Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ben Şimdi Ne Dedim ki?

Çocuklar bir alem. Onlar laflarını hiç sakınmadan pat diye söyleyiveriyorlar. Olumlu, olumsuz fark etmiyor. Beklenmeyen bir anda, muazzam iltifatlarda bulunabildikleri gibi, insanı darmadağın edecek sansürsüz görüş bildirimleri de çıkabiliyor ağızlarından. Mesela benim oğlumda "düşündüğümü söylerim" mantığı düz vites ilerliyor.

Kaan kilolu birini gördüğünde, "Azıcık diyet yapsan iyi olur." diyebiliyor. Bunu hem de etüt için her gün gittiği çalışma atölyesinin sahibesine söylüyor. Dişleri dökülmüş arkadaşına "böyle hiç güzel görünmüyorsun." demekten çekinmiyor. Kırk yılın başı baberaber yemek yediğimiz bir aile büyüğümüze, "ağzını kapatarak ye ve ses çıkarma, rahatsız oluyorum." deyip beni komalara sokmakta bir mahsur görmüyor.

Önceleri şaşkınlıkla "amannn" oluyor, utanıp, kızarıyordum. Kızıp, iyice haşladığım da olmuştur. Her seferinde, ellerini iki yana açıp, kocaman gözleriyle, "ben şimdi ne dedim ki?" bakışları atan Kaan, tepkilerim karşısında aslında kötü bir şey demek istemediğini sadece gerçekleri ifade ettiğini anlamama yol açan açıklamalarda bulunmuştur. Ben insanları kırmamaya özellikle dikkat edip, nazik ve düşünceli olmaya tam gaz çabalarken oğlumun bu denli "direkt" olmasının sebeplerini aramadım değil. Ama neticede o küçücük bir çocuk.

Empatiyi öğretmek zor

Çocukların art niyetleri olmadığından sarf ettikleri kelimelerin kırıcı olabileceğini tabii ki düşünemiyorlar. Onlar sadece gördüklerini, duyduklarını dile getiriyorlar. Aslına bakarsanız tertemiz dünyalarından çıkan yorumlar her zaman bir gerçeklik taşıyor. Şişko, zayıf, güzel, çirkin, komik gibi yorumlarını da durduk yere söylemiyorlar. Üstelik akıldan geçeni direkt söyleyebilmek, zaman zaman bizim bile yapmak isteyip de yapamadığımız bir şey değil mi?

Örneğin; hangimiz çok istediğimiz halde karşımızdakine "Çok konuşuyorsun?" diyebiliyoruz. Ben de baktım ki, oğlumun yorumlarının ardı arkası kesilmiyor, her seferinde de ortamdan uçulamıyor; onunla bu gibi söylemlerinin insanları incitebileceğini anlatan konuşmalar yapmaya daha çok ağırlık verdim. Anladım ki, çocuklara empati kurmayı öğretmenin önemi, bu gibi durumlarda daha çok ortaya çıkıyor. "Sana böyle söyleselerdi ne hissederdin Kaan?" diye soruyorum. O, söylediklerinin haklılığını sonuna kadar savunsa da, sanırım kendini karşısındakinin yerine koymayı, onların duygularını anlayabilmeyi yavaş yavaş öğreniyor.
Onların empati kurma becerilerini geliştirmekten bahsederken bu becerinin kendimizde ne kadar gelişmiş olduğunu iyice bir anlamamız gerekiyor.

Pekiii kendi çocuğumuzla empati kuruyor muyuz? Kendimizi onların yaşına çekip, hissettiklerini, düşündüklerini anlamak için ne kadar emek ve zaman harcıyoruz? Dünyaya onların gözüyle baktığımızda neler görüyoruz? Biliyorum ki, empati kurmayı becerebilmek herkesle ama özellikle çocuklarımızla olan iletişimi, onların dünyasına girişimizi daha çok kolaylaştırıyor.

Çocuğunu anlayabilen anne-baba ona karşı daha anlayışlı olup, pozitif ilişkiler içine giriyor. Yumuşak ve açıklayıcı mesajlar daha çabuk algılanıyor ve biz daha faydalı olabiliyoruz. Anlamlı, anlatımcı, dışavurumcu ve etkileyici iletişim kurabilen anne-babaların çocukları ise ebeveynlerini daha kolay anlıyor ve işbirliğinin keyfine daha kolay varıyorlar. Ailede iletişim sorunu yaşamayan çocuklar çözümleri hep evlerinde, en yakınlarında arıyorlar. İşte bu kadar basit!

Kendime oğlumun gözleriyle baktığımda biraz fazla endişeli ve müdahaleci bir anne olduğumu görebiliyorum. Onun yerinde olsam  bende benim gibi nonstop "Ay ay ay dikkat et!" diyen bir anneye "Of, anne ya!" diye söylenirdim. Benim daha serinkanlı bir anne olmam onu daha rahatlatacaktır. Bu farkındalıkla konu üzerindeki çalışmalarıma aralıksız devam ederek çok hareketli çocuğumun "cool" annesi olmaya çalışıyorum. Benim girişken, konuşkan ve meraklı oğlum zaman zaman söyledikleriyle beni mahçup etse de içinden geldiği gibi konuştuğu,  aklından geçenleri olduğu gibi söyleyebildiği için mutlu da oluyorum. Cezayı bu gibi durumlarda da saçma buluyorum. Cezayı sevmiyorum, sistemden kabul etmiyorum. Kimse kusuruma bakmasın.

Çocuğu konuşmaktan, hareket etmekten kısıtlayacak, korku yaratan katı kuralları empoze edip, pısırık bir çocuk yetiştirmektense; daha uzun vadeye sağlam köklerle yayılmış, gözlem ve paylaşıma dayalı bir eğitimi bin kere tercih ediyorum. En azından bunu iyi yapabilmek için çabalıyorum. İşte bu yüzden çocukların konuşmalarını, soru sormalarını teşvik etmek taraftarıyım. Çocuklar konuşurken gereksiz müdahalelerde bulunarak onlara çekinceli iletişimi öğretmek yerine, kendilerini, fikirlerini, duygularını ifade ettikleri zaman kendine güvenen çocuklarımız olduğu için mutlu olmalıyız diye düşünüyorum.

Onlarla konuşun!

Uzun uzun konuşuyorum oğlumla. Çocuklardaki kavrama kapasitesinin enginliğini bildiğim halde, "beni anlıyor musun Kaan?" diye soruyorum, "kendini benim yerime koy lütfen." diye bastırıyorum. Takmıyor gibi yapıyor ama gün geliyor her şeyi sular seller gibi anladığını öyle güzel gösteriyor ki hareketleriyle... Sonra onu dinliyorum, gözlerimi gözlerine kilitleyerek pür dikkat dinliyorum. Önemsendiğini biliyor ya, neler anlatıyor neler...

Konuşun onlarla ki dinlemeyi ve bu yolla anlayabilmeyi öğrensinler. Dinleyin ki onlar konuşabilsinler. İşte o zaman empati kendiliğinden gelişecektir.

Sevgiye, huzurla, ümitle kalın.

Bebeğim ve Biz dergisi Temmuz 2009 sayısında yer almıştır.

2009-07-27
Bu yazı 1193 kere okunmuştur.

TezcanERDEMLİTezcanERDEMLİ

Emeğine sağlık, etkileyici bir konu.Ama nedense son zamanlarda bu empati kavramı, bana sanki, kişiyi kendi olmaktan uzaklaştırıyor gibi.Düşünsene çevrendeki herkesle empatik olduğunu Annenle, babanla, arkadaşınla, şişman teyzeyle...eeee?ben nerdeyim?Fikirlerim nerede?Ben, iyi insan olarak,onların da iyi olmasını istiyorum.Kısacası bu empatik olma işi bence çok sempatik değil Birey yaşantısında,konuşmalarında,eylemlerinde samimiyse, bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur.Ama iş, çocuk yetiştirmekte farklımıdır, onu da saygıyla sana, uzmana bırakıyorum.Olduğunu da zannetmiyorum.Sevgiyle kal, değerli yazılarını takip ediyorum.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin