Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Büyüdüm

Annem hep bir oğlu olsun istermiş. Bana hamile kaldığında ablamın biri 10, diğeri 8,5 yaşındaymış. 1970’lerde cinsiyet tespiti yapan makineler hak getire tabi. Hamilelik öncesi ve sırasında görülen bir takım rüyalar ve etrafın dolduruşlarıyla annem benim oğlan olacağıma kesin kanaat getirip, dokuz ay bunun hayalleri ile yaşamış. Doğum ertesi gözünü hastanenin pembe boyalı odasında açıp, beni kucağında bulmasıyla şiddetli bir şok yaşayıp bir müddet kendine gelememiş!

Canım annem şimdi üç kızı olduğuna çok memnun. İyi ki oğlum olmamış, iyi ki üç tane kız doğurmuşum diyor. Şu sıralar biraz hasta, güzel yüzü solgun. Hepimiz dört gözle bizim onu görmeye alışkın olduğumuz bakımlı hali ile salına salına gezinirken; evlatlarına, torunlarına en güzel yemeklerini yaparken görmek istiyoruz. Annem çabuk iyileş olur mu?

Annenin son çocuğu, kardeşlerin en küçüğü olmak ilelebet “küçük” kalmanız anlamına geliyor. Yaşınız 35–40 hiç fark etmez! Mesela benim üç tane annem var: Bir biyolojik annem, iki tane de abla annem. Aslında fena da değil, sarmışlar kanatlarını etrafıma ne kar bilirim, ne de kış. Enişteler de öyle; büyük eniştem “biz evlendiğimizde sen koynumuzda yatardın, küçücüktün…” diye anlatır hep. Ben ilk çocukları gibi olmuşum. Evet, öyleydi ama aradan çok zaman geçti… Ben büyüdüm. Yani bence büyüdüm!

Anneme sorarsanız büyümek için daha vaktim var. Küçükler küçüklüklerini bilsinler! Yemekler yapılıp bana yollanır, hasta olunca doktora beraber gidilir, görüşülmüş olunsa bile her akşam konuşulmazsa panik yapılır. Esoş bizler, özellikle benim için çırpınır durur.

Bunlar yetmezmiş gibi bir de sürekli varsayımlara dayalı gerilim ve aşırı duygusallık içeren senaryolar yazar kafasında. Elinde değilmiş! Hele şehirlerarası yolculuk yapıyorsak durum daha da vahimleşir. Her durduğumuz yerde arayıp “Anne şu anda Bolu’dayız, hava güneşli, araba tıkır tıkır gidiyor, bak vallahi iyiyiz” gibi aile klasiği olmuş bir rapor sistemini işletmeyi sürdürmemiz beklenir.

Geçmiş yıllarda annemin aşırıya kaçan endişe düzeyini iyileştirme çabalarım oldu. “Ya anne abartma Allah aşkına” sitemlerime karşılık her defasında “Ah kızım; analı kuzu kınalı kuzu, anne olunca daha iyi anlarsın” deyip durdu. Sevgisini hem sözle hem davranışlarıyla sürekli belli eden, öpüp koklamaya çok önem veren annem, eş dost sohbetlerinde benim ne kadar kendine münhasır (soğuk demek istiyor!) bir aile bireyi olmamdan nükteli bir havayla söz açıp, “Zümrüt öpmez, Zümrüt sarılmaz” gibi şikâyetlerde bulunurdu. Ben lisedeyken okul dönüşüme hazırlık yapar, yatağımın üzerine küçük sürprizler bırakırdı. Her defasında heyecanla tepkimi merak eder, “Ay Anne ne gerek vardııı” deyince bozulur ve zannederim boynuna balıklama atlamadığım için biraz da içlenirdi.

Anne olduktan sonra annemdeki romantizm ve panik hali bende de baş göstermeye başladı. Şu genlere inanmayan odun olsun! Şimdi annemin benim için yaptıklarının aynılarını ben de oğlum için yapıyorum. İş dönüşü onu mutlu edeceğini düşündüğüm şeyler alıp sürprizler hazırlamak ve suratındaki o gülücükleri görmek dünyaları veriyor bana. Kaan’ın tepkileri daha ölçülebilir, mutluluğunu açıkça ifade edip, boynuma atlıyor. Yani normal olanı yapıyor.

Bazı insan sevgisini avaz avaz gösteremez, içten sever ama yaklaşamaz. Bende uzun yıllar öyleydim. Değiştim, Kaan doğunca bir hoş oldum… İnsan çocuğu olunca gerçekten de ruhsal mutasyona uğruyormuş. Artık ben de yemekleri oğluma özel yapıp, gözünün ta içine bakıyor, her zaman yanı başında olmak istiyorum. Bazen o kadar çok öpüyorum ki Kaan “Anne artık öpmeee ya yeter” bile diyor. Onun için içim titriyor, bunu hissediyorum. Büyüyüp de araba kullanmaya başladığında ne olurum Allah bilir!

İnsanın çocuğuyla fiziki temas kurması, ondan da aynı reaksiyonları görmek istemesi başa gelince daha iyi anlaşılıyor. Şimdi “Seni Seviyorum” kelimesinin insanın sevgilisinden, kocasından başka kişilere de söylenmesi gerektiğini daha iyi idrak etmiş vaziyetteyim. Sevdikleriniz halen var oldukları sürece bu iki kelimeyi sık sık dile getirmeye özen gösterin. Bazen ne kadar çabalasak da sevgimiz görülemeyebilir. Belki etrafımızdaki duvarlar sevdiklerimiz için çok yüksektir.

Annem kabul edemese de büyüdüm. Onu her yönden daha iyi anlıyorum. Anneliğin anlamını bana en güzel anneliği yaparak öğrettiği için ona minnettarım. Benim en iyi arkadaşım olduğu için, sevgisiz yaşanılmayacağını, maneviyatın hep bir adım önde olması gerektiğini öğrettiği için. Bana hayatımın her aşamasında kuvvet verdiği ve beni motive ettiği için. Bizlerin her zaman yanında, arkasında olduğu, elimizi tuttuğu, sırtımızı sıvazladığı için. Ve her şey için ona ne kadar teşekkür etsem az…

Anne, seni ne kadar çok sevdiğimi daha önce söylemiş miydim? Evet, çok seviyorum.

Anneler günün kutlu olsun. …

Senin Küçüğün.

*Bu yazı Bebeğim ve Biz Mayıs/2007 sayısında yer almıştır.

2007-05-11
Bu yazı 1185 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin