Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ben Farklıyım, Farkında mısınız?

Annem beni başka çocuklarla kıyaslıyor. Onu memnun edemezsem, o çocuklar gibi olamazsam diye endişeleniyorum. Benim onlardan farklı olduğumu kabul etmek istemiyor. Oysa her çocuk, çocuk olmak dışında aslında birbirinden çok farklıdır. Yeteneklerimi ve beni tanıyor mu yoksa biliyor da farklı olmamı mı bekliyor bilemiyorum ama ben çalışıyorum elimden bu kadarı geliyor… Benden neden daha fazlasını bekliyor bilemiyorum…

Bazen beni değil de diğer çocuklarımı seviyor diye merak ediyorum! Oysa biliyorum beni çok sevdiğini… Kendi yapamayıp, hayal ettiklerini benim yapmamı bekliyor kimi zaman…

Beni dinlemesini, benim hissettiklerimi anlamasını bekliyorum. Bazen konuşmak yerine sadece bana bağırmakla her şeyin düzelebileceğini düşünüyor. Kimi zaman da ne yaparsam yapayım beni görmüyor. Bazen benimle ilgilensin diye özellikle onun istemediği şeyleri yapıyorum. Ceza alsam da bu benimle ilgilendiğini gösteriyor.

Beni var olanlarımla ve olacaklarımla kabul etmeyi deneyin… Göreceksiniz ki bende o zaman daha fazla çaba harcayacağım tabii yeteneklerim ölçüsünde…’
Bir çocuğun haykırışlarıyla başlamak istedim. Çoğu zaman biz yetişkinler çocuğumuzun farklılıklarından rahatsız olup, onu kalıpların içine sokmaya ve istediğimiz gibi olmaya zorluyoruz. Oysa her çocuk farklıdır. Her çocuğun kendine özgü yetenekleri ve becerileri , ilgileri, olayları algılayışı, yorumlayışı ve gösterdiği tepkileri vardır


Birkaç yıl önce okula uyum sağlamadığı ve derslerde öğretmeni dinleyip, düzeni bozduğu tarzında bir şikayetle öğretmeni tarafından yönlendirilen bir çocukla yaptığım görüşme ve uyguladığım zeka testi ile zeka düzeyinin normalden yüksek olduğunu saptadım. Oysa öğretmen ve aile çocuğun öğrenme güçlüğü çektiğini düşünmekteydi. Çocuk ise çok kolay algıladığı için derslerde ilgisi dağılıyor ve sıkılıyordu. Aile ve okul ile işbirliği sonucunda çocuğun okula olan ilgisi ve okul başarısı arttı.

Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın da okulda uyum sorunları yaşadığı, okul başarısının düşük olduğu ve konuşmasının geç olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
Zeka konusu ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler verebilmek için öncelikle zekanın tanımını yapalım…
Zekayı bireyin kalıtımsal olarak var olan yetenekleri ile çevresini algılaması ve anlaması buna bağlı olarak da çevreye uyum sağlayabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Öğrenebilme, öğrendiklerinden yararlanabilme, yeni durumlara uyum sağlayabilme ve çözüm yolları bulabilme zeki insan olabilmenin kriterleridir. Zeki insan bildiklerini ve öğrendiklerini işe çevirebilen ve amacına ulaşabilen insandır.
Kimi zaman insanların çocuklarının zeka puanlarını merak ettikleri ve kendilerini tatmin etmek için zeka testi yaptırmak istediklerine şahit oluyorum. Oysa çocuğun ne kadar zeki olduğu değil, hangi konularda zeki olduğu önemlidir. Harvard Üniversitesi Profesörlerinden Howard Gardner Çoklu Zeka Teorisi ile yedi çeşit zeka olduğundan ve bu yedi çeşit zekanın doğuştan her çocukta değişik düzeylerde bulunduğundan bahsediyor.

Gardner, 7 tip zekayı, dilsel zeka, görsel zeka, matematik zekası, harakete dayalı (bedensel) zeka, muzik zekası, kişilerarası (sosyal) zeka ve kişinin kendine dönük zekası olarak adlandırıyor. Çocuğun hangi tip zekaya sahip olduğu, ona nasıl bir eğitim verilmesi gerektiğini belirler.
Yedi Çeşit Zeka derken neler ifade ediliyor?
Dilsel Zeka

Konuşma ve yazma dilinde kelimeleri etkili ve akıllıca kullanma kapasite ve yeteneğidir. Bu tip çocukların kelime hazineleri çok geniştir. Masal, hikaye ya da fıkra anlatmaktan zevk alırlar. Okumayı, kelime oyunlarını ve bulmaca çözmeyi çok severler. Küçük çocuklar kendilerine kitap okunmasından ya da hikaye anlatılmasından hoşlanırlar. Kafiyeli kelimeleri bulup bunları kullanmaktan ve tekerlemeleri hızla söylemekten hoşlanırlar. Şair, yazar ve politikacılar gibi...

Görsel Zeka
Etrafındaki objeleri hayalinde canlandırma ve görme yeteneğidir. Bu tip çocuklar yaşıtlarından daha çok hayal kurarlar. Yap-boz, labirent gibi görsel faaliyetlerden hoşlanırlar. Yaşıtlarına kıyasla çizimleri ve resimleri çok güzeldir. Film, slayt gibi görsel gösterileri çok severler. Ressam, mimar gibi…

Mantıksal-Matematik Zekası
Numaraları akıllıca kullanma ve sebep sonuç ilişkisi kurabilme yeteneğidir. Her şeyin nasıl çalıştığını merak eder ve sorular sorarlar. Matematik en sevdikleri derstir. Matematikle ilgili oyunlar oynamak onlara çok zevkli gelir. Dama, satranç gibi düşündüren oyunları oynamaktan zevk alırlar. Mantığa dayalı yap-boz ya da matematik yetenek soruları çözmek çok hoşlarına gider. Bilim adamları, bilgisayar programcıları, matematikçiler…

Harekete dayalı (bedensel) Zeka
Kişinin kendisini ifade etmesinde bedenini (dans, mimik, pandomim) kullanma kapasitesi ve kişinin ellerini birşeyler yaratmakta ( heykel ya da seramik çalışmaları) kullanma yeteneğidir. Bu tip çocuklar çok hareketlidirler. Koşmayı, zıplamayı, güreşmeyi çok severler. Mimik ve hareketleri çok iyi taklit ederler. Eşyaları ya da benzer şeyleri parçalara ayırıp tekrar birleştirmeyi severler. Tahta oyma, dikiş dikme, örgü örme gibi el becerileri isteyen işlerde yeteneklidirler. Atletler, aktörler, dansçılar, heykeltıraşlar…

Müzik Zekası
Seslere hassaslık gösterme kapasitesi ve kendisini müzikle ifade etme yeteneğidir. Pek çoğunun güzel sesi vardır ya da güzel şarki söylerler. Müzik aleti çalmaya heveslidirler ya da çalıyorlardır. Müzik dinlemeyi sever, okul dışında öğrendikleri şarkıları söylemekten çok hoşlanırlar. Koro ya da buna benzer faaliyetlere katılmaktan zevk alırlar. Müzisyenler…

Kişilerarası (sosyal) Zeka
Başkalarının ruh hallerini, hislerini, duygularını, mizaçlarını anlama kapasitesi ve yeteneğidir. Liderlik özelliklerine sahip olan bu çocuklar arkadaşları arasında en popüler olan çocuklardır. Sosyal faaliyetlere katılmaktan zevk alırlar. Kulüplerde, organizasyonlarda, komitelerde yer almayı severler. Birden fazla yakın arkadaşları vardır. Başkalarına önem verir ve onlar için endişelenirler. Danışmanlar, öğretmenler, politik liderler…

İçsel Zeka
Kendini yönlendirme, idare etme ve kendini tanıma kapasitesidir. Bağımsız ve kendi başlarına buyrukturlar. İlgi duydukları şeyler ya da hobiler hakkında pek fazla konuşmazlar. Hislerini eksiksiz, abartmadan olduğu gibi söylerler. Düşünmeyi ve hayal kurmayı severler. Genelde tek başına çalışmayı ve oynamayı tercih ederler. Psikologlar, psikoterapistler…

Zeka tanımı ve zeka tiplerini kısaca anlattıktan sonra acaba bu zeka dediğimiz yeteneği ölçebilir miyiz? Bunun için pek çok zeka ölçen testler geliştirilmiş. Zekanın tanımından da yararlanılarak geliştirilmiş zeka testleri zekayı ölçmede önemli ve elle tutulur bilgiler vermesinin yanı sıra sadece teste dayanarak kişi ya da çocuğun zekası ile ilgili bilgi vermek çok doğru olmaz. Klinik gözlemde çok önemlidir. Çocuğun o andaki ruhsal durumunu da değerlendirmek ve göz önünde bulundurmak gerekir. Ayrıca testi uygulayanın bu konuda uzman olması, eğitim almış olması ve nötr olması testin geçerliliği açısından önemli kriterlerdir. Test uygulanırken standart koşullarında oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca zeka testi sonucunun aileye puan olarak söylenmesi çok doğru olan bir durum değildir.
Zeka testinin 6 yaş ve sonrasında daha sağlıklı sonuçlar verdiği gerçeği de unutulmamalıdır. Sadece anne baba olarak kendimizi tatmin etmek için çocuğumuza zeka testi yaptırmanın da doğru olmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Anne baba olarak çocuğumuzun davranışlarını gözlemlemeli, onları dinlemeye ve anlamaya çalışmalı ve onlarla kaliteli zamanlar geçirmeliyiz. Çocuğunuzu ve özelliklerini anne baba olarak sizden iyi kimse bilemez. Duygularla ya da kendi isteklerimizle şekillendirmek yerine onun olmak istediği halini kabullenip, bunu nasıl geliştirebileceğimizi düşünmeliyiz. Baskı ve zorlama ile kendi istediğimiz şekle sokmak yerine onun yaratıcılığını kullanmasına imkan vermeliyiz. Zayıflıklarını ve yeteneksiz olduğu durumları kabul etmeyi deneyin. Başarıya giden yolda en önemli olan şey kişinin sevdiği ve kendini yeterli hissettiği işi isteyerek yapmasıdır. İstemeden yapılan ve sadece çevresindeki insanları mutlu etmek için yapılan işlerde başarı şansı daha azdır. Bunu unutmayın…
Yetişkin terapilerimde anne babasının istediği mesleği seçtiği ve yapmak zorunda olduğu için mutlu ve başarılı olmayan kişilerle karşılaşıyorum. Ya da çalışması gerektiği halde ne yapacağını bilemeyenlerle…

Kimi zamanda mesleğini değiştirmeye karar verenlerle…
Kendi beklentilerimizi ya da hayallerimizi çocuğumuzun üzerinde baskı kurarak gerçekleştirmeye çalışmak ilerde mutsuz ve ruhsal açıdan sağlıksız yetişkinler yaratmamıza sebep oluyor. Her anne baba tabii ki çocuğunun iyi bir meslek sahibi olmasını ister. Ama önemli olan çocuğumuzun bizim istediğimiz mesleğe yeteneği olup olmadığında…

Günümüzde bilişsel zekanın yanı sıra duygusal zekanın da insan hayatında çok önemli olduğunun farkındayız. Hatta bilişsel zekadan daha önemli olduğu da çok sık vurgulanmakta…

Bu nedenle anne baba olarak çocuklarımızın duygusal zekalarının gelişmesine katkıda bulunmalıyız. Çocuklarımıza sorumluluk vererek sorumluluk almayı öğretmeliyiz.

Koruyucu ve bağımlı çocuklar yetiştirmek yerine mücadeleci ve kendine güvenli çocuklar yetiştirmeliyiz.

Çocuklarımızı gerekli durumlarda kendi karar vermesi için yüreklendirmeli, olaylara iyimser bakmayı öğretmeli, toplumsal hizmetlere katılmalarını sağlamalı, diğer insanlara yardım etmeyi, işbirliğinin ve dürüstlüğün önemini vurgulamalı, herhangi bir sorunla karşılaştıkları zaman sorunla nasıl baş edeceklerini öğretmeli, konuşma yeteneğinin gelişmesi için çocuklarımızla sohbet etmeli, davranışlarımızla örnek olmamız gerekiyor. Unutulmamalı ki çocuk, anne-babayı taklit ederek büyüyor.

Çocuğunuzun yeteneğini keşfedemiyor veya objektif olamıyorsanız bir uzmandan yardım alın…

Uzman Psikolog
Füsun Budak
www.bbdanismanlik.com.tr

www.psikologfusunbudak.com

2011-02-03
Bu yazı 1864 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin