Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Can Kıymeti

Uzun zamandan beri yazamıyorum, affedin. Son iki haftadır öksürmekten neredeyse nefes alamaz durumdayım. Sinüzit kronikleşti, ses tellerim berbat, telefonda bile zor konuşuyorum. Ne antibiyotik, ne de zencefilli bal işe yaramadı. O kadar halsizim ki günlük programı takip etmekte zorlanıyorum. Ve bütün bunları bu mevsimde yaşadığıma inanamıyorum.

Ben hastayım şöööyle bir yatayım da çabucak iyileşeyim deme lüksüm de yok. Hepiniz bilirsiniz, yapılması gerekenler olunca, hele o işler çocukla ilgiliyse hastalık bile vız gelip tırıs gidiyor. İşte benimde oğlumun son okul haftasının programı çok yüklüydü. Bu aralar haşarılığına zirve çekme çabasındaki Kaan zaten yerinde duramayan bir çocuk ama bu ekstra hoplama zıplama durumları “dur”, “ yapma”, “söz dinle, “lütfen” , “rica ediyorum”, “yapma dedim yaaaa” larımızı ikiye katladı. Sanırım onunda üzerinde bütün senenin yorgunluğu var.

Bizim oralarda canının kıymetini bilmeyen, her işini kendisi yapan, bir şey sorup, istemeye çekinenlere “it canı gibi ne sürükleniyorsun “derler. Gerçekten de insan durması gereken yeri bilmeli… de… demekle olmuyor. Canımızın kıymetini önce kendimiz, sonra da sevdiklerimiz için bilmek lazım.

Ben bu konuda başarılı değilim. Lohusayken bile gelen misafirlere hizmet etme çabasına girerken annemin sert bakışlarıyla “otur ve sakın kalkma” ültümatomlarına çok maruz kaldım. Etrafta koşturan bir sürü adam varken bile can kıymeti bilmeyi yapamadım. Hastalıklarıda hiç abartmam, yattığım çok nadirdir. Naz niyaz bilmem.

Geçenlerdeki bir doğumgünü kutlamasında bir arkadaşım ile sohbet ederken bebeğinin biberonu yere düşünce yıkamak için hemen bir hamle yaptım. Annesi yıkama, alışsın deyice sandalyeme geri oturup biberonu bebeğin eline verdim. Halbuki ben Kaan bebekken bırakın yere düşeni ağzına vermeyi; biberon, emzik, diş kaşıyıcı gibi eşyalarını her gün iki kere makinede dezenfekte ediyordum. Aşırı bir çabalama hali mi, mükemmeletçilik mi, yoksa salaklık mı bilemiyorum. Geriye dönüp baktığımda o zamanlardan geriye kalan hatıralarda hep yorgunluk var. Aynı dönem ellerimin üzeri temizlik malzemeleri ile çok haşır neşir olmaktan anlatamayacağım derecede harap vaziyetteydi. Bu çabalarım soncunda çocuğum herkesinkinden farklı büyümedi, hatta belki enfeksiyonlara karşı daha da hassas oldu. Ben de debelendiğimle kaldım. Pişmanım… Keşke rahat olabilseydim. Her konuda... Şimdi birazcık düzeldim gerçi ama giden seneler bir daha geri gelmeyecek.

Zaman korkutucu bir şekilde ilerliyor. Çocuklar büyüyor, ölümler, hastalıklar, düğünler oluyor, hayat hep devam ediyor. Her geçen gün ömür toplamından düşüyor olmasına rağmen biz hep bir şey daha, üzerine başka bir şey daha yapmak için mücadele veriyoruz. Belki de fazla çabalamamak lazım diye düşünüyorum son zamanlarda. Çok çabalayınca beklentiler içine giriyorsunuz, onlar olmayınca ya da geç gerçekleşince de üzüntü, stres kapıyı çalıyor.

Kaan bugün arabada beni dalgın görünce “anne neden üzgün bakıyorsun” diye sordu. "Yok oğlum, üzgün değilim hastalığım daha geçemedi ondan" diye cevap verdim. Aslında hastalık bir yandan başka stresler bir yandan gibi zor bir dönem geçiriyorum. Nasıl da hissetti! Halbuki ben çözümsüzlüklerimi dışarıya çaktırmadan içimden yaşıyorum zannediyordum. İlgisini göztermenin dışında bir de teşekkür etti bana oyun parkına götürdüğüm için. O haşarı hali gitmiş yerine şevkat dolu büyümüşte küçülmüş bir çocuk gelmişti sanki. Ben de ona benim oğlum olduğu için teşekkür ettim. Kıkırdaştık işte. İyi ki varlar...

Fiziki yorgunluk geçer ama içimizin çökmesine izin vermemek lazım. Olmak istediğimiz için yapmak gereken hayatı akışına bırakmaksa eğer, olacağına varır her şey diyebilmekse ben artık teslim olmaya karar verdim.

Kendinize iyi bakın. Dünya başınıza çökmüş gibi hissediyor olsanız bile çocuklarınızı düşünüp can yeleğine tutunmak için kocaman bir hamle yapın. Hayat herşeye rağmen çok güzel.

2008-06-26
Bu yazı 1010 kere okunmuştur.

mertsenaymertsenay

çok çok geçmiş olsun... aynı hisleri ben de yaşıyorum, çalıştığım için ne ev ne iş tam istediğim düzende yürümüyor diye üzülüyorum. Kendimi yetersiz anne/eş olarak hissediyorum. Üstüne bir de sorunlar, hastalıklar eklenince... iş sorununu da maalesef işte bırakamıyorum.. ama evet hayat devam ediyor ve her geçen gün bizi finale bir adım daha yaklaştırıyor... her saniyenin değerini bilmek gerekiyor. herkese sağlık ve mutluluklar dilerim...

sevgihansevgihan

Size çok geçmiş olsun diyorumm..umarım daha iyisinizdir ....bencede hayat herşeye ragmen çok çok güzel...sevgilerr saygılar

semosemo

umarım verdiğiniz kararları uygulayabilirsiniz, rahat olma konusunda. çocuklar gerçekten herrrrşeyi hissediyorlar. hasta olunca yatma lüksümüz olmadığı gibi, moralimiz bozulunca surat asma lüksümüz de yok:( konuşabilen "anne yoksa sen çok mu üzgünsün" diye ağlamaklı ağlamaklı sorar, konuşamayan gelip hemen sıkıca sarılır. onlara hissettirdim eyvah diye daha bi mutsuz olursun sonra. döngülerin en kısırı. rahat olmalı, durup nefes almalı, koşmadan yavaş yavaş...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin