Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Benim Kararım!

Burası kış, dolayısıyla nezle, grip, aksırık, tıksırık, öksürük ve ateş şu aralar evlerden hiç eksik olmuyor. Geçen gün hasta olan oğluma ocağın başında tavuk suyu çorbası yaparken, bir kadın ve bir anne olarak son 10 yıldır çocuklarım için yaptıklarımı, yaşadıklarımı düşündüm.

Dokuz ay taşıdım; birini 13 saatte (hadi onda epidural kullandım onun için nispeten rahattı) diğerini 3 saatte hiçbir ağrı kesici yardımı olmadan doğurdum.

Yıllarca bebek bezi değiştirip durdum. Her hasta olduklarında işten izin alıp evde oturdum. Hatta oğlan iki defa üst üste zatürre olunca o kadar uzun izin almak zorunda kaldım ki, neredeyse işten bile çıkartılma noktasına geldim. Okulda veya kreşte her hastalandıklarında hep aranan ben (yani anne) oldum. Hatta oğlan hastalandığı için en iyi arkadaşımın cenazesine bile doğru dürüst katılamadım, geri dönmek zorunda kaldım. Kimsenin babalarını aramak aklına gelmedi...

Yıllardır kendi başıma bir tuvalete giremedim. Muhakkak banyoya dalan birisi oldu ve ben o esnada çözülmesi gereken bir problemle karşı karşıya kaldım. Çalışan anne olduğum için yıkanacak çamaşırları sıraya koymak ve ütülemek için günler belirledim. Dışarıdan yemek yemek içime çok sinmediğinden Pazar günlerim eve yemek stoklama günüm haline geldi, hafta sonunun keyfini çıkaramaz oldum.

Zaten yemeklerimiz uzun zamandan beri çocukların damak zevkine göre, onların fazla mırın kırın etmeyecekleri şekilde pişip hazırlanıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, hem çocuklara, hem bizlere ayrı yemek yapacak zamanım yok. Sağ olsun benimkiler de huysuz, öyle her şeyi yemiyorlar. Dolayısıyla bizim için en iyi çözüm bu oldu.

Kızın okula başlamasıyla birlikte ben de yeni baştan ilkokulu okur oldum. Hocalarla görüşmeye hep ben gittim, hep ben toplantılarımı ona göre ayarladım veya izin aldım. Okulda çocukların yaşadığı tüm problemleri dinleyip çözüm bulmaya çalıştım. Çocukların doğum günlerini organize etmek, hediyeleri ve lolly bagleri ayarlamak, davet edildikleri arkadaşlarına hediyeler almak hep bana düştü. Tatilleri organize etmek, çocukların bavullarını hazırlamak, sürekli "ben ne giyeceğim?" sorusuna cevap bulmak hep bana düştü.

Araba kullanırken onların istedikleri müzikleri dinledim yıllarca. Aç olduklarında arabanın içinde atıştırmalarına izin verdiğim için pis bir bakkal dükkanını andıran arabam için kocamın "bu arabanın hali ne, arada bir temizlesen ya" demesine maruz kaldım. Araba kullanırken sürekli arkadan yükselen sorulara, vızıldanmalara, kavgalara müdahale etmek zorunda kalıp eve kazan gibi kafayla geldiğim çok olmuştur.

Hasta olduğumda çocukları okula götürecek kimse olmadığından (babamızın saatleri uymadığından!) çocuklarla evde kalır, iki günde ayağa kalkabilecekken iyileşebilmem genelde daha uzun sürer.

Okul - ev - iş üçgenine birde çocukların okul dışı aktiviteleri de katılınca, taksicilik yeteneklerim de gelişmeye başladı. Kızın dansı, piyanosu, dershanesi, özel hocası; oğlanın futbolu, yüzmesi derken hafta sonlarım da getir götür işleri ile dolup taşar oldu. Diyeceğim o ki; kim ne derse desin bir çocuğun hemen hemen tüm sorumluluğu annenin üzerindedir.

Bundan iki buçuk sene evvel, kazara hamile kalmışım. Hatta yukarıda tarif ettiğim kargaşa içinde hamile olduğumu anlamam nerdeyse 2.5 ayımı aldı. Anlayıp, test ile hamileliği kesinleştirdiğim gün, daha eşime bile söylemeden klinikten bir kaç gün sonrasına kürtaj için günümü aldım.

Şüphesiz zor bir karar, fakat bir çocuğu yetiştirmek, büyütmek, adam haline getirmek korkunç emek, zaman, ilgi, para, sabır, yaratıcılık ve sevgi gerektiriyor. Doğrusunu söylemek gerekirse benim, şahsımın artık bir üçüncü çocuğa verecek olanaklarım yoktu, dolayısıyla aldırmam gerekiyordu. Akşam eşime söylediğimde tek sorusu "emin misin?" oldu ve kararıma saygı duyduğundan kürtaj gerçekleşti. Türkiye'deki kürtaj yasaklanmalı haberleri çıkana kadarda geçirdiğim kürtajı düşünmedim. Hala da, kendim için, en iyi ve en doğru kararı verdiğime inanıyorum.

Yanlış anlaşılmasın, anne olmaktan çok mutluyum. Onların sarılmaları, kahkahaları, öpücükleri olmadan asla yaşamamam. Anne olmak çok kutsal bir şey. Allah olmayanlara gani gani versin ama olup da daha fazla istemeyenlere elalemin adamları çıkıp "hayır, doğuracaksınız da, bakacaksınız da, büyüteceksiniz de" demesin! Demeye hakları yok ve olmamalı da. Buna ancak ona bakacak anne karar vermelidir, yeri geldiğinde babanın bile kararı değildir. Bir annenin de ilgisinden, alakasından, sevgisinden mahrum büyüyen bir çocuğun hiç kimseye hayrı dokunmaz.

İşin en acı tarafı da gelişmiş dünya ülkeleri nelerle uğraşıyor, canım Türkiyem nelerle uğraşıyor!
 

2012-06-29
Bu yazı 1656 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin