Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Babamız İş Gezisine Gitti

Bundan yaklaşık 1.5 yıl önce, babamız 15 günlüğüne iş ile tatili birleştirip yurt dışına gitmişti. İlk önce 5 günlüğüne Londra'ya gidecek, oradan hazır Avrupa'dayken Türkiye'ye uğrayıp geri gelecekti. Ben haftanın 3 günü çalışmaya, Lara'da kreşe gitmeye devam edecektik.

Bu dönem, hayatımda geçirdiğim en zor ve en uzun 15 gün oldu. Eşimin ortadan kaybolması ile birlikte, hemen ertesi gün Lara'nın tüm dengesi alt üst oldu. Gündüzleri nispeten iyi idi, ne de olsa kızımız babasını çok fazla görmüyordu. Biri işte diğeri kreşte idi. Esas problem gece başlıyordu. Zaten yemekle arası hoş olmayan kızım 15 gün boyunca evde ağzına bir lokma koymadı, hatta yegane besin kaynağı olan sütü içmeyi de kesti. En kötüsü gece uykuları oldu. Gece yarısı bir uyanıyor, saat 4'lere kadar "baba, baba" diye ağlayıp duruyordu. İkinci gece belki daha rahat eder diye hemen Lara'yı bizim yatağa transfer ettim, ama yine aynı şeyi yapmaya devam etti.

Beşinci günün sonunda kızımın mutsuzluğuna daha fazla dayanamayıp psikoloğa götürdüm. Psikoloğun dedikleri son derece mantıklıydı ama gel de bunu daha iki yaşını bile doldurmamış bir çocuğa anlat. Psikoloğun dediklerine gore; bir çocuğun hayatında en önemli varlığı anne ve babasıdır, bazen dağılmış ailelerde veya yakın oturuluyorsa anneanne veya dede de anne ve babanın yerini tutabilir. Ne yazık ki sizin durumunuzda birden ortadan kaybolan baba'nın yerine geçebilecek herhangi başka bir aile bireyiniz yok. Sizin yapabileceğiniz tek şey Lara'nın hergün babası ile telefonda konuşmasını sağlamak ve babasının her seferinde "bak ben iş gezisine gittim ama çok yakında eve döneceğim, merak etme, seni çok seviyorum" demesini tembihlemek.

İnsan beyni geceleri saat 12'den sonra günün değerlendirmesi sayilabilecek bir konuma girermiş, dolayısıyla bu saatlerde uyanan bir insanın yeniden uykuya dalması daha uzun sürermiş. Aynı durum Lara içinde geçerliydi. Gece durum değerlendirmesine başlayan beyin "bugün baba görülmedi" sinyallerini gönderince Lara uyanıp , o gün babanın eksik olduğunun farkına varıyordu.

Psikolog; akşamları yatarken babasına ait bir t-shirt'ü battaniye gibi kullanmasina izin verin, eğer baktınız ki çok kötüye gidiyor, o zaman kocanızı birkaç gün erken dönmesi için ikna edin diye salık verdi.

Psikoloğun dediklerini harfiyen yerine getirmemize rağmen geriye kalan 10 günde ne yazık ki ne uyku düzenimiz, ne huysuzluğumuz, ne yemek problemimiz düzeldi. Taaa ki ben gözlerinin altı çökmüş, morarmıs bir durumda havalimanına gidip eşimi alana kadar. Daha o aksam Lara şikayetsiz yemek yiyip, sonra da sorunsuz olarak yatıp mışıl mışıl tüm gece uyudu, sanki hiç birşey olmamış gibi.

Benim anladığım, çocuk ne kadar küçük de olsa etrafındaki herşeyi algılayıp, alışılmışın dışındaki en ufak bir rutinden çok çabuk etkileniyor. Biz Lara ile, babamızı Avustralya'da bırakıp, Türkiye'ye seyahate gittiğimizde aynı şeyler olmuyor, belki de etrafında kuzenler, yeğenler, anneanne, dede ve babaanne olduğu içindir.

2006-08-23
Bu yazı 967 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin