Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Bir Anneler Günü Yazısı

Anneler Günü ile ilgili yazı yazmaya iki hafta önce karar vermekle beraber bir türlü beceremedim. Aslında birkaç denemem oldu ama hiçbiri içime sinmedi. Eskiden evlat tarafından bakarken anlatmak daha kolaydı. Şimdi anne olunca bütün duygular birbirine karıştı ve ben işin içinden çıkamaz oldum. Önce anne olma hikayemi anlatayım dedim ama o kadar uzun ve meşakkatli ki böyle güzel bir gün için fazla acıklı geldi. Belki daha sonra paylaşırım sizlerle.

Benim annem başka, benim anneliğim bambaşka. İkisi de çok güzel ama farklı duygular uyandırıyor bende.

Annem, yüzlerce kilometre uzaklıktan bile kollarının sıcaklığını duyduğum, başımı göğsüne dayadığımı düşündüğümdeyse ana rahminin huzurunu hissettiğim eşi benzeri olmayan kadın. Nasıl anlatılır bilemedim. Anlatmaya gerek var mı ki? Herkes bilmiyor mu sanki?
Yaşanan olaylarla duyguları birbirine karıştırmamak gerek. Nice insanlar var ki annesini hiç görmemiş, ya da kötü deneyimler yaşamış. Okumuyor muyuz gazetelerin üçüncü sayfalarında kötü anne hikayelerini. Ama hiç anne sevgisi tatmamış bir insan bile bir kitapta ya da bir filmde ya da sokakta yürürken yavrusunu koklayan bir anne görse burnunun ucu sızlar, yüreğinde bir sıcaklık hisseder. Bu daha doğarken bildiğimiz bir duygudur çünkü. Daha sonra ne yaşanmış olursa olsun dokuz ay yaşadığımız o sıcacık karından bu dünyaya gelirken hepimiz biliriz o hiçbir şeyin yerini tutamayacağı, tarifi olmayan sevgiyi. Bu sevgi annenin kendisinden bile bağımsızdır bence. Bir yerlerde sıcacık durur, ihtiyaç duyulduğunda hemencecik ortaya çıkar. Şefkat olarak, yardımseverlik olarak, fedakarlık olarak, aşk olarak, cesaret olarak, güç olarak…

Madalyonun bir de öteki yüzü varmış ama. İki yıldır tattığım başka bir sevgi daha. On’dan dünyaya gelmek ve sonra O’nu dünyaya getirmek. Korunurken koruyan, sevilirken seven oluyorsunuz birdenbire. Ben ne yalan söyleyeyim hala tam adapte olamadım. Shashkınlığım bundan sanırım. İlk anneler günümde hiçbir şey anlayamadım. Çocuklarım henüz doğmuştu, birileri de arayıp anneler günümü kutladı. Teşekkür ettim herkese bir gururla, mutlulukla. Nihayetinde yıllarca bunu beklemiştim. Geçen seneki anneler gününde ise herkes beni kutlarken garip bir hisse kapıldım. Gittim bir yaşındaki çocuklarımı kutlamaya. Birileri benim anneler günümü kutluyorsa bu çocuklarım sayesindeydi. Onlar beni anne yapmışlardı. Onları bir güzel öptüm öptüm kutladım, bir de teşekkür ettim. Asıl kutlanası ben değil de onlarmış gibi geldi. İnsanlar beni kutladıkça ben gizli gizli onlara bakıp içimden teşekkür ettim durdum.

Gelelim bu seneye. Bu sene anne kavramını iyice genişletesim var. Yıllarca önce çocuk sahibi olmaya çalışırken ve olamazken anneler gününde hafif bir burukluğum olurdu. Oysa şimdi anlıyorum ki ben o zaman da anneymişim meğer. Annelik sadece biyolojik olarak çocuk doğurmakla olunmuyor. İçinizde o duygu vardır ya da yoktur. Hatta daha da ileri gideceğim bazıları biyolojik olarak çocuk doğursa da anne olamıyor maalesef. Anne şefkati ve sevgisi ile dopdolu ama çocuğu olmayan nice anneler tanıyorum. Yaralı bir kedinin başında uykusuz geceler geçirenler, hiç çocuğu olmadığı halde o sevgiyle binlerce öğrenci yetiştiren öğretmenler, cebindeki parasını ihtiyacı olanla paylaşanlar, güçsüzleri koruyanlar, kötülerle savaşanlar, çiçekleriyle konuşanlar, börtü böcek sevenler ve aklıma gelmeyen niceleri hepsi de annedirler.

Annemin, çocuklarımın, benim ve içi şefkat ve sevgi dolu herkesin anneler günü kutlu olsun.

Shashkın Anne
 

2012-05-10
Bu yazı 4333 kere okunmuştur.

uğur özışık

GuZeL

büşra

ayşenur ömereaşık

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin