Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Birlikte Doya Doya

Geçenlerde deneme dersine gittiğimiz bir kreşin müdürü "çocuğun kreşe alışma sürecini annenin kararlı olması çok etkiliyor, oturup düşünün gerçekten hazır mısınız" dedi. Sonbahar başlayınca beni bir telaş almıştı kışı nasıl geçireceğiz evde diye. Kreşe versem daha çok küçükler, vermesem hep ev hep ev ne yapacağız. Sonuçta yaz gibi saatler geçiremiyorsun parkta. Dışarıda yeterince enerji atamayınca, dön dolaş aynı oyuncaklarla oynamak da istemiyorlar.

Kızın doğası gereği kendi kendine oyun kurması ve oyalanması oğlana oranla daha fazla ama o da çoğunlukla birlikte oynayalım istiyor. Sonuçta ben oyun grubuna mı gitsek diye epey bir araştırdım. İstediğim haftada maksimum 2 gün, hoş vakit geçirecekleri, farklı çocuklarla sosyalleşecekleri birkaç saat. Ama kafama yatan bir şey bulamadım. Ya beğendim pahalı geldi, ya fiyatı uygun oldu ama ortamı içime sinmedi; nihayetinde kararsız kaldım. Ve farkettim ki, ben kuzularımdan ayrılmaya henüz hazır değilim.

Söylediğim gülünç tabi farkındayım topu topu birkaç saat diyeceksiniz. Ama önümüzdeki seneden başlayarak neredeyse 20 yıllarını okulda geçirecekler. O yüzden aceleye ne gerek var ana kucağına doysunlar diye düşündüm. Nihayetinde onlar elimi bırakıp gitmeye hazır olana kadar her anı doya doya yaşamak için işe dönmemeye karar vermemiş miydim ben. Evde de olsak mümkün olduğunca zamanı iyi kullanıp onlara yeni birşeyler öğretmeye, konuşmalarını geliştirmek için bol bol şarkı söyleyip, kitap okumaya özen gösteriyorum.

Televizyona bayılıyorlar, her türlü elektronik alete karşı inanılmaz bir ilgileri var. Bıraksan saatlerce tv izleyip, el bilgisayarında interaktif hikaye dinleyebilirler. Ama şükrediyorum ki evdeyim ve kuralları koyup uygulanmasında da taviz vermeyince çok sorun yaşamıyoruz. Televizyonu kapattığımda mutlaka itiraz ediyorlar ama olayı büyütmelerine müsade etmeden hadi şimdi hamur oynayalım, hadi kurabiye yiyelim, legolarla kule yapalım gibi önerilerde bulunuyor ve itirazları atlatıyorum. Birlikte boya yapıyoruz; renkleri anlatıyorum, bana sarı kalemi verir misin, mavi renk hangisi, kırmızı araba nerede gibi örnekler veriyorum.

Oyun kartlarıyla çok vakit geçiriyoruz; özellikle eşleştirme, tamamlama kartları ve rakamlı olanları çok seviyorlar. Şimdiki çocuklar gerçekten çok şanslı, rengarenk çeşit çeşit kartlar var. Kızım tam bir yapboz sevdalısı. 3 yaş+ için önerilen yapbozları aldığımız gün çözüyor ve yapıyor. Çocuklar için hafif plastikten yapılmış bir bowling setimiz var. Koridorda keyifle oynuyoruz. Legolarla kuleler yapıp deviriyoruz. Arabaları yarıştırıyor, bebeklerle evcilik oynuyor, onları uyutup, yıkıyor, yemek yedirip birşeyler içiriyoruz.

Gün içerisinde kitaplarla çok haşır neşir olmadılarsa uykudan önce mutlaka 3 tane kitap okuyoruz. Hangi kitabı istediklerine kendileri karar veriyor. Oğuz'un favorisi Aç Tırtıl, Asya'nın Yataktan Düşen Ayıcık ve Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum. Çocuğunuzun kitapları sevmesini önemsiyor ve ona kitap okuyorsanız bu kitapları mutlaka edinmenizi tavsiye ederim. Bunlardan önce kalın karton kitaplarla başladık biz. Çocuklar 9 aylık olduktan sonra düzenli okumaya başladım. Kızım ilk başlarda da çok ilgiliydi. Oğlum ise ben okurken dinlemiyordu bile. Ama artık o kadar seviyor ki kendi gidip kitaplıktan kitabını seçip getiriyor ve oku bana diyor. Ya da kimi zaman bakıyorum bir kitabı almış eline inceliyor. Bu ne diye soruyor ve sonrasında oku oku diyor.

Aslında kış çocuğun açık havaya, parka çıkmasına engel değil. Hava yağışlı ve çok rüzgarlı değil ise muhakkak öğlen uykusundan önce dışarı çıkıyoruz. Biraz yürüyüş yapıyor, uykudan önce oksijen depoluyor, parkta biraz enerji harcıyoruz.

Şanslıyız ki ülkemizde kışın da sık sık güneşli hava oluyor. Biliyorsunuz güneş çocuk gelişimi için vazgeçilmez bir öneme sahip. Vücuda besinler yoluyla Provitamin - D şeklinde alınıyor. Güneş ışınlarının etkisiyle deride D vitaminine dönüşüyor. Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gerekli. Kuvvetli kemik ve dişler, bu vitaminin kalsiyumu buralara yerleştirmesiyle oluşuyor.

Giyimine özen gösterdikten sonra açık havanın kapalı alışveriş merkezlerinden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Tabii bu tip yerlerde kış günü vakit geçirmek için iyi ama biz çok sık olmamakla birlikte kalabalığın az olduğu haftaiçi sabah saatlerini tercih ediyoruz. Zira kalabalıkta özellikle küçük çocukların virüs kapma ihtimali çok yüksek.

Yazıyı bitirmeden kış boyu sabahları ısrarla da olsa ihmal etmemeye çalıştığım gün aşırı taze sıkılmış meyve suyu ve siyah çay yerine nane veya ıhlamur çayını muhakkak tavsiye ederim. Ihlamurun içine zencefil ve çubuk tarçın koyuyorum. Naneyi de dal halinde yıkayıp bir bez üstünde birkaç günde kurutup yine bez bir torbada saklıyor ve aynen ıhlamur gibi çayını yapıp her ikisini de ılıkken bal ile biraz tatlandırıyorum. Özellikle ıhlamurun organizmayı güçlendirici ve hastalıklara karşı savunma mekanizmasını çalıştırıcı çok önemli bir faydası var.
Hastalıklardan uzak bir kış geçirmeniz dileğiyle
Sevgiler 

2012-01-08
Bu yazı 1435 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin