallerden potasyum ve flor için önemli kaynak sayılabilir. Bir fincan çay 60-70 mg potasyum ve 0.10 –0.12 mg flor sağlar. Alüminyum demleme sırasında suya çok az geçer. Bir fincan çaydaki miktarı ortalama 0.4 mg'dır. Çay manganez açısından zengindir. Bir fincan çaydaki miktarı 0.1-0.3 mg arasında değişir. Diğer minerallerin suya geçen miktarları günlük gereksinmemize fazla katkıda bulunmaz.

Toplumumuzda hemen her gün tükettiğimiz başlıca içeceklerden biri olan çayın, suya geçen kısmında, kafein ve polifenollerden tanen pigmentleri ve aromatik esanslar bulunmakla birlikte, çayın demlenme süresine göre kafein ve tanen yoğunluğu değişmektedir. Kafein vücutta, kas ve sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar. Yetişkinlerde önerilen miktarda alındığında zihin açıklığını sağlamakla beraber, aşırı dozda alındığında uyarıcı bir içecek olduğu için çarpıntılara, sinirliliğe, huzursuzluğa, uykusuzluğa ve diüretik (idrar söktürücü) özelliğinden dolayı vücuttan su kaybına neden olmaktadır.

Ancak diüretik etkisi kafeinin miktarına bağlıdır. Kafein alımı artıkça, sıvı atım miktarı da artmaktadır. Bu nedenle, gebe-emziklilik dönemindeki kişilerin ve çocukların özellikle enfeksiyon kaynaklı yüksek ateşli çocuklarda hızlı su kaybına bağlı dehidratasyon gibi durumlarda, kafein diüretik özelliğinden dolayı daha fazla su kaybına neden olacağından tüketilmemelidir. Kafein idrar ve feçes yoluyla az miktarda kalsiyum kaybına da neden olmaktadır. Bu nedenle, osteoporozlu kişilerde veya osteoporozis riski olanlarda kafein kullanımına dikkat edilmelidir.

Aşırı kafein alımının etkileri kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kafein duyarlılığı birçok faktöre bağlıdır. Bunlar; kafein alımının sıklığı ve miktarı, vücut ağırlığı, fiziksel durum ve sinirlilik düzeyidir. Ancak bazı durumlarda, özellikle, gebe ve emziklilik döneminde, yüksek kan basıncı, gastrit veya ülseri olan bireylerde ve uykusuzluk problemi olan kişilerde kafein içeren içeceklerden kesinlikle uzak durulmalıdır.

Çayda bulunan polifenollerden, tanenler ise bağırsak hareketlerini azaltarak bağırsaklardan su kaybını önler ve içerdiği potasyum sayesinde diyarede su kaybının yerine getirilmesine yardımcı olur, bu nedenle normalde sağlıklı çocuklara önerilmemekle birlikte diyare olan çocuklara bazı durumlarda açık çay verilebilir. Polifenoller güçlü antioksidant özelliğe sahip flavonoidlerdir. Bu bileşikler, serbest radikalleri etkisizleştirme yeteneğine sahip olup, okside edicilere karşın bedenin antioksidant savunma sistemine katkıda bulunarak oksidasyon hasarı sonucu oluşan kanser ve kalp-damar hastalıklarından korunmada yardımcı olur. Bu flavonoidler, yeşil çayda siyah çaya nazaran daha fazla bulunmakla birlikte, yapılan bazı çalışmalar, günde 3 bardak yeşil çay içenlerin, kansere yakalanma risklerini azalttıklarını göstermektedir.

Çayın çeşitli durumlarda vücuda olan yararlarından ve zararlarından bahsettik, ancak en önemli zararı, yemekten hemen sonra içilen çayın aldığımız yiyeceklerdeki demirin emilimini engellemesidir. Bu durum, demir yetesizliğine kadar gidebilir. Demir yetersizliğinde bebek ve çocuklarda, motor gelişim ve koordinasyon bozulur, dikkat ve algılama azalır, okul başarısı etkilenir, fiziksel aktivite azalır.

Yaşamın ilk 4-6 ayı başlayabilen demir eksikliği 9-24. aylarda belirgin duruma gelir. Bu nedenle çocuklarımıza, özellikle kahvaltılarda çay yerine, taze meyve suyu, süt, öğün aralarında veya yemeklerde ise ayran gibi vitamin ve mineral açısından zengin içecekleri sevdirmeli, besin değeri yüksek içeceklerin tüketimini alışkanlık haline getirmelerini sağlamalıyız.

ÖZEL TOBB ETÜ HASTANESİ

2007-10-09
Bu yazı 12634 kere okunmuştur.

nagihan

çok güzel

mertsenaymertsenay

Kahvaltıda veya öğünlerde içilen süt demir emilimini azaltıyor diye biliyorum. Sütü bir ara öğün olarak vermenin daha doğru olduğunu duymuştum ve o şekilde uyguluyorum. Bu konuda sizden de bilgi alabilrsek iyi olur. Öğünlerde taze meyve suyu ve sabahları ballı meyve çayını tercih ediyorum.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin