Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Biraz Bilgi İyidir


Öncelikle Sevgili Zümrüt’ten özür dileyerek başlamak istiyorum. Düzenli ve sık yazı yazacağıma söz vermiştim. Bu sözümde çok da samimiydim. Ne olursa olsun bir şekilde yazarım diye düşünmüştüm. Öğrendim ki bazen olamıyormuş. İnsan bazen hayatla başa çıkmakta zorlanıyormuş. Sözümü tutamamanın verdiği vicdan azabı da çok fenaymış. Sizleri dertlerimle sıkmak istemiyorum ama inanın güzel şeyler yazmak için ilhamın gelmesini beklersem daha çok bekleyeceğiz. Ben de bu hafta pek ilham gerektirmeyen bir yazı yazmaya karar verdim. Hatta uzun gelirse yazı dizisi de olabilir…

Sık sık söylüyorum ya benim çocuklar iki yaşını geçtikten sonra yemek konusunda pek bir seçici olmaya başladılar diye, özellikle sebze kâbusumuz oldu. Bu konuda yalnız olmadığımı hissediyorum nedense. Geçen gün kitapçıdan aceleyle bir yemek kitabı aldım. Yemeklerin sunum şekli dikkatimi çekmişti. Bütün yemekler hayvan, çiçek, surat, ev gibi şekillerle sunulmuştu. Kitabı evde okurken (bu arada ben yemek kitaplarını baştan sona roman gibi okurum) tarifler değil de uzuuuunca yazılmış bilgi kısmı çok hoşuma gitti. Aslında unuttuğumuz ilk ve ortaokulda öğretilen bilgiler ve biraz daha fazlası ama hatırlamak iyi geldi. Bilmek iyidir ve rahatlatır diyerek sizlerle paylaşmaya karar verdim. Ben rahatladım, darısı size. İşte uzunca bir özete başlıyorum:

Erişkinler yaşamının devamı için beslenirken çocuklar büyümek için beslenir. Büyüme anne karnında başlar ve 18 yaşına kadar devam eder. Yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuklar sağlıklı büyüyemezler. Sağlıklı beslenme için gerekli besin öğeleri yağ, karbonhidrat, vitamin, mineral ve eser elementlerdir. Bunlar doğal besinler içinde dağınık olarak bulunurlar. Bazı besinlerde protein fazlayken diğerinde karbonhidrat olarak enerji fazla olabilir, ancak değişik oranlarda vitamin, mineral ve eser elementler de içerirler.

Yiyeceklerimiz besleyici değerleri açısından beş grupta toplanırlar: Etler, Süt ve süt ürünleri, Sebze ve meyveler, Tahıllar ve Yağlar.

1- Etler (Etler, yumurta ve kuru baklagiller)
Et deyince dana, koyun, kümes, av ve deniz hayvanlarının yenilebilen kısımları akla gelmelidir. Buna sadece kas dokuları değil yağ ve kas olmayan dokuları da dâhildir. Hayvansal kaynaklı proteinin beslenme değeri yüksektir ve vücut tarafından daha yüksek oranda kullanılırlar. İçeriğindeki yağ doymuş yağlardan ve kolesterolden zengindir. Etler, içerdikleri vitamin ve mineraller nedeniyle de önemlidir. Altıncı aydan sonra bebeklere kıyma şeklinde verilmeye başlanmasının nedeni bebeğin artan demir ve çinko ihtiyacının karşılanmasıdır. B grubu vitaminlerden de zengindirler. Enerji yoğunlukları da yüksektir, bir gram protein dört kalori vermektedir. Kısaca etler çok zengin protein, demir ve çinko içerdiği için çocuk beslenmesinde çok önemlidir.

Kuru baklagiller, bitkilerin olgunlaşmamış tohumlarına denir. İçerdikleri protein bitkisel kaynaklıdır ve hayvansal proteine göre besin değeri daha düşüktür. Bu düşüklük bazı amino asitler yönünden zayıf olmalarından kaynaklanır. Yani vücut tarafından kullanılmaları sınırlıdır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut tarafından kullanımını artırmak için amino asit yönünden zengin tahıllarla veya hayvansal kaynaklı proteinle karıştırılarak tüketilmeleri gerekir. Ancak bu şekilde kullanıldıklarında etlerin yerine geçebilirler. Kıyma ve yumurta ile de zenginleştirilebilirler. Kuru baklagillerin bileşiminde proteinden başka karbonhidratlar bulunduğu gibi posa yönünden de iyi bir kaynaktır. İçerdikleri yağ da doymamış yağ olduğundan oldukça sağlıklı yiyeceklerdir. B grubu vitaminleri, kalsiyum ve demirden de zengindirler. Başlıcaları nohut, fasulye, bezelye, mercimek ve börülcedir.

Yumurta, besin değeri olarak anne sütünden sonra en önemli besindir. İnsanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek besindir. Protein kalitesi çok yüksektir. İnsan vücudunda yapılamayan, dışarıdan alınması gereken elzem amino asitleri yeterli ve dengeli miktarlarda içerir. Tamamına yakını vücut tarafından kullanılır ve vücut proteinine dönüştürülebilir. Yumurta sarısı D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir. Vücudumuzu zararlı maddelere karşı koruyan E vitamini yönünden zengindir. Ayrıca A ve B grubu vitaminlerini içerir. Demir ve çinko gibi önemli minerallerin de kaynağıdır. C vitamini bulunmadığı için, domates, yeşil sebzeler, turunçgiller gibi C vitamininden zengin besinlerle tüketilirse yapısındaki demirin emilimini artırmak mümkündür. Hayvansal kaynaklı protein olmasına rağmen yağ içeriği de düşüktür.

2- Süt ve süt ürünleri (yoğurt, peynir, ayran)
Dünyanın en yararlı içeceği olan anne sütü, insanların aldıkları ilk besindir. Anne sütüne en yakını eşek sütü olsa da bebek beslenmesinde kullanılmaz ve bir yaşından sonra en sıklıkla inek sütüne geçilir. Süt grubunun birincil önemi kalsiyum ve fosfor içeriğidir. Kemik sağlığı için gerekli olan kalsiyum süt grubu tüketilmeden sağlanamaz. Ayrıca protein, karbonhidrat, A ve B vitaminlerinden de zengindir. Ancak demir içeriği düşüktür. Anne sütü de tek başına ancak 6 ay bir bebeğin demir ihtiyacını karşılayabilir. Daha sonra demirden zengin besinler bebeğin diyetine eklenmelidir. Toplumda çok yaygın olan ‘laktoz entoleransı’ olanların yoğurt ve peynir tüketmesi daha uygundur. Bu gruba yoğurt, peynir, süzme yoğurt, yayık ayranı, dondurma, dondurulmuş yoğurt, puding gibi besinler de girer. İki yaşına kadar tam yağlı süt verilmelidir, daha sonra yarım yağlı süt verilebilir.

3- Sebze ve meyveler
Bitkilerin çiçek, yaprak ve gövdelerine sebze, olgunlaşmamış çekirdekleri ve çekirdeğe yakın kısımlarına meyve denir. Yani patlıcan, domates, kabak gibi sebze bildiklerimiz aslında botanik açıdan birer meyve sayılmaktadır. Sebze ve meyveler vitamin ve minerallerden çok zengin olmakla beraber karbonhidrat içerikleri düşük olduğu ve yağ içermedikleri için enerji kaynağı olarak fakirdirler. Posadan zengin oldukları için bağırsak hareketlerini artırırlar. Mevsiminde doğal olarak yetişenler tercih edilmelidir. Meyveler kurutularak da tüketilebilir. Kurutulmuş meyveler demirden zengin olmakla birlikte C vitaminini kaybeder, A vitamini de 30% azalır. Sebzeler de şok soğutma ile dondurularak saklanabilir. Anneler çocuklarının sebze ve meyve tüketimi konusunda çok hassaslardır. Ama araştırmalar annelerin kendilerinin yeterince tüketmediklerini ortaya koymaktadır. Günümüzde önerilen günde 5-9 değişim meyve sebze tüketimi olmakla beraber bu miktarın tüketilmesi oldukça zordur. Çocuk iştahsız ise, yeme güçlüğü yaşanıyor ve çocukta değişik nedenlerle gelişmiş yemek yemeyi reddetme durumu söz konusu ise hiçbir şekilde uygulanamaz. Anne bu konuda ısrarcı oldukça durum anne ve çocuk için daha da büyük stres kaynağı olur. (En sevdiğim bölüm burası: ) Sonuçta bu grup başlıca vitamin ve mineral kaynağıdır. Yemek yeme sorunu olan çocuklarda bunların dışarıdan verilmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması mümkündür. Çocuk büyüdükçe, beslenme ve sağlık bilinci geliştikçe, var olan yeme sorunu çözümlendikçe meyve ve sebze tüketimini de artırır.

4- Tahıllar (buğday, arpa, çavdar, mısır ve pirinç), unlar ve unlu ürünler
Tahıllar, genellikle buğdaygillerden elde edilen ürünler ve onların tohumlarıdır. Taneli besinlerdir. Her bir tanenin üç kısmı vardır. Dış kısmına (kabuğu) kepek denir. Selüloz, protein ve vitamin içerir. Kabuğun altında kalan kısım nişasta deposudur. Çekirdeğinde ise protein, yağ ve mineraller bulunur. Pirinç proteini en zengin tahıldır. Mısırın ise proteini en az olmakla beraber yağdan zengindir. Tahıllar çok önemli B Vitamini kaynağıdırlar. A ve C vitamini içermezler. Başlıca nişasta olmak üzere kompleks karbonhidratlardan zengin olmaları nedeniyle çok iyi enerji kaynağıdırlar. Diyetin temelini oluştururlar.

5- Yağlar, şekerler
Enerji içerikleri yüksek, besleyici değerleri düşüktür. Az miktarda kullanılmalıdırlar.

Altı bardak çay, yarım paket bisküvi ve bir kâse Antep fıstığım bittiğine göre ve saat gece yarısı üçü gösterdiğine göre yatma saatim gelmiş demektir. Daha sabah kalkılacak kahvaltıya dedemize gidilecek, çocukların saçları kestirilecek (malum bayram geliyor, papaz gibi oldular) , ablamız dişçiye götürülecek falan filan…

Eğer bu yazıdan sıkılmazsanız bir sonraki yazımda besin öğelerinin yani karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minerallerin geniş bir özetini yazabilirim. Çocuklarıma neyi neden yedirdiğimi bilmek bana iyi geliyor. Mesela bu bilgilerden sonra artık sebzeyi sevmiyorlar diye çok da üzülmüyorum. Sunmaya ve soframa koymaya devam ediyorum ama kesinlikle yemeleri için ısrar etmiyorum. Her gün meyve yedikleri için de beslenme eksiklikleri olmadığını düşünüyorum.

Umarım zamanla severler diyorum ve köftelerinin içine sebze pürelerini saklamakla yetiniyorum. Bu bilgileri okumadan önce de aynısını yapıyordum aslında ama ne yalan söyleyeyim sebzeyi doğrudan yemeyi sevmedikleri için hep üzülüyordum. Bilgi iyidir. Artık rahatım. Salatalık, havuç falan kemiriyorlar, yetiyor bana.
Bir de söylemeden geçemeyeceğim. Alternatifi yok gibi gözüken yumurtanın güvenilir bir yerden alınması çok önemli. Yakından tanıdığım 5 yaşındaki bir kız çocuğunun göğüslerinin çıkmaya başladığını ve doktorların bunu hormonlu tavuk ve yumurtalara bağladığını biliyorum. Aslında bu özen çocuklarımıza yedirdiğimiz tüm yiyecekler için geçerli. Başka bir yazı konusu olacak kadar da derin bir konu.

Az kalsın en önemli şeyi unutuyordum. Ben tabiî ki uzman değilim. Bu bilgiler de bana ait değil. Elçiye zeval olmazmış. Kaynak ‘Anne Yemekte Ne Var’ kitabından Prof. Dr. Benal Büyükgebiz.

Bu arada herkesin kurban bayramını kutlarım. Et büyümek için çok önemli, yedirelim lütfen. Muhabbetli bir bayram geçirmenizi dilerim.


Shashkin Anne


 

2012-10-23
Bu yazı 1584 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin