Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çocuğum Okula Gidiyor

Günümüzde çocuklar okul kavramıyla oldukça erken yaşlarda tanışmakta ve çocukların iyi bir eğitim alması ailelerin en önemli görevi haline gelmektedir. Hangi yaşta olursa olsun çocuğun okula istekle gidebilmesi, akademik olarak başarılı olabilmesi ve okul ortamında sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmesi psikolojik olarak önemlidir. Çocukların eğitim açısından yaşadıkları problemleri ve bu problemlere yönelik çözüm yollarını yaşlarına göre değerlendirmek doğrudur.

İlkokul çağındaki çocuklar açısından bakıldığında dikkatini yeterince toplayamamak, öğretmenin verdiği ev ödevlerini yapmakta zorlanmak, akademik olarak başarısızlık ve başarılı olabilmek içingerekli çabayı göstermemek ve sınıf arkadaşları ile oynarken şiddete yönelik oyunları tercih etmek en sık rastlanan problemler arasındadır. Küçük yaşlarından itibaren genellikle her istedikleri yapılan çocukların engellenmeye toleranslı olmak ve ertelemek gibi becerileri beklenen düzeyde gelişmediğinden, ilkokula başlamalarından itibaren kurallara uymak ve kendilerinden beklenen sorumlulukları yerine getirmek açısından zorlandıkları bilinmektedir.

Çocuğun sınıf içerisinde öğretmenin anlattıklarını takip edebilmesi ve tahtada ve ya defterinde gösterilenleri kopyalayabilmesi için dikkatini toplamayı öğrenmesi gerekir. Başlangıçta zor olsa da konsantrasyon becerisini geliştirmesi için öğretmeni çocuğa destek olucaktır. Çocuğun var olan dikkat problemi ve hareketliliği yaşına göre beklenenden fazla ise öğretmeni bunu fark ederek aileyi uyaracak ve bir uzmandan yardım almaları için onları yönlendirecektir.

Çocuğun sınıfta anlatılanları öğrenmesini destekleyen en önemli etkinlik ev ödevleri ile öğrenilenleri tekrar etmektir. İlkokula yeni başlayan bir çocuğun ev ödevlerini kendi başına yapmayı öğrenebilmesi için ebeveynlerinin desteğine ihtiyacı vardır. Ancak bahsedilen destek çocuğa yeni bir şeyler öğretmek değil, sadece zamanı etkin kullanarak, çocuğun okulda öğrenebildiği kadarını birlikte tekrar etmektir. Bu yaş çocuklarının dikkat süresinin en fazla 20-30 dakika olduğu da unutulmamalıdır.

Çoğu anne-baba çocuğu ile bütün ilkokul süresince ödev yapmaya devam etmekte ve hatta bazen çocuğunun gösterdiği performansı beğenmediğinden onu beceriksizlikle suçlamakta ve öfkelenmektedir. Ebeveynlerin çocukları ile öğretmen-öğrenci ilişkisi kurması aslında iyi olan anne-baba çocuk ilişkisini bozabilir. Okul ortamında belirli bir düzeyde kaçınılmaz olarak strese maruz kalmış olan çocuk eve geldiğinde de benzer bir stres durumu devam ettiğinden ruh sağlığı açısından giderek risk artar. Okula gitmek istememek, evde ödev yapmak konusunda isteksiz olmak, sınıf arkadaşları ile sözel ve ya fiziksel çatışma yaşamak ve notların giderek düşmesi gibi problemler çocuğun ruh sağlığının giderek bozulduğunun en tipik göstergeleridir. Çocuğun devam ettiği okulda öğretmenden veya sınıf arkadaşlarından kaynaklanan ve baş edilemez bir düzeyde stres yaratan problemlere karşı ebeveynlerin dikkatli olmaları ve çocuğun fark etmeyeceği bir şekilde bu problemleri okul ile iş birliği içerisinde çözmeye çalışmaları gerekmektedir. Ancak ne yazık ki genelde çocuğun yaşadığı stresin kaynağının okul değil anne babanın tutumları olduğu ortaya çıkmaktadır.

Çocuğun ruh sağlığını korumak adına; ev ödevleri açısından sadece teşvik etmek ancak zorlamamak, becerileri açısından beklentilerimizi yaşına uygun düzeyde tutabilmek, çocuğumuzu aynı yaşta başka çocuklarla karşılaştırmamak, evde huzurlu bir ortam yaratabilmek ve çocuğu sadece okul başarısı ile değil bütün davranışları açısından değerlendirebilmek önemlidir.

Orta-okul çağındaki çocuklar ergenliğe adım attıklarından fiziksel görünümleri kadar duygusal yaşantıları da önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Özellikle orta-okulun ilk yılında daha önce akademik başarısı iyi olan öğrencilerin bile bocaladığı bilinmektedir. Ergenlik döneminde yaşanan fiziksel değişimlere uyum sağlamak zor olduğundan öğrenci duygusal olarak da zorlanmaya başlayabilir.

Ergenlik döneminin ilk yıllarından itibaren lise eğitimi süresince de çocukların okul ödevleri ya da evdeki sorumluluklar açısından üşengeç olmaya başladıkları ancak akranları ile birlikte yapılan aktiviteler için her zaman daha enerjik olabildikleri gözlenmektedir. Bunun yanı sıra hemen her konuda anne-baba ile çatışmaya yatkın oldukları ve onlardan gelen uyarılara önem vermedikleri de bilinmektedir. Çocuğu ergenlik döneminde olan anne-babaların yaşanan okul problemlerine karşı bu dönemin çocukta yarattığı zorlanmaları akılda tutarak çözüm üretmeye çalışmaları gerekmektedir. Yazılılardan aldığı notları takip edip ders çalışması için sürekli uyarıda bulunmak, ileride bir meslek edinemeyeceği konusunda sık sık nasihat etmek,okul dışında arkadaşları ile sosyal aktivitelerde bulunmasına ve ya bir hobi edinmesine izin vermemek gibi tutumlar ergenin okul başarısızlığını arttıran nedenlerdir.
Ergenlik döneminde çocuğunuzun derslerde başarısızlığının yanı sıra duygusal problemlerinin de giderekarttığını gözlemliyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz...

Klinik Psikolog Nilüfer Erkin
Bayındır Hastanesi
312-287 9000

2006-08-16
Bu yazı 1396 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin