Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çekingenlik-Utangaçlık

Bebeklik dönemi anneye ya da ona bakana olan temel güven duygusunun geliştiği dönemdir. Anne ve bebek arasındaki ilişkide süreklilik, aynılık, tutarlılık söz konusudur ve bunlar çocuktaki temel güven duygusunun temelini oluşturmaktadır. Bebek etraftakilerin kendine baktığını yani değer verdiğini, öyleyse kendisinin de değerli bir varlık olduğunu anlar.

Anne çocuğa süt verir, bebek de alır, yani vermek ve almak gibi ilk toplumsal davranış örüntüsü kazanılmış olur. Giderek bebek anneye yalnızca bağımlı olmakla kalmaz anneye bağlanma duygusu oluşur. Çocuk büyüdükçe anneden bağımsızlaşmalıdır; aksi halde bireyselleşemez. Çocuğun bireyselleşmesini sağlayacak olan anne ya da ona bakan kişidir. Bazı ebeveynler çocuk büyüdüğü halde bunu görmekte zorlanır ve ona bebek gibi muameleye devam ederler.

Ev içerisinde yemeğini kendi yemesine, yalnız başına uyumasına, tuvalete yalnız gitmesine engel vardır; ebeveyn sürekli yanındadır ve buna fırsat bırakmamaktadır. Yuva yaşına geldiğinde ebeveyn çocuğu bir an bile bırakmaz, evde , parkta her yerde peşindedir. Bu şekilde özerklik kazanamayan çocuk ebeveyne ‘yapışık’ bir çocuk haline gelir. Kendi temel gereksinimlerini karşılaması için ebeveyn olanak vermez; örneğin üstünü başını anne giydirir, saçını anne tarar, dişlerini anne fırçalarsa bu çocuk kendi işlerini kendi yapar duruma gelemez. Öncelikle aile içerisinde ‘birey’ olmak çocuğa öğretilmelidir.

Anne ve baba çocuğa yaşına göre yapabileceği etkinlikler konusunda şans tanımalı ve onu cesaretlendirmelidir. Aile içerisinden destek alarak, onurlandırılarak yetişen bir çocuğun özgüveni artar ve bunu dış dünyaya da yansıtır. Aşırı korumacı aileler çocukların özgüvenlerine ket vurmaktadırlar. Aynı zamanda ebeveynler çocuğun sosyalleşmesine olanak tanımalıdırlar. Ev dışı yeni ortamlar çocuğun diğerleriyle karşılaşıp iletişim kurması için fırsat sunmaktadır.

Bu sayede çocuk ebeveynler dışında birilerine kendini ifade etmeye çalışır, onların neler yaptığını gözlemler, taklit eder. Yaşam olaylarıyla başa çıkmayı öğrenir. Artık kurallara karşı uyum sağlama, dürtülerine karşı koyma durumundadır ; aksi takdirde yaptırımlarla karşılaşacaktır.

İşte bu şekilde çocuk sosyalleşir ve dış dünyada uyumu öğrenir. Bu durumda çekingen olması ihtimali azalır. Çocuk utanma duygusunu çevreden öğrenir; yani iki buçuk yaşlarından itibaren ödipal döneme giren çocuk iyi ve kötü gibi değerleri, yasakları içselleştirerek üstbenlik geliştirir. Çocuk içinde bulunduğu toplumun rollerine göre davranmaya başlar. Bulunduğu çevre şartlarının fazlasıyla yasaklayıcı, suçlayıcı, kısıtlayıcı olması çocukta katı üst benliğe neden olabilmektedir.

Çevreye daha fazla dikkat etmeye çalışır, ‘diğerleri’nin onun için önemi daha da artar ve her davranışından kendini sorumlu tutarak kendini suçlamaya başlar; nihayetinde çevreye karşı duyarlılığı arttığından konuşmasında ve davranışlarında çekimser olabilir. Kınanma ve eleştiriye maruz kalma korkusu fazladır. Bu nedenle utangaç -çekingen bir tutum içine girebilir. Tam tersine çocuğun kendisini ifade etmesine olanak tanıyan, ona ‘birey’ olarak değer veren , sınırlamaların ve yasakların belli bir düzeyde olduğu ortamlarda çocuk kendisini daha rahat ortaya koyabilecektir.

Bu durumda ebeveynlere önemli görevler düşmektedir. Bunların dışında aile içi süreklilik gösteren çatışmalar, yeni bebek doğumu, ebeveynlerden birinin hastalığı ya da çocuğun fiziksel ya da ruhsal hastalığı gibi faktörler çocuğun içine kapanmasına ve çevre ile etkileşimden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda bir uzmanın yardımına başvurmak seçilecek en doğru yoldur.

 

2007-05-25
Bu yazı 1407 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin